ER REFİK KABLE´T TARİK
Tarih: 6.5.2016 21:38:42
Alaettin KÖKSAL

         Sayın Başbakan Ahmet Davutoğlu´nun AK partisi Genel Başkanlığından ve başbakanlık makamından ayrılmasının asıl nedenin “Er Refik, Kable´t tarik” (yoldan önce yol arkadaşı)  cümlesiyle ifade etmiştir. Sayın Başbakan´ın dile getirmediği diğer bazı konuların aşılabilen teferruatlar, diğer bazılarının kendine göre doğru olduğuna inandığından gündemine almamıştır.

           Teferruat sınıfına koyduğumuz bazı meselelerin, önemsiz olduklarını söyleyemeyiz. Herkes bilir ve kabul eder ki,  zaman içinde biriken teferruatların önü alınmazsa,  sabır ve tahammül sınırları daralmaya başlar. Hal böyle olunca, ülkenin kalkınmasını istemeyen iç ve dış çevreler, önemli meselelerin gündeme gelmesini engellemek için teferruatları konuşarak algı operasyonları yaparlar.

         Sayın Başbakan Davutoğlu, kendisini başarılı gördüğünü ifade ettiği halde, Genel Başkanlıktan ve Başbakanlıktan ayrılmasının nedenini de şu şekilde açıklıyordu.  “ Görev süremin dört yıldan az sürmesi benim tercihim değil, bir zaruretin sonucudur.  Yoldan önce yol arkadaşını, yani yola çıktığım arkadaşların benimle olup olmadıklarını bilmek isterim.

         Benimle olmadıklarını da yüzüme söylemelerini tercih ederim. Bu bağlamda bana sorulmadan son MKYK´ da alınan bir karara ( İl, ilçe başkanlarının atanma yetkisinin Başbakan´dan alınıp MKYK´ ya verilmesi) ilk imzayı ben attım.  Ama takip edilen yöntemi yol arkadaşlığımıza bağdaştıramadım.  

         Yaptığım tüm istişarelerin ve Cumhurbaşkanımızla yaptığım son görüşme neticesinde, AK Partisinin birliği ve beraberliği için Yol arkadaşlarımın değişmesindense Genel Başkan´ın değişmesini tercih ettim. Bu şartlar altında önümüzdeki olağanüstü kongrede aday olmayı düşünmüyorum” dedi.        

         Sayın Başbakan Ahmet Davutoğlu, 04-Mayıs-2016 tarihide AK partisinin grup toplantısında şunları söylüyordu; “ Nefsimi ayaklarımın altına alır, bir faninin terk etmeyeceği düşünülen her makamı elimin tersiyle iterim ama asla bu kutlu hareketteki hiçbir dava arkadaşımın kalbini kırmam. Bugün herkes imtihandadır. Herkes kendi imtihanını verecek. Biz sadece bir tek dosya tutana inanırız. Şu sağ ve sol omzumuzda dosya tutanlar var ya, onlar hakkı yazsınlar, gerisi ne yazarsa yazsın…

          Eski Türkiye defterini yeniden açmayı hedefleyen sanal şarlatanların, maskeli tetikçilerin, siyaseti ayak oyunu zannedenlerin, küresel şer odakların ameliyat girişimlerine pabuç bırakmadık, bırakmayacağız. Her türlü fitnelerden fesatlardan Yüce Rabbimiz bizleri korusun” cümlelerini kullandılar.

         Sayın Başbakan Ahmet Davutoğlu´nun yaptığı her iki konuşmasını dikkatle dinledim.  Yapılan bu iki konuşma içerik olarak samimi cümlelerle dolu nazik, latif, tutarlı, birleştirici, vefalı biraz da sitemle karışık nasihatte dayalı, birçok zorluklara rağmen başarılı bir genel başkanlık dönemini geçirdiğini de ifade eden, kapıyı tam olarak kapatmayan bir konuşma olarak siyasi tarihimizde yerini almıştır.

         Herkes bilir ki,  Hz. Peygamberlerini haricinde insanların, ister âlim ister evliya olsun, yaptıkları konuşmalar az veya çok eleştiriye muhatap olurlar. Kendileri de mükemmel bir konuşma yaptıklarını ve hatalarının olmadığını söylemezler. Bendeniz her iki konuşmayı eleştirmeden, milletin aklıma düşen bazı soruları ve yeni oluşan fikirlerini kamuoyu ile paylaşmak istiyorum.

         Öncelikle şu hususu belirterek, ister istemez halk olarak neler düşündüklerimizi yazmaya çalışacağım. Siyaset; sabra sabrederek, tahammül isteyen çok önemli bir meslektir. Siyasete başarılı olmanın sırrı bilgi, hizmet ve tecrübeyle birlikte kitlelere moral veren, sevgi aşılayan, halkın diliyle konuşarak, halkı harekete geçiren bir lidere ve lidere bağlı bir kadroya sahip olmaktır.    

          Lider, hedef gösteren, yönetici lideriyle birlikte hedefe koşan kadrodur. Yöneticiler arasında kopukluk, lidere bağlılık olmazsa,  orta ve uzun vade de o cemiyetin başarısından bahsedilemez. Hiçbir ilim adamı ve siyasetçi edindiği bilgiyle ve tecrübeyle yetinemez ve her konuyu da bilemez. Ben bilirim anlayışıyla hareket edemez. İlim ehline ve siyasetçiye nasihat edilmez bir kural olmadığı gibi, ilim adamaları ve tecrübeli siyasetçiler, kendi doğrularına güvenerek istişare mekanizmasını pas geçemezler.

         Sayın Başbakan “Doğru bildiğim konularda geri atmam” ifadesi şerh edilmesi gereken bir cümledir. Nas olmayan ( ayet ve sünnetle bildirilmeyen) konularda kişinin doğruları başkaları için doğru olmayabilir, bu sebeple liderler ve yöneticiler kendi doğrularını ehil insanlarla istişare ettikten sonra uygulamaya koymalıdırlar.

         Sayın Başbakan´ın yaptığı konuşmalara bakıldığında, yol arkadaşlarının bazı konuları birlikte istişare etmeden önüne koyduklarını açıklamaya çalışırken, benzer şekilde, kendisinin de güçlü bir başbakan olduğunu ifade ederek, bazı konuları sayın cumhurbaşkanımızla istişare etmediği anlaşılmaktadır.

         Halkın kafasına takılan bazı sorulara gelince; Yıllardır birlikte yürümekte olduğu Sayın Erdoğan´ı en iyi tanıyan, Başbakanlığı döneminde danışmanlık, daha sonra içişleri Bakanlığı ve Başbakanlık yapan Sayın Davutoğlu olarak;  Bugüne kadar aynı yolda yürüyen yol arkadaşlarının hata ve kusurlarını ülkenin ve milletin selamet için,  nefsini ayaklar altına alarak neden elinizin tersiyle itemediniz?

          Ülkenin ve milletini ciddi meselelerini sayın cumhurbaşkanıyla birlikte konuşup haletme imkânı varken neden elinizi taşın altına koyamadınız? Böyle bir fedakârlığı yapmaya ilminiz ve kendi doğrularınız mı engel oldu? Siyaset gelişen ve değişen şartlara göre pozisyon aldığından, matematik gibi iki kere ikinin dört eder gibi net bir sonucun alınamayacağını bilemediniz mi?    

         Olumlu manada İslam dünyasının, olumsuz manada Gayr-i müslimlerin gözü, Türkiye´nin ve Sayın T. Erdoğan´ın üzerinde olduğunu bildiğimiz ve bildiğiniz halde, bu hususta çok daha sabırlı ve tahammülü olmayı neden beceremediniz? Görevden ayrılmakla sizlere dualarıyla destek veren İslam dünyasının mazlumlarını ve ülkemizin milyonlarca insanını üzeceğinizi düşünemediniz mi?  

         Konuşmanızın bir yerinde.“Bu şartlar altında 2. Olağanüstü kongrede aday olmayacağım” ifadenizden anlaşılan o ki, şartlar değişirse aday olmak için kapıyı açık bıraktınız. Sizin gibi bir ilim adamının, bizim bilmediği sizin bildiği şartlı cümlenizi, kamuoyuna mesaj vermek yerine, Sayın Cumhurbaşkanımızla konuşmadınız?

         Özetleyerek yazdıklarım, halkımızın düşündüğü, sorduğu ve sorguladığı işin zahiri yönüdür. Bu hususta çok şeyler yazıldı, konuşuldu, bundan sonrada konuşulacak ve yazılacaktır. Yukarıda yazdıklarımın doğru anlaşılması için meseleye teenni ile yaklaşmakta fayda vardır. Konuştuğumuz iki insan, sıradan insan değildir. Büyük bir sorumluluğu yüklenen bu uğurda bedel ödeyen, ödemeyi göze alan insanlardır. Bu işin içinde iki lider arasında saklı olan siyasi bir yönü olduğu gibi, asıl olan Yüce Allah´ın bildiği bizim bilmediğimiz,  zaman içinde sır olan batını bir yönü de vardır.

         Her iki liderin bildiği, kamuoyunun bilmediği meseleler açık bir şekilde masaya yatırılıp, bir saat kırk dakikalık içinde konuşulduysa ki, konuşuldu. Ülkenin ve milletin menfaati için, 2.olağanüstü kongreye gitme gibi önemli bir kararı birlikte aldıklarını söyleyebilirim.

         Yazmaya çalıştıklarımın tersi, yanı hiçbir mesele konuşulmadıysa herkes yoluna dendiyse, şahsen inanmıyorum. Her şeye rağmen böyle bir kongreden hayır doğacağına inanıyorum. Nitekim 02-Şubat-2016 tarihinde Başbakan olarak umre ziyaretinde Kâbe´nin duvarına başını koyup; “Allah´ım en doğru zamanlarda en doğru kararları alabilme basireti ver” diye duasında bulunan Sayın Ahmet Davutoğlu´nun duasını, Yüce Rabbimiz kabul ettiğinden,  belki de görevi bırakmakla en isabetli kararı vermiş oldu. Bunu zaman gösterecektir, yaşayanlar görecektir.

         Benim kanaatime göre, 2. Olağanüstü kongreye gitmenin nedeni yol arkadaşlarına bağlamak yeterli değildir. Zira kongrede sadece genel başkanlık değişimi olacaktır. Böyle bir kongreyi Sayın Ahmet Davutoğlu´nun genel başkanlığı devretme şeklinde okunması, çok basit okuma olur.   Ülkemizi her alanda kıstırmak, Sayın cumhurbaşkanın gücünü zayıflatmak isteyen iç ve dış şer güçlerin oluşturmaya çalıştıkları siyasi çemberi kıran ve şaşırtan bir kongre olarak okunmalıdır ve okunacaktır.

         Bu kongrenin bu şekilde okunacağının işaretini de Sayın Ahmet Davutoğlu şu şekilde vermiştir. “Nefesimin son anına kadar Sayın cumhurbaşkanımızla birlikte yürüyeceğim, asla vefasızlık yapmayacağım AK partisi Türkiye´nin kaderidir bu dava için var gücümle çalışacağım.”  Bu şekilde okunacak olan 2. Olağanüstü kongredeki görev değişimindeki iki liderin karşılıklı fedakârlıklarını, sabırlarını, nezaketlerini, vefa anlayışlarını ne milletimiz nede AK partililer hiçbir zaman unutmamalıdırlar.

         Kaderde saklı olan nice güzel hizmetler için yolun açık, ufkun geniş olsun değerli hocam.

Anahtar Kelimeler: REFİK, KABLE, TARİK
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
NİYET HAYIR, AKIBET HAYIR. (02 Eylül 2019 - Pazartesi)
MUHTEREM DEVLET BAŞKANIM. (20 Ağustos 2019 - Salı)
SİYASETNAME VE SİYASET (28 Mayıs 2019 - Salı)
DOSTUN ATTIĞI GÜL YARALAR BENİ (09 Mayıs 2019 - Perşembe)
ABD, SURİYE DEN ÇEKİLİYOR MU? (31 Aralık 2018 - Pazartesi)
MARİFET İLTİFATA TABİDİR. (20 Kasım 2018 - Salı)
SUÇ VE CEZA, ADALET, HAKKANİYET VE AF. (29 Eylül 2018 - Cumartesi)
MÜSLÜMAN MİLLET, ZALİMLERE BOYUN EĞMEZ. (18 Ağustos 2018 - Cumartesi)
KUR´AN RAFTAN İNMELİ MASAYA HÂKİM OLMALI (04 Ağustos 2018 - Cumartesi)
KADERE İMAN EDEN, KEDERDEN EMİN OLUR. (29 Haziran 2018 - Cuma)
SABIR; BARIŞA VE ZAFERE AÇILAN KAPIDIR. (17 Şubat 2018 - Cumartesi)
NANKÖR SİYONİSTLER OSMANLIYA BİTTİ DİYEMEZ! (03 Ağustos 2017 - Perşembe)
“MARUL 50 KURUŞ” (09 Temmuz 2017 - Pazar)
ENİDEN BÜYÜK TÜRKİYE İÇİN EVET (04 Mart 2017 - Cumartesi)
TESETTÜR YÜCE ALLAH´IN EMRİDİR. (11 Eylül 2016 - Pazar)
ÖZGÜRLEŞMENİN YOLU ŞEFFAFLIKTAN GEÇER (30 Nisan 2016 - Cumartesi)
İSLAM DÜŞMANI İMANSIZLARDAN DOST OLMAZ (16 Mart 2016 - Çarşamba)
EY MANAHO YÜRÜYEN MAKRİ İNSAN! (24 Aralık 2015 - Perşembe)
AĞIR MAKALE (2) (11 Ekim 2015 - Pazar)
DÜŞÜNEBİLEN İÇİN, AĞIR MAKALE (1) (03 Ekim 2015 - Cumartesi)
RÜZGÂR EKEN FIRTINA BİÇER. (26 Temmuz 2015 - Pazar)
SABRIN SONU SELAMETTİR (29 Ocak 2015 - Perşembe)
YILIN SONU, YILIN BAŞI NASIL KUTLANMALI (28 Aralık 2014 - Pazar)
ZİNANIN HER TÜRLÜSÜ SUÇ SAYILMALIDIR. (22 Eylül 2014 - Pazartesi)
SAADET PARTİSİ KENDİNE YAZIK EDİYOR. (29 Temmuz 2014 - Salı)
EY ÜMMET-İ MUHAMMED! (24 Haziran 2014 - Salı)
BAŞI DUMANLI TÜRKİYEM (29 Mayıs 2014 - Perşembe)
MİLLETİN SEVDİĞİ DÖRT SİYASİ LİDER, (09 Nisan 2014 - Çarşamba)
BAŞBAKAN?IN YANINDAYIM. (19 Ocak 2014 - Pazar)
İNSAN ŞEREF VE ONURUNU KORUMALIDIR. (07 Mart 2013 - Perşembe)
EY SİYONİSTLER! DÜNYAYI SAHİBSIZ SANMAYINIZ. (12 Aralık 2012 - Çarşamba)
KÜRT KARDEŞLERİMLE HASBİHAL (15 Kasım 2012 - Perşembe)
KİBİR KULESİ, TEVAZU OVASI.. (01 Kasım 2012 - Perşembe)
Siyaset alanında derin hareketlenmeler (03 Ağustos 2012 - Cuma)
İnsan Hayatı Nehir Gibidir (01 Temmuz 2012 - Pazar)
Lafla Peynir Gemisi Yürümez (24 Nisan 2012 - Salı)
Ben de 28 Şubat Mağduruyum (08 Mart 2012 - Perşembe)
Müslümanlar Nerede Nasıl Vuruluyor? (14 Aralık 2011 - Çarşamba)
Ben Köyümü Seviyorum (28 Temmuz 2011 - Perşembe)
Sayfa:
SAYFA EDİTÖRÜ

Trabzon için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:51 07:37 12:34 14:54 17:13 18:46
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar

 

/resimler/2015-5/15/1603147087579.jpg
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi