Alaettin KÖKSAL


DİN BİLGİNLERİYLE SOHBET (7)

--------------


“Kur’an bize yeter” diyenler, Maide suresinin 3. Ayetini delil gösteriyorlar. “..Bugün sizin için dininizi  kemale erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve size din olarak İslam’ı seçtim..” Bu ayeti kerimeyi Kur’an ve sünnet bütünlüğü içinde anlayamayan, anlamak istemeyen, bazı kişiler, bilerek/bilmeyerek, Hz. peygamberimizi devre dışı bırakmak suretiyle İslam ve müslüman düşmanı zalimlerin sinsi planlarına alet oluyorlar. Şuurlu din bilginlerimiz, dini anlaşılmaz hale getirmeye çalışan bu tiplere, meydanı bırakmamalıdırlar.

Yüce Rabbimiz; merhameti gereği, Kur’an’ın anlaşılması ve doğru bir şekilde yaşanılması için,. Peygamberimiz, Hz. Muhammed’e (s.a.v.) uygulamalı olarak 23 yılda tefsirini yaptırtmıştır.  Hz, Peygamberimiz, veda hutbesinde “Ey ashabım sizlere dininize tebliği ettim mi?” diyerek tebliğ görevini tamamladığını ve bizlere Kur’an-ı ve sünneti emanet bıraktığını ifade etmişlerdir. Bu iki emanete sımsıkı sarıldıkça delalette ve ümitsizliğe düşmeyeceğimizi tembihlemiştir.   

Kur’an biz yeter diyen sözde din bilginleri, Kur’an’ı Kerimi yeterli görmediklerini tutarsız fikirleriyle açıkça ilan ediyorlar. İsimlerini vermek istemediğim, sözde bazı din bilginleri, bilerek/ bilmeyerek nefislerine uyarak bilgiçlik yapmaya çalışırlarken nasıl bur çukurun içinde düştüklerini fark edemiyorlar. 

Hâşâ, Yüce Allah (CC) Hz, Âdem den ve Havadan başka, bir Âdem ve Hava yarattığını, Hz. Meryem’in çift cinsiyetli olduğunu biz kullarına bildirmeyi unutmuş veya Kur’an ayetleri toplanıp, Mushaf haline getirilirken bu ayetler unutulmuş,  sözün ettiğimiz bu beyler hatırlamıştır.  Bu beyler Asr-ı saadet dönemin de yaşamadıklarına göre hâşâ kendilerine vahiy mi geliyor.  Kanaatlerine göre din uydurmaya çalışanları, Yüce Allah (CC) bakınız nasıl uyarıyor  “ De ki; Dininizi Allah’a mı öğretiyorsunuz? Oysa Allah göklerde ve yerde ne varsa hepsini bilir. Allah her şeyi hakkıyla bilendir.” (Hucurat 16)

Kur’an bize yeter anlayışında olan şaşırmışları, Yüce Allah (CC) şöyle uyarıyor; ““Mü’min erkekler, mü’mine kadınlar, Allah ve resulü bir işte hüküm verdiği zaman, bu hükmün dışında, seçme hakları yoktur. ” (Ahzab 36)   “ Her kim İslam’dan başka bir din ararsa ( dine ilaveler eksiltmeler yapmaya çalışırsa) ondan asla kabul edilmez ve ahirette zarara uğrayanlardan olur” “ Birde Peygamber si ne ermediyse onu tutun, yasakladığından da sakının ve Allahtan korkun” buyurmuştur. (Haşr 7)

Yüce Allah (CC) “ Ey insanlar!  Sizleri bir tek nefisten yaratan, ondan da eşini yaratıp, ikisinden birçok erkekler ve dişiler üreten Rabbinize karşı gelmekten sakının” “ Allah ve peygamberiyle sınır yarışına kalkışanlar, şüphesiz ki onlar en alçaklardandır.” (Mücadele 20)  

Bilmeden hevalarını ilahlaştıran bu beyler, önce Casiye suresinin 23. ayetini çok dikkatli okuyarak anlamaya çalışmalıdırlar. “ Kendi arzularını, heva ve heveslerini ilahlaştıranı gördün mü? Allah onu bilgisine rağmen saptırmış, kulağını ve kalbini mühürlemiş, gözlerini de perdelemiştir. Allah’tan sonra artık ona kim yol gösterebilir? Hiç düşünüyor musunuz?”  

 İman etmiş, ilkeli, dürüst ve ahlaklı müslümanlar ve din bilginleri, Yüce Allah’a verdiğimiz sözün arkasında durmalıyız. Bilerek veya bilmeyerek yaptığımız yanlışlarımızı itiraf ederek tevbeye sarılmalıyız. İslam dininin emrettiği ibadetleri ve helalleri yapmaya, yasakladığı haramlardan sakınmaya ve sakındırmaya çalışmalıyız. Yolunu şaşırmış sözde din bilginlerinin elinden geleceğimizin teminatı olan gençlerimizi kurtarmalıyız.    

Bilinçli din bilginleri ve onlarla birlikte hareket eden müslümanlar, emredildikleri şekilde dosdoğru yaşayarak, topluma örnek olmalıdırlar,  Dünyeviliklerin arkasında koşmayan, her şart altında kuvveti değil, hakkı üstün tutan,  fitnecilere alet olmayan, gerektiğinde Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla mücadele etmekten çekinmemelidirler.

Yüce Rabbimiz Ahzab suresinin 28. Ayetinde bakınız ne buyuruyor; Mü’minlerden öyle erler vardır ki, Allah’a verdikleri sözde durdular, kimi verdiği sözü yerine getirdi (Şehit oldu) kimi de (Şehit olmak için) sırasını bekliyor ve sözlerini de hiçbir şekilde değiştirmediler.”   Din bilginlerimiz ve müslümanlar bu şuurda olmalıdır.

            Tutarsız fikirleriyle, müslüman halkımızın arasında dolaşarak, müslümanların kafasını karıştıran, Kur’an-ı kerime dolaylı bir şekilde hakaret eden bu tiplerin, milletimiz tarafından itibar edilmemeleri hususunda din bilginlerimiz ve diyanet işleri başkanlığımız, ayet ve hadislerle kamuoyu önünde gerekli olan uyarıyı yüksek sesle yapmalıdırlar.

Akıllarını nefislerinin emrine veren sözde din bilgini ve İslami hassasiyetlere önem veren yazarlar ve benzerleri eleştirilerini şahsi fikir ve kanaatlerini zanlarıyla yaptıkları halde zanlarını gerçek gibi topluma sunarak gerilim çıkarmayı marifet sayıyorlar. Devleti yönetenlere yardımcı olmama babından  “ Senin ne gücün var ki, Amerika’ya rağmen Suriye girersin, girdiğinde çıkabilecek misin, çıkamazsın.” Bu ve benzeri cümlelerle kimlere hizmet ettiğini anlayamayacak kadar bir kin ve nefretle hareket eden sözde din bilginlerini uyarmak hem milletin ve hem de bilinçli din görevlerinin görevi olduğu unutulmamalıdır. .

Yüce Allahın takdirinden ve gücünden korkacaklarına, Amerika’nın ve diğer zalimlerin gücünden korkup geri durmak tedbir değil, korkaklık olduğunu bu tiplere, şuurlu din bilginlerimiz anlatmalıdır. Müslüman kardeşine haşin olup, zalime boyun eğen kişi veya kişiler, din bilgini olamazlar. Bu tipteki din bilginleri, mensuplarının iman akidelerinin bozulmasına vesile olurlar.   

Sayın Mehmet okuyan bir konuşmasında şöyle diyor. “Karadeniz’in bazı yörelerinde çam ağaçlarındaki yapışkan sıvıya “pisar” diyorlar. Sözde bazı din bilginleri zanlarını  “Pisar” gibi müslümanlara yapıştırmanın çok tehlikeli bir iş olduğunu idrak ederek,  Kur’an ve sünnet yolundan ayrılmamalıdırlar. Din bilginleri konuşurlarken ve yazarlarken, çok dikkatli olmalıdırlar. İlim erbabının hatası sıradan insanların yaptıkları hatadan çok daha tehlikelidir. Kaş yapayım derken göz çıkarabilirler. Son nefesteki pişmanlığın fayda vermeyeceğini bilerek hareket etmelidirler.

Hadisleri hafife alarak “Kur’an bizi yeter” diyerek mangalda gül bırakmayan sözde din bilginlerine soruyorum;   Mescidi Aksa’nın işgaline son vermek, Yahudilerin zulmüne dur demek, İslam dünyasının din bilgilerini ayağa kaldırmak, İslam ümmetini bilinçleştirmek için neden ayağa kalkmıyorsunuz?  Siyonist şer güçlerin zulümlerine fitne ve fesatlarına engel olmak sadece Sayın Erdoğan’a ve siyasilere bırakmak sizleri sorumluluktan kurtarabilir mi?. Kim ne derse desin, şuurlu din bilginlerinin görevi, usul ve hikmetle Kur’an-ı Kerimin tamamını, hadislerle birlikte topluma anlatma yükümlülükleri vardır. .