Yılmaz KESKİN


ÇAYKARA SÖZ VARLIĞINDA KAVAL, PAÇAN, SENEK ve KUNKUNA KAVAL

--------------------------


Çaykaramızda “kaval”, kemençeden ve diğer müzik aletlerinden çok daha önceden vücut bulmuş bir Türk müzik aletidir. 2. Yüzyılın başlangıcı temel alındığımda günümüzden 2019-99=1920 yıl önce, 2. Yüzyılın son yılı temel alındığında günümüzden 2019-199=1820 yıl önce Türkler tarafından kullanıldığı anlaşılmaktadır.  Yokluğun ve yoksulluğun tavan yaptığı dönemlerde yardımlaşma ve dayanışma ile güçlüklerin üstesinden gelinmiş, “kaval” kolay taşınır bir müzik aleti olarak ırgatlık durumlarda, asker uğurlamalarda, kom, yaylalardaki seyirlerde, düğünlerde halkın fiziksel ve zihinsel yorgunluğu “kaval” ezgileriyle giderilmişti. Onun için “kavalı çalanlar, omuzlar üzerinde taşınır, kendine ait işleri daha bir özenle yapılırdı.

M.Ö. II. yüzyılda, görevli olarak Türk âlemine yollanan bir Çin generalinin dönüşünde, Türklerden alıp getirdiği çalgılarla sarayında bir müzik takımı kurdurup Türk melodileri çaldırdığı çeşitli kaynaklarda yer almaktadır. Bu sazlardan birinin “Hou Kya” adında, ileriden boynu dönük, üzerinde perde delikleri bulunan ve müthiş sesiyle ün yapmış bir üflemeli çalgı olduğu yine aynı kayıtlardan anlaşılmaktadır. Bu Türk çalgısının Hunlar ve Kök Türkler döneminde kullanıldığı bilinmektedir. Bunun yanı sıra devletin resmi çalgılarında olan boru, ayrıca sıbızgı, kaval ve flüt çeşitleri diğer üflemeli çalgılar arasında yer almıştır[1]. Bu olay  2. Yüzyılın başlangıcı baz alındığımda günümüzden 2019-99=1920 yıl önce, 2. Yüzyılın son yılı baz alındığında günümüzden 2019-199=1820 yıl önce  olduğu anlaşılmaktadır. 

Nogay Türklerinin hayatındaki bütün önemli günlerde, bayramlarda şarkılar söylenir, öğüt veren türküler dinlenir, ozanlar arasında yarışmalar yapılır. Çünkü şiir ve müzik arasında sıkı bir bağ vardır. Nogay Türklerinin müzik aletlerinin çoğu günümüze kadar gelmemiştir. Mevcut olanlar ise, kobız, dombra, dutar, sıbızgı, “kaval”, karnay, zurna ve davulbaz vs.dir[2].

PAÇAN (Maraşlı)

Beçenek -Peçenek: Divanü Lûgat-it-Türk’te Bizans ülkesine yakın bir Türk boyu oldukları söylenen Peçenekler, 22 Oguz kabilesinden 19. sıradakidir. Dikkati çeken şey, kitabın I. cildinde Beçenek adı alt alta verilir. Birincisinde Rum yakınında oturan Türklerden bir bölük, ikincisinde Oguzlardan bir boy denmektedir. Bu, Peçenek ilinin 11. asırda dağılmış olduğunu, ama halâ il vasfını koruyan geniş bir kitleye rastlandığını, parçalardan bir kısmının Oguz iline katıldığına işaret eder. Yine eserin değişik yerlerinde dil meseleleri vesilesiyle Peçenek adına tesadüf olunur. Esas Peçenek ilinin Hazar-Aral civarı olduğu ve Köktürk Kitabelerindeki Kengeres yurdunda yaşadıkları söylenmektedir. Daha sonraları, meydana gelen kavgalar yüzünden büyük bir kitlenin Doğu Avrupa’ya kadar gittiklerini biliyoruz.[3]

Reşidüddin’in tarihinde  “Peçenek” sözcüğünün “iyi çalışır, gayret gösterir” anlamına geldiği kaydedilmektedir[4].

SENEK

Günümüzdeki adı “dirgen” dir. Hayvan dışkısını hayvanların altlarından almaya, çayırda ve tarlada yaymaya yarayan dört parmaklı tahtadan ya da demirden yapılmış aracın adıdır. Bölgemizde kullanılan “senek” sözcüğü,  demirden yapılmış dirgen sözcüğü Afyon[5] söz varlığında da bizim kullandığımız gibi  “senek” olarak kullanılmaktadır.  “Senek” sözcüğü ayrıca Macar Kıpçak-Kumanlarının bir sayışmacasında[6]   da bizde kullanıldığı anlamda kullanılmıştır:

(Kunmadaras)      (Mándoky’nin rekonstrüksiyonu)        (Mándoky’nin çevirisi)

 1. bérem bélő         1. birim bilew                                          1. birim bileği

2. ékem égő             2. ekim egew                                           2. ikim eğe

 3. öcsém üszök       3. üçüm (üçim) üzük (üzik)                   3. üçüm çadır örtüsü keçe,

 4  kertem tücsök    4. törtüm (törtim) töşek                       4. dördüm döşek

5. becsém becsek    5. beşim beşik                                        5. beşim beşik

6. állam hasad          6. altım aşık                                           6. altım aşık

7. csettem csetteg   7. cetim ...                                              7. yedim … …

8. szegzem szenneg 8. segizim senek                                   8. sekizim senek(ağaç dirgen)

Senek sözcüğü, Kıpçak Türkçe Sözlüğü’nde[7] “küp, damacana” olarak geçmektedir.

Giresun ilimizin Bulancak ilçesinde “senek” sözcüğü bizim kullandığımız anlamda  ancak “cenek[8] olarak geçmektedir.

KUNKUNA

Halk arasındaki adı “kunkuna” olan hayvanın gerçek adı “porsuk”tur. Sansargillerden boyu 75-90 cm arasındadır. Kısa bacaklı tavuklara musallat olan, kendine güveni çok olan ve bazen de mısır ve bağlara zarar veren bir hayvandır.

Kötü adlandırma, Türk soylu Kazak ve Altay halklarında da yaygın olduğu görülmektedir. Halk arasında verilen adam adlarının anlamsız, hoş ve zayıf olmayan duyguları çağrıştırdığını ifade etmektedir. Selçukluların ünlü devlet adamının adı da “Saadettin Köpek”tir. Tüm bu kötü adlandırmaların tabuya dayalı, kötülük ruhlarının şahsa zarar vermesini engellemeye dayalı adlandırma eğilimimden kaynaklanmaktadır. Çambaşı ve Uzungöl Mahallemizdeki bu lakap da kötü ruhlardan arınmak için verildiği kanısındayız.


[1] GÖK TÜRKLERDE MÜZiK

Feyzan GÖHER VURAL, TURAN-SAM * YIL: 2011 * CĠLT: 3 * SAYI: 11 * YAZ 2011

TURAN STRATEJiK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ DERGİSİ, Ulaşılan Adres: http://www.acarindex.com/dosyalar/makale/acarindex-1423931551.pdf

[2] Ömer Can Baydar, İstanbul Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Genel Türk Tarihi Anabilimdalı, Yüksek Lisans Öğrencisi.                   NOGAYLAR VE ERKEN DÖNEM KÜLTÜRLERİ, ulaşılanadres: http://nogai.blogspot.com/2017/08/nogaylar-ve-erken-donem-kulturleri.html

[3] Saadettin GÖMEÇ, Prof. Dr. A.Ü. Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Tarih Bölümü.  Divanü Lûgat-İt-Türk’de Geçen Yer Adları, s.8.9, Ulaşılan Adres: http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/18/1573/17057.pdf

[4] Hilmi GÖKTÜRK, a.g.e.11,57., Prof.Dr. Mehmet Şeker,Anadolunun Türkleşmesi ve Kültürel Hayatı, Ötüken Yay.,İst, 2011,s. 209

[5] Hakan AYDEMİ, Dr. Öğretim Üyesi, İstanbul Medeniyet Üniversitesi, Dil Bilimi Bölümü, Macaristan Kuman-Kıpçaklarından Kalan Bir Sayışmaca Üzerine Dilbilimsel Açıklamala, Dil ve Edebiyat Araştırmaları, Güz, 2018; (18) 13-30 ISSN: 1308-5069 - E-ISSN: 2149-0651, Ulaşılan Adres: https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/557184

[6] Hakan Aydemir, a.g.y.

[7] Recep Toparlı, Hanifi Vural, Recep Karaatlı, Kıpçak Türkçesi Sözlüğü, DDK Yayınları, Ankara-2014,S. 232

[8] Yard. Doç. Dr.  Hikmet KORAŞ, Niğde Üni. Fen-Edeb Fak., DERLEME SÖZLÜĞÜNE İLAVELER, Ulaşılan Adres: file:///C:/Users/Dell/Desktop/Derleme%20S__zl_________ne%20__l__veler[#176990]-156749.pdf, 19.04.2020



Ahmet VAPURCU
1.03.2021 14:10:24
Güzel bir çalışma