Alaettin KÖKSAL


DİN BİLGİNLERİYLE SOHBET (6)

--------------


Yıllardır siyasetle ilgilenen, birçok iç ve dış olayları, tarihi meseleleri derinlemesine düşünerek, birçok insanı dinleyerek, Kur’an ve hadis okuyarak edindiğim bilgi ve tecrübelerimi basın yoluyla siz değerli din bilginlerimizle konuşmaya çalışıyorum. Din bilginlerimizin şahsında, toplumun önünde duran siyasilerimiz ve siyasileri seçen müslümanlar olarak, Yüce Allah’ın (CC)  rızası için ne yaptığımızı, nerede durduğumuzu bağımsız aklımızla düşünerek, zalimlerin, hainlerin ve işbirlikçilerin planlarını bozmalıyız..

Özelikle din bilginlerimiz olarak, imanımıza, inancımıza, dinimize, Kitabımıza Hz. Peygamberimize, kutsal değerlerimize, bilerek  hakaret eden inkârcıları, bilmeden aynı soysuzluğu yapan  hainleri ve işbirlikçileri, Kur’an ve sünnetle uyarmalısınız.. Zalimlerin zulmü, fasıkların saltanatı ilelebet devam etmeyeceğini mutlaka yıkılacaklarını ve cehennem çukuruna yuvarlanacaklarını ayet ve hadislerle müslüman halkımıza izah etmelisiniz.

Şer güçler, ülkemize ve İslam dünyasına, her türlü alçaklığı yaparlarken, siyaseten ekonomiye kadar her cepheden saldırırlarken, fitne ve fesat çıkarırlarken, din bilginlerimiz olarak sesiz kalmamalısınız. Özelikle siyasilerimiz birbirlerinin hata ve kusurlarını hedef tahtalarına koyarak tefrika fitnesine alet olmamaları için, din bilginlerimiz olarak devreye girmelisiniz. Milli duruş sergilemeyen basın mensuplarını ve bürokratları uyarmalısınız. Zulmün zirve yaptığı bir dönemde müslümanların birlik ve beraberlik içinde olmaları hususunda azami gayret göstermelisiniz.

Ülke içinden ve dışından gelen hain saldırılara karşı, sabrın sınırlarını ve ölçüsünün nasıl ayarlanacağını, tarihi tecrübelerle, ayet ve hadislere anlatmaya gayret etmelisiniz. Sabrın tembellik ve korkaklık olmadığını, zafere açılan ilk kapı olduğunu milletimize anlatmalısınız.

Selametin kapısını açacak olan sabrı, şuursuzca istismar eden bir avuç arsıza, soysuza, nanköre ve vefasızlara gerekli olan cevapları milletle birlikte verileceğinin ihtarını yapmalısınız. Basit siyasi çıkarlarını önceleyerek, ülke içinde gerginlik çıkarmak isteyen bazı siyasileri, bürokratları, sivil toplum örgütlerini ve medya mensuplarını tarihi gerçeklerle, Kur’an ve sünnetle uyararak özlerine dönmelerini sağlamalısınız.

Zalim şer güçlerin özelikle siyonistlerin, ülkemiz ve İslam ülkelerinin arasına soktukları fitne ve fesatların kaldırılması için, tüm İslam ümmetini, İslam kardeşliği şemsiyesi altında toplamaya davet etmelisiniz. Milletimizin ve İslam ümmetinin arasına sokulan basit çıkar kavgalarını bir kenara bırakarak, tek yumruk haline geldiğimiz gün, Yüce Allah’ın izniyle, Siyonistlerin ve tüm zalimlerin bozguna uğrayacağını tüm müslümanlara anlatmalısınız.

“Müslümanlar ancak kardeştir” ayeti kerimesini din bilginlerimiz çok iyi anlayarak, toplumun önünde duran siyasileri, bürokratları, sivil örgüt temsilcilerini, iş adamlarını, toplumu doğru/yanlış yönlendirmeye çalışın basın mensuplarını, ülkemiz içinde ve dışında yaşayan tüm müslümanları Kur’an ve sünnete etrafında birleşmelerinin davet ve tebliğ çalışmasını yapmalısınız.  

Din bilginlerimizin şahsında tüm müslüman kardeşlerimle sohbet yatığımın bilincindeyim. Nefsimin arzularına uyarak birilerine hakaret etmek, aşağılamak, dışlamak, ötekileştirmek gibi bir niyetim yoktur. Müslümanların arasına kin ve nefret tohumları ekmek müslümana yakışan bir tavır değildir. Müslümanlar arasından bir ihtilaf çıkınca, onu Allah ve Resulüne havale etmelidirler. “Ey İman edenler! Allah’a itaat edin, peygambere ve sizden (sizin gibi iman etmiş) olan yöneticilere itaat edin. Bir konuda görüş ayrılığına düştüğünüz zaman, Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsanız, onu Allah’a ve resulüne arz edin, bu daha hayırlı ve sonuç itibarıyla daha güzeldir.” (Nisa 59)

Müslüman iyiliğe iyilik, kötülüğü karşıda iyilik etmeyi becerebilen erdemli bir insandır. Yüce Allah şöyle buyuruyor; “İyilikle kötülük bir olmaz. Sen kötülüğü en güzel bir şekilde savarsan, o zaman göreceksin ki, aranızda düşmanlık bulunan kimse, seninle sıcak bir dost olur. Bu sözü ancak sabırlı olanlar ulaşabilir.” ( Fussilet 34) Bu ayet ışığında Şeyh Edebali; “İyiliğe iyilik her kişinin kârı, kötülüğe iyilik er kişinin kârıdır.” cümlesiyle düşüncesini ifade etmektedir.

Müslüman, hangi mevkide makamda olursa olsun hainlerin, zalimlerin maşası olmamalı, zalimlere meyletmemeli, zulüm yükünün altına girip ezilmemeli. İman ve inancıyla uyumlu olmadığı insanlarla işbirliği yapmamalı, yalancılara güvenerek, yalancı pehlivan gibi ortaya çıkmamalı. Şuurlu müslüman her şart altında hak ve hakikati anlatmalı. Hakkı üstün tutup, batılı reddetmeli. Milli ve yerli düşüncesini,  imanını, inancını daha öz ifadeyle müslümanlığını lafla değil, yürekten inanarak, yaşamalı ve yaşatmak suretiyle hayra motor şerre fren olmalıdır. Zalimlerin, hainlerin ve işbirlikçilerin yaptıkları zulümleri haksızlıkları, eziyetleri unutmadan, gerekli tedbirleri alarak saffını belirlemelidir..

Eski dostlarını, nefsi menfaatlere dayalı yapmacık dostlarıyla kıyaslarken dikkatli olmalıdır. Kıyaslamanın ölçücünü nefsiyle değil, Kur’an ve sünnet ölçüsüyle yapmalıdır.  Bilinçli müslüman; safını belirlerken yeni ve eski dostlarının zihniyetini çok iyi tartarak kararını vermelidir. Zihniyeti bozuk olan yapmacık dostlarının gözüne girmek ve uyumlu olduğunu göstermek için yeni dostlarının yalanlarına alet olmamalıdır. 

Şuurlu müslümanlar ve din bilginleri “Dünya ahretin tarlasıdır” hadis-i şerifini çok iyi anlayarak zerre kadar hayrın ve şerrin hesabını vereceği bilinciyle hareket etmelidirler. .Basit siyasi çıkar ve menfaatleri için, yalan konuşmaktan, yalancılarla beraber olmaktan sakınmalıdırlar. Hz. Peygamberimiz’in (s.a.v) .“Bizi aldatan bizden değildir.” uyarısını dikkatte almayanlar yalan konuşmaya meyledeceklerini akıllarından çıkarmamalıdırlar. Müslüman hangi konumda olursan olsun, “Ya hayır konuş, ya sus” hadis-i şerifine riayet etmelidirler.  

Yüce Rabbimiz (CC),  müslümanları yalan konuşmaktan men etmiştir. [“Ey iman edenler! Allah’tan sakının ve doğru söyleyenlerle beraber olun.” (Tevbe 119) “Ey iman edenler Allah’tan korkun ve doğru söz söyleyin” (Ahzab 70)

Ey iman edenler! Zandan çok sakının, çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin ayıplarını araştırmayın, birbirinizin arkasından gıybet etmeyiniz. Sizden biriniz ölü kardeşinin etini yemek ister mi? bundan tiksindiniz değil mi?” (Hucurat 12)  “Hâlbuki zan, gerçek namına hiçbir şey ifade etmez.”( Necm 28)]

Hz. Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur; “Önce iman et, sonra istikamet üzere ol” “ Kişi doğru söyler ve doğruyu ararsa, sonunda Allah’ın indinde doğru sözlü kaydedilir. Kişi yalan söyler ve yalana ısrarcı olursa, Allah’ın indinde yalancı diye kaydedilir” (Buharı, Ebu Davut) Sonuç olarak, kimin ne yaptığını, ne söylediğini,  kimin kimlerin yanında neden durduğunu en iyi bilen Yüce Allah’tır.  İsim vermeden yazdım, herkes payına düşeni alsın. Selam ve dua ile.