SİYASETİN VE OY VERMEMENİN FIKHİ HÜKMÜ NEDİR?
Tarih: 12.3.2014 10:49:54
Alaettin KÖKSAL
Makalemizin başlığına, 77 milyon insanımızı ilgilendiren bir soru cümlesini koydum. Bu sorunun sahibi avam, muhatabı âlimlerimizdir. Bu sorumuza duyduklarıyla değil, kaynaklarıyla ve delilleriyle cevap verecek olan âlimlerimiz, Allah rızası için toplumu aydınlatmalıdırlar. Bu hususta bildiklerini saklar, dünyevilik endişelerinden dolayı konuşmaktan sakınırlarsa veya delilsiz kaynaksız menfaatlerine geldiği gibi konuşur ve yazarlarsa yarın kıyamet gününde kendilerine ateş dokunacağını ve kul hakkına gireceklerini unutmadan bu konunun üzerinde teferruatlı bir şekilde durarak doğruyu delilleriyle kamuoyuna açıklamalıdırlar.

Avam tarafından sorulan, bir takım itikadı, ameli, içtimaı ve siyasi sorulara cevap vermek üzere, televizyon ekranlarından internet sayfalarından tutarlı, tutarsız, bilgisiz belgesiz, bir şekilde fetvalar vererek, avamı doğru, yanlış bilgilerle çatıştıran âlim bozuntusu kişilere dur diyecek âlimlerimiz yok mudur, varsa niçin susuyorlar.

Siyasetle ilgilenmek veya siyasetin dışında kalmak, siyasi partilere oy vermek/vermemek fıkhen farz, vacip, sünnet, müstehap, haram, mekruh mudur? Bu hususta piyasada, delilli, delilsiz birbirinden farklı birçok görüş ileri sürülmektedir.

Siyaset, Arapça bir kelimedir, sözlükteki karşılığı, at eğitimi anlamına gelmektedir. Istılahı manası, devlet işlerini yürütme, düzenleme, yönettiği topluma faydalı hizmet yapma faaliyetidir. Bu tarife göre bazı âlimlerimiz. ?Siyaset, farz-i kifaye gibidir. Siyaset görevini hakkıyla yapanlar olursa, diğer insanların siyaset yapmalarına gerek yoktur. Ancak siyaset hakkıyla yapılmıyorsa, bu alan boş bırakılırsa bu alanı doldurmak tüm müslümanların üzerine farz-ı ayın olur? denilmektedir.

Siyasetin özünde mevcut olan güç kullanma ve yönetme unsurunu günümüzde oy verme ile öne çıkarılmaktadır. İşi ehline vermek için, oy vermenin önemli bir görev olduğu halde, bu görevi isabetli, isabetsiz yerine getiren/ getirmeyenler, fıkhen ne gibi bir sorumluluk altına girdiklerini âlimlerimiz açıkça söylemelidirler.

Piyasada âlim, hoca, diye tanınan bazı kişilere göre, günümüzdeki siyasi yapılanmayı kabullenmek, oy vermek, haramın ötesinde küfürdür diyecek kadar ileri gitmektedirler. Gerekçelerini de özetle şu şekilde ifade etmektedirler. Maide süreside gecen ? Allah?ın hükümleriyle hükmetmeyenler, kâfir, fasık ve zalimdirler? ayrıca şu hususları ileri sürüyorlar ?seçilen milletvekilleri Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalacaklarına yemin ediyorlar, anayasanın değişmez ilkelerine dokunamıyorlar, o ilkelere aykırı hiç bir kanun çıkaramıyorlar?
Bu gibi benzeri şeyleri gerekçe göstererek fetvalar veren kişilere, diğer bir kısım âlim veya hocalar, şöyle cevap vermektedirler. ?İslam fukahasının yeminle alakalı iki görüşü vardır. Yüce Allah?ın (CC) ismi ile yapılan yemin caizdir. Yüce Allah?ın sıfatlarını kullanmadan yapılan yemin caiz değildir. İş böyle olduğuna göre, siyasilerin ve devlet memurlarının Yüce Allah?ın ismini anmadan yaptıkları yemin caiz değildir. Buradaki şart, yapılan yemine inanarak Yüce Allah?a şirk koşmamaktır.

Bu fetvalar ışığında siyaset ve memurluk yapanları küfürle itham etmek doğru değildir. Siyasetten uzak durmak, oy vermemek, devlet yönetiminde görev almamak suretiyle, meydanı hırsızlara, soysuzlara, arsızlara, beceriksizlere, korkaklara, bırakarak, ülkemiz üzerinde hain emeli olan, şer güçlerin işlerini kolaylaştırmak haramdır? diyorlar.?


Ayrıca; ?Kur?an ayetlerini ve hadisi şerifleri kendi hevalarına göre yorumlayarak müslümanların inanç birliğini bozmaya çalışmak, şer güçlerin ekmeğine yağ sürmek olur. Bugünkü duruma göre oy vermek siyaset yapmak yanlıştır, haramdır, hatta küfürdür gibi fikirleri ileri sürenlere karşı ses çıkarmayanlarda, şer güçlerin değirmenine su taşımış olurlar? ifadelerini de kullanmaktadırlar.

Âlimlerimize soruyorum, günümüzde ki siyasi yapılanma, oy verme, müslümanların maslahatına (faydasına) değilmidir? Maslahatla alakalı Kur?an, sünnet, icma, kıyas ve istihsan (güzel görmek) içinde bir delil bulunmuyorsa, âlimlerimizin içtihat etmeleri caiz olduğuna göre, bu konular hususunda neden açık bir şekilde içtihat edemiyorlar?

Konumuzla alakalı maslahat ve istihsan kelimelerinin ne anlama geldiği hususunda âlimlerimiz şöyle bir açıklamada bulunuyorlar. ?Hanefi fukahası, İslam?ın ruhuna aykırı olmayan maslahatlar (faydalı işler) için, şer-i bir delil ( kur?an, sünnet, icma, kıyas ve istihsan) yoksa bu hususta müçtehidin hüküm çıkarmasına maslahat-ı mürsele demişlerdir. Devletin başına bir başkan olması insanların maslahatınadır. Başkanın seçilmesi Kur?an ve sünnetle belirlenmediği için içtihat yapılmıştır. Nitekim sahabe dönemindeki, halifelerin secimi farklı içtihatlarla olmuştur.

Bugün yöneticiler secimle belirtildiğine göre, insanlar oylarını ne için kim için kullanırlarken ülkenin milletin ve dinin menfaatlerini düşünerek kullanmalıdırlar. Kur?an ve sünnete aykırı olmayan, bazı pratik ve teknik bilgileri gayrimüslimlerden almak ve kullanmak günah değildir. Nitekim Hz. Selman-i Farisi?nin teklifiyle, Mecusilerin şehir savunması için uyguladıkları, hendek açma stratejini, Hz. Peygamberimiz (SAV) hendek harbinde uygulamıştır.

Günümüzde kullandığımız televizyon, internet sair teknik araçların kendileri günah değildir. Bu ve benzeri hizmet araçlarını harama alet ederseniz haram işlemiş olursunuz. İstihsan: bir şeyi güzel yapmak, müçtehidin daha önce güzel gördüğüne göre verdiği hükmünden vaz geçerek değişen şartlara göre daha güzelini görerek yeni bir hüküm vermesidir.?

Bu ve benzeri açıklamaların ışığında bazı âlimler ve bilginler bugünkü şatlara göre, siyaset yapmanın ve oy vermenin bazı şartlarını özetle ve kısaca şu şekilde sıralamaktadırlar.
1-Ana gaye dine ve dine uygun olarak millete ve ülkeye hizmet etmektir. Her ne pahasına olursa olsun, hakkı üstün tutarak yalan söylemekten kaçınmaktır.
2- Hiçbir bir kişi kurum, cemaat, parti ve tarikatın beşeri düşüncesine ve dünyevilik menfaatine göre değil, İslam inancına göre hareket etmeye gayretli olmaktır,
3- Kim olursa olsun, ister mazlum, ister mağdur, ister zalim daima haklının yanında durup hakkını alıncaya kadar mücadele etmekten geri durmamaktır.
4- Tebliğ ve davet görevini yaparken İslam?ın emrettiği ahlakı kuralara uyarak usul ve üslubumuza dikkat etmek, hizmet verirken adil ve tarafsız olmaya özen göstermektir.

Değerli okuyucularımız, bazı meseleler hakkında sorulan soruları ve verilen cevapları özetleyerek aktarmaya çalıştım. Affınıza sığınarak sizlere İslam kardeşliği içinde bir tavsiyede bulunmak istiyorum. Mensubu olduğunuz İslam?ın siyasi, sosyal, ekonomik, hukuki, kültürel ve diğer alanlarındaki bakışını öğrenmek istiyorsanız, mutlaka ehlinden sorup öğreniniz ve ehli olan insanların eserlerini okuyarak kendinizi geliştiriniz.

Soru sormaktan çekinmeyiniz. Sahabe-i kiram akıllarına takılan meseleleri Hz. Peygamberimize sormasalardı, bizler bugün ve gelecekte çok sıkıntılar çekerdik. Kadınlarla alakalı en mahrem konular hakkındaki fıkhi meseleleri öğrenmek için, Hz. Peygamberimize (sav) soru sormaktan çekinmeyen Ensar kadınları hakkında ?Siz ne hayırlı kadınlarısınız? buyurmuşlardır.

Bende sizin adınıza ehli olan âlimlere ilahiyat profesörlerine, mürşitlere, ehliyetli hocalara ve diyanet işleri başkanlığımıza soruyorum. Ülkenin yönetilmesine talip olan siyasi patilerin, halka hizmet için kurulan dernek ve vakıfların, kurulmaları İslam dini açısından bir sakıncası varmıdır. Bu kuruluşlar, maslahat mıdır?
Kurulmuş ve kurulacak olan, partiler, dernek, vakıf ve sair kuruluşlar insanların maslahatına ise bu kuruluşlara üye olmak, herhangi bir partiye oy vererek, iktidara taşımanın fıkhı hükmü nedir? Oy vermek maslahat mıdır? Bu maslahatı müslüman hangi şartlarda altında kullanmalıdır. Şartlar değişince istihsan yapılabilir mi?

Suya sabuna dokunmayan konular hakkında konuşmayı herkes yapar. Âlimin görevi milleti rahatsız eden bu gibi ve benzeri konular hakkında net fetvalar vermektir. Avamın soru sorması, âlimin fetva vermesi kadar sorumluluk taşıyan bir görevdir. Hadisi şerifte ? ilim bir hazinedir, anahtarı sualdir. Sual sorun ki, Allah (cc) size rahmet etsin? buyurulmaktadır.
11/Mart/ 2014
 
Anahtar Kelimeler:
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
NİYET HAYIR, AKIBET HAYIR. (02 Eylül 2019 - Pazartesi)
MUHTEREM DEVLET BAŞKANIM. (20 Ağustos 2019 - Salı)
SİYASETNAME VE SİYASET (28 Mayıs 2019 - Salı)
DOSTUN ATTIĞI GÜL YARALAR BENİ (09 Mayıs 2019 - Perşembe)
ABD, SURİYE DEN ÇEKİLİYOR MU? (31 Aralık 2018 - Pazartesi)
MARİFET İLTİFATA TABİDİR. (20 Kasım 2018 - Salı)
SUÇ VE CEZA, ADALET, HAKKANİYET VE AF. (29 Eylül 2018 - Cumartesi)
MÜSLÜMAN MİLLET, ZALİMLERE BOYUN EĞMEZ. (18 Ağustos 2018 - Cumartesi)
KUR´AN RAFTAN İNMELİ MASAYA HÂKİM OLMALI (04 Ağustos 2018 - Cumartesi)
KADERE İMAN EDEN, KEDERDEN EMİN OLUR. (29 Haziran 2018 - Cuma)
SABIR; BARIŞA VE ZAFERE AÇILAN KAPIDIR. (17 Şubat 2018 - Cumartesi)
NANKÖR SİYONİSTLER OSMANLIYA BİTTİ DİYEMEZ! (03 Ağustos 2017 - Perşembe)
“MARUL 50 KURUŞ” (09 Temmuz 2017 - Pazar)
ENİDEN BÜYÜK TÜRKİYE İÇİN EVET (04 Mart 2017 - Cumartesi)
TESETTÜR YÜCE ALLAH´IN EMRİDİR. (11 Eylül 2016 - Pazar)
ER REFİK KABLE´T TARİK (06 Mayıs 2016 - Cuma)
ÖZGÜRLEŞMENİN YOLU ŞEFFAFLIKTAN GEÇER (30 Nisan 2016 - Cumartesi)
İSLAM DÜŞMANI İMANSIZLARDAN DOST OLMAZ (16 Mart 2016 - Çarşamba)
EY MANAHO YÜRÜYEN MAKRİ İNSAN! (24 Aralık 2015 - Perşembe)
AĞIR MAKALE (2) (11 Ekim 2015 - Pazar)
DÜŞÜNEBİLEN İÇİN, AĞIR MAKALE (1) (03 Ekim 2015 - Cumartesi)
RÜZGÂR EKEN FIRTINA BİÇER. (26 Temmuz 2015 - Pazar)
SABRIN SONU SELAMETTİR (29 Ocak 2015 - Perşembe)
YILIN SONU, YILIN BAŞI NASIL KUTLANMALI (28 Aralık 2014 - Pazar)
ZİNANIN HER TÜRLÜSÜ SUÇ SAYILMALIDIR. (22 Eylül 2014 - Pazartesi)
SAADET PARTİSİ KENDİNE YAZIK EDİYOR. (29 Temmuz 2014 - Salı)
EY ÜMMET-İ MUHAMMED! (24 Haziran 2014 - Salı)
BAŞI DUMANLI TÜRKİYEM (29 Mayıs 2014 - Perşembe)
MİLLETİN SEVDİĞİ DÖRT SİYASİ LİDER, (09 Nisan 2014 - Çarşamba)
BAŞBAKAN?IN YANINDAYIM. (19 Ocak 2014 - Pazar)
İNSAN ŞEREF VE ONURUNU KORUMALIDIR. (07 Mart 2013 - Perşembe)
EY SİYONİSTLER! DÜNYAYI SAHİBSIZ SANMAYINIZ. (12 Aralık 2012 - Çarşamba)
KÜRT KARDEŞLERİMLE HASBİHAL (15 Kasım 2012 - Perşembe)
KİBİR KULESİ, TEVAZU OVASI.. (01 Kasım 2012 - Perşembe)
Siyaset alanında derin hareketlenmeler (03 Ağustos 2012 - Cuma)
İnsan Hayatı Nehir Gibidir (01 Temmuz 2012 - Pazar)
Lafla Peynir Gemisi Yürümez (24 Nisan 2012 - Salı)
Ben de 28 Şubat Mağduruyum (08 Mart 2012 - Perşembe)
Müslümanlar Nerede Nasıl Vuruluyor? (14 Aralık 2011 - Çarşamba)
Ben Köyümü Seviyorum (28 Temmuz 2011 - Perşembe)
Sayfa:
SAYFA EDİTÖRÜ

Trabzon için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:51 07:37 12:34 14:54 17:13 18:46
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar

 

/resimler/2015-5/15/1603147087579.jpg
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi