MİLLETİN SEVDİĞİ DÖRT SİYASİ LİDER,
Tarih: 9.4.2014 22:48:41
Alaettin KÖKSAL
Başbakanlık yapmış, ülkenin ve milletin milli menfaatleri için, birbirinden farklı bedeller ödeyen, bu dört siyasi liderle birlikte, merhum Alparslan Türkeş ve merhum Muhsin Yazıcıoğlu?nu, ayrıca tarihi kahramanlarımızı, İstiklal harbimizin komuta kademesini gazi ve şehitlerimizi milletimiz gönülden seviyor.

Tarih boyunca bu aziz milletin milli ve manevi değerlerine, manevi önderlerine, haksız bir şekilde saldıranları, baskı ve dayatmalarda bulananları, milletimiz sevmiyor sevmeyecektir. Bu sevgi ve sevgisizliğin nedenleri doğru bir şekilde anlatılıp yazılmadığı için, üzülerek ifade edelim ki, nesilden nesille aktarılan bilgilerin doğruluğu ve yanlışlığı tartışılıyor ve tartışılmaya devam edecektir. Sırası gelmişken, şu hususu belirtmekte fayda vardır. Üzülerek ifade edelim ki yakın tarihimizi doğru bir şekilde, gelecek nesillerimize aktaran gerçek bir tarihimiz yoktur. Tarih kitabi yazan kişiler, yaşanan olayları, tarihi şahsiyetleri ve siyasileri kendi ideolojik pencereleri doğrultusunda yazdıklarından, gençlerin tarihe olan inançları yok olmakta veya bu beylerin ideolojilerine esir olmaktadırlar. Hal böyle olunca, ister istemez gençler arasında gerilimler meydana gelmekte, dolayısıyla ülkemiz ve milletimiz zarar görmektedir. Yaşanan ve yaşadığımız siyasi, askeri, ekonomik, kültürel olayları, maddi ve manevi hiçbir şeyin tesiri altında kalmadan, gerçekleri olduğu gibi yazabilen tarihçiler, geçmişte yaşanan hataların tekrar tekerrür etmemesinin önüne geçerek, gelecek nesillere ışık olabilirler. Unutmayalım ki, ülkemizin sosyal, siyasal ve ekonomik barışına en büyük katkıyı sağlayacak olanlar gerçekleri yazan tarihçilerimiz ve aydınlarımız olacaktır.

Bu azız millet tarih boyunca esareti kabul etmediği için duygusaldır. Dinine, vatanına, milletine, bayrağına, devletine, mukaddes değerlerine âşıktır. Dünyalarla değiştirilmesi mümkün olmayan manevi değerlerine saygı duymayan hain şer güçlere duyduğu derin öfke ile kendisi gibi müslüman olan, lakin anlamadan bilmeden şuursuzca bu ulvi değerlere saygı duymayanlara karşı yükselen bir öfkesi vardır. Milletin derin öfkesini anlamak isteyenler, Şer güçlerin ve onların uzantısı ve piyonu olan bazı kimliksizlerin, Dinimiz İslam?a, İlahi kitabız olan Kur?an-a, Peygamberimiz Hz. Muhammed?e (sav) tarih boyunca ve hala yaptıkları alçakça hakaretlerin nedenlerini bağımsız akıl ile düşünmek yeterli olacaktır.

Ayrıca tarihi şahsiyetlerimize, yukarıda adlarını zikrettiğim, milletin sevdiği siyasi liderlerimize, hangi iç ve dış güçlerin saldırdığına bakmalıdırlar. Bu insanları millet sevdiği halde, şer güçlerin ve onların iç uzantısı maşaların bu insanları neden sevemediklerinin nedenlerini alt alta sıralayabilirseniz, milletin öfkesini kolayca anlayabilirsiniz. Tarih boyunca kurduğumuz devletleri mertçe mağlup edemeyenler kalleşlikle yıkmaya çalıştılar. Lakin başaramadılar, yaptıkları her hain hamle, millet tarafından püskürtüldü. Merhum menderes Ezanı Türkçeden aslına çevirdiği, Bağdat paktını imzaladığı ve ülkenin maddi ve manevi kalkınmasına önem verdiği için idam edildiğini artık hiç kimse inkâr edemez. Merhum Özal?a yapılan suikast ve şaibeli ölümü, Erbakan Hocanın hayatı boyunca siyası yasaklardan kurtulmadığını, Sayın Erdoğan?a 12 yıldır yapılan operasyonların, arka planında hangi dış şer güçlerin ve iç uzantılarının kimler olduğu, kamuoyuna açıklanmasa da, millet olup biten birçok şeyi biliyor ve ona göre davranıyor. Son kurduğumuz T.C. devletini batılı şer güçlere karşı diz çöktürmek için, bu aziz milleti manevi köklerinden koparmak hususunda her türlü çirkin oyunu oynadılar ve oynuyorlar. 1960 darbesinden sonra, heveslenen şer güçler, beklemedikleri bir anda, 1969 tarihinde makine profesörü olan Necmettin Erbakan, siyaset meydanına çıkarak şer güçlerin ve uzantılarının heveslerini kursaklarına bırakmıştır. Özetle Türkiye ve dünya kamuoyuna şöyle sesleniyordu ?Ülkem de batıl şeyler konuşuluyorsa, bundan böyle hak olan şeylerde konuşulacaktır. Ülkemde yeniden yerli ve milli olan siyasi ve ekonomik istiklal mücadelesi verilecektir? diyerek ülkemizde yeni bir siyasi dönemin başlangıç meşalesini yakmıştır.

Merhum Erbakan hoca sarsılmaz bir iman ve azimle, insanları yönetilmeye değil yönetmeye davet ediyordu. Bu anlamlı daveti anlayanlar, Erbakan Hocaya ?BİR ÇİÇEKLE BAHAR GELMEZ? diyorlardı. Bu ezilmiş ve horlanmış insanlara ?EVET, BİR ÇİÇEKLE BAHAR GELMEZ, AMA HER BAHAR BİR ÇİÇEKLE BAŞLAR? cümlesiyle insanların ümitlerini canlandırıyordu. Merhum Erbakan Hocamız, iç ve dış baskılara, her türlü siyasi engellere rağmen, milletin özünde var olan, değişmeyen yeninin, şaşmaz ilkelerini yeniden müslümanların belleğine yerleştirerek son nefesine kadar azimle ve gayretle çalışarak, Rahmet-i Rahman?a kavuşmuştur. Mekânı cennet olsun âmin. Merhum Erbakan Hoca hayatı boyunca, hiç kimsenin burnunu kanatmadan, midelerini bulandırmadan, hakaret etmeden, nazikçe ve tutarlı bir şekilde yaptığı yerli ve milli siyasi çalışmalarına sessiz devrim diyebiliriz. Bu sessiz devrimin, iç ve dış siyasi ayağını, sosyal, ekonomik ve kültürel mücadelesini bir makalenin içinde yazmak mümkün değildir.

Sessiz devrimin başlangıç ilkesi ?ESSELAMUN ALEYKÜM AZİZ VE MUHTEREM KARDEŞLERİM? cümlesidir. Bu cümlenin o günkü şartlarda 5 atom bombasından daha tesirli olduğunu bugünkü gençlerimiz anlayamayabilirler. O günkü şartlarda siyaset meydanlarında devlet dairelerinde selam vermek kimin haddine idi. Bu cümle Anadolu insanını düşündürüp duygulandırırken, şer güçlerin ve iç uzantılarının nefeslerini kesiyordu. Merhum Erbakan Hoca, sessiz devrimin ilkelerini sırasıyla halka anlatıyordu. Önce ahlak ve maneviyat anlayışıyla milleti yönetime katarak söz sahibi yapıyordu. Süratli yaygın kalkınma ile Türkiye?nin dengeli büyümesine önem vererek, sosyal barışın temellerini atıyordu. Ağır sanayi ve ileri teknoloji hamleleri ile ülkenin yerli ve milli üretimine önem veriyordu. Batı ve doğu bloklarına karşı, İslam Birleşmiş Milletler teşkilatını İslam ortak Pazarını, İslam savunma paktını, İslam kültür işbirliğinin kurulmasını, İslam ortak para birimine geçilmesinin alt yapılarını oluşturmuştur. Bu çalışmaların üst kimliği olan D?8 projesini de hayata geçirerek sessiz devrimin ana ilkelerini üç başlık altına toplayarak ? YAŞANABİLİR BİR TÜRKİYE, YENİDEN BÜYÜK TÜRKİYE, YENİ BİR DÜNYA? adıyla Türk milletinin ve İslam dünyasının kurtuluş planı olarak bizlere miras bırakmıştır. Bu durum karşısında şaşıran şer güçler, Erbakan hocayı yakından takip etmeye çalıştılar. Erbakan Hocaya engel olmak için akla hayale gelmeyen iftiralarla, siyasi yasaklamalarla, parti içi istifa operasyonlarıyla daha birçok şeyle engel olmaya çalıştılar. Merhum Erbakan hoca güçlü imanı ve sabrıyla, derin ferasetiyle önüne konulan her bir engelli farklı metotlarla aşmasını bilmiştir. Şer güçler, yaptıkları her hamlede mağlup olunca, Son olarak Erbakan hocaya talebeleriyle engel olmaya kalkıştılar. Ama nafile kurdukları tuzağa kendileri düştüler. Kurulan tuzağa alet olanlar da ne olup bittiğini anlamadılar. Ancak tuzağın kurucuları bir sefer daha Hocanın engin ferasetine mağlup oldular.

Erbakan Hocanın vefatından sonra işlerinin kolaylaştığını düşünen şer güçler, Sayın Başbakan?ın bundan böyle merhum Erbakan Hocanın taşıdığı manevi yükü taşıyacağını anlayamadılar. Türkiye?nin maddi ve manevi kalkınmasını önlemek için, yıllarca Erbakan Hocaya karşı hazırladıkları ama bir türlü cesaret edip devreye sokamadıkları, soktuysalar da başarılı olmadıkları, F. Gülen hareketini Sayın R. Tayyip Erdoğan?ı yıpratmak için devreye soktular. Kim ne derse desin bu operasyon, Erbakan Hocanın sessiz devrimine ve talebelerinin şahsinde T.C devletine ve milletine yapılan sinsi bir operasyondur. Bu operasyon vatana ihanettir, dost görünümlü kalleşliktir. Bu operasyondan herkes dersini almalıdır. Dıştan destekli içten bağlantılı bu operasyonu hayırlı yöne çevirmek zannedildiği kadar zor değildir. Yüce Allah (cc) ?Sizin hayır bildiklerinizden şer, şer bildiklerinizden hayır çıkar? buyurmaktadır. Şer gibi gözüken bu operasyon iyi yönetilirse bundan hayırlı neticeler elde edilebilir. Bu işten hayırlı netice almak için, öncelikle sabırlı gayretli, azimli ve ferasetli olmak lazımdır.

Anahtar Kelimeler:
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
NİYET HAYIR, AKIBET HAYIR. (02 Eylül 2019 - Pazartesi)
MUHTEREM DEVLET BAŞKANIM. (20 Ağustos 2019 - Salı)
SİYASETNAME VE SİYASET (28 Mayıs 2019 - Salı)
DOSTUN ATTIĞI GÜL YARALAR BENİ (09 Mayıs 2019 - Perşembe)
ABD, SURİYE DEN ÇEKİLİYOR MU? (31 Aralık 2018 - Pazartesi)
MARİFET İLTİFATA TABİDİR. (20 Kasım 2018 - Salı)
SUÇ VE CEZA, ADALET, HAKKANİYET VE AF. (29 Eylül 2018 - Cumartesi)
MÜSLÜMAN MİLLET, ZALİMLERE BOYUN EĞMEZ. (18 Ağustos 2018 - Cumartesi)
KUR´AN RAFTAN İNMELİ MASAYA HÂKİM OLMALI (04 Ağustos 2018 - Cumartesi)
KADERE İMAN EDEN, KEDERDEN EMİN OLUR. (29 Haziran 2018 - Cuma)
SABIR; BARIŞA VE ZAFERE AÇILAN KAPIDIR. (17 Şubat 2018 - Cumartesi)
NANKÖR SİYONİSTLER OSMANLIYA BİTTİ DİYEMEZ! (03 Ağustos 2017 - Perşembe)
“MARUL 50 KURUŞ” (09 Temmuz 2017 - Pazar)
ENİDEN BÜYÜK TÜRKİYE İÇİN EVET (04 Mart 2017 - Cumartesi)
TESETTÜR YÜCE ALLAH´IN EMRİDİR. (11 Eylül 2016 - Pazar)
ER REFİK KABLE´T TARİK (06 Mayıs 2016 - Cuma)
ÖZGÜRLEŞMENİN YOLU ŞEFFAFLIKTAN GEÇER (30 Nisan 2016 - Cumartesi)
İSLAM DÜŞMANI İMANSIZLARDAN DOST OLMAZ (16 Mart 2016 - Çarşamba)
EY MANAHO YÜRÜYEN MAKRİ İNSAN! (24 Aralık 2015 - Perşembe)
AĞIR MAKALE (2) (11 Ekim 2015 - Pazar)
DÜŞÜNEBİLEN İÇİN, AĞIR MAKALE (1) (03 Ekim 2015 - Cumartesi)
RÜZGÂR EKEN FIRTINA BİÇER. (26 Temmuz 2015 - Pazar)
SABRIN SONU SELAMETTİR (29 Ocak 2015 - Perşembe)
YILIN SONU, YILIN BAŞI NASIL KUTLANMALI (28 Aralık 2014 - Pazar)
ZİNANIN HER TÜRLÜSÜ SUÇ SAYILMALIDIR. (22 Eylül 2014 - Pazartesi)
SAADET PARTİSİ KENDİNE YAZIK EDİYOR. (29 Temmuz 2014 - Salı)
EY ÜMMET-İ MUHAMMED! (24 Haziran 2014 - Salı)
BAŞI DUMANLI TÜRKİYEM (29 Mayıs 2014 - Perşembe)
BAŞBAKAN?IN YANINDAYIM. (19 Ocak 2014 - Pazar)
İNSAN ŞEREF VE ONURUNU KORUMALIDIR. (07 Mart 2013 - Perşembe)
EY SİYONİSTLER! DÜNYAYI SAHİBSIZ SANMAYINIZ. (12 Aralık 2012 - Çarşamba)
KÜRT KARDEŞLERİMLE HASBİHAL (15 Kasım 2012 - Perşembe)
KİBİR KULESİ, TEVAZU OVASI.. (01 Kasım 2012 - Perşembe)
Siyaset alanında derin hareketlenmeler (03 Ağustos 2012 - Cuma)
İnsan Hayatı Nehir Gibidir (01 Temmuz 2012 - Pazar)
Lafla Peynir Gemisi Yürümez (24 Nisan 2012 - Salı)
Ben de 28 Şubat Mağduruyum (08 Mart 2012 - Perşembe)
Müslümanlar Nerede Nasıl Vuruluyor? (14 Aralık 2011 - Çarşamba)
Ben Köyümü Seviyorum (28 Temmuz 2011 - Perşembe)
Sayfa:
SAYFA EDİTÖRÜ

Trabzon için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:51 07:37 12:34 14:54 17:13 18:46
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar

 

/resimler/2015-5/15/1603147087579.jpg
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi