İSLAM ÜMMETİNİN BİRLİĞİNE ENGEL OLAN PROBLEMLERİMİZ
Tarih: 22.5.2017 12:24:00
Alaettin KÖKSAL

Bu soruya verilecek cevapların her biri doğru kabul edilse de,  genel manada sorunun tek bir cevabı vardır. Son ilahi din olan İslam´a, tüm insanlığa indirilen ilahi kitabimiz Kur´an-ı Kerime,  âlemlere rahmet olarak gönderilen son peygamber Hz. Muhammed´e (S.A.V.) iman ettiğimiz halde,   son üç asırdır yaşadığımız siyasi, sosyal, kültürel ve ekonomik olaylara, İslam dairesinden, Kur´an ve sünnet penceresinden bakmadığımızdan, ümmet birliğini sağlayamıyoruz.

Kur´an ve sünnet çizgisinde buluşamadığımızdan, olaylara farklı bakıyoruz ve farklı düşünüyoruz. Farklı düşündüğümüz için farklı fikirler üretiyoruz. Farklı fikirlere sahip olduğumuzdan, birbirimizle anlaşamıyoruz. İş böyle olunca çözüm bekleyen meselelerimize kalıcı çözümler bulamadığımızdan, çare olarak, batıyı taklit etmekte buluyoruz.  Taklitçilik sosyal bir kanser olarak İslam ümmetinin vücudunu sarınca tedavi edilmemizde zorlaşıyor. Üzülerek ifade edelim ki, hastalığımızın tedavi edilmesini Kur´an ve sünnete arayacağımıza,  taklit ettiğimiz köhnemiş batı medeniyetinde arıyoruz.

Taklitçilik hastalığı toplumun her kesimine her bir bireyine kadar bulaşmıştır. Mürit şeyhini taklit ederken şeyhinin ne yaptığını kim olduğunu araştırmadan, Yüce Allah´ın güç ve kudretini adeta unuturcasına,  mürşidine ifrat derecesinde manevi güç yükleyerek, ondan yardım istemesi ve rabıta etmesi tedavi edilmesi gereken ileri derecede bir taklitçiliktir. Aynı şekilde parti liderlerine, vakıf, dernek, cemaat önderlerine körü körüne biat ederek taklit etmek, ümmetin birliğine engel olan sosyal bir hastalıktır.

 Her bir mezhebin, tarikatın cemaatin, partinin taraftarları ve mensupları, kendi mezhep imamlarını, parti liderlerini, tarikat şeyhlerini, cemaat önderlerini birbirleriyle yarıştırmak suretiyle sosyal ve psikolojik gerilimlere yol açtıklarından, şer odakların tuzağına düşerek İslam ümmetinin birliğine engel olmaktadırlar.

Taklitçilik hastalığının yanında bir başka hastalıkta, “ Ben bilirim siz bilemezsiniz.  Ben yaparım siz yapamazsınız. Ben güçlüyüm siz güçsüzsünüz anlayışı ümmetin tefrikaya düşmesine vesile olmuştur. Ayrıca benim partim senin partin, benim şeyhim senin şeyhin, benim cemaatim senin cemaatin, benim tarikatım senin tarikatın gibi ve benzeri gruplaşmalarla İslam ümmeti parçalanmıştır.

Taklitçiliğin,  nefsi tarafgirliğin ve dünyeviliklerin tutsağı olanlar, yaşanılan olumsuz olaylara sessiz kalmakta, sömürü ve zulüm düzenlerine boyun eğmektedirler.  Doğrudan ve dolaylı bir şekilde taklitçilik hastalığına tutulmuş olan güç sahipleri, medyasından iş dünyasına, siyasetinden tarikat ve cemaatlere kadar uzanan bu geniş kesimler; ne acıdır ki,  meseleye Kur´an ve sünnet penceresinden bakarak çözüm aramadıklarından,    zulüm düzenine ve zalimlere karşı direnen insanlara engel olmaktadırlar.

Kur´an ve sünnet penceresinden bakarak siyasi, sosyal, kültürel ve ekonomik olaylara çözüm üretenlerin,  ileri sürdükleri fikir ve düşüncelerini anlamayanlar, yazılanların ve konuşulanların orasını burasını keserek, merhum Nasrettin hocanın leylek misali gibi kuşa çevirerek anlaşılmaz hale getirmektedirler. İslam ümmetinin çok önemli bir problemi olan bu husus ciddi bir şekilde ele alınmalıdır.

Mahlûkatın en şereflisi olarak yaratılan insan; başkalarını etkileyen, yönlendiren, başkaları tarafından etkilenen ve yönlendirilen bir karaktere sahip olduğundan, tarih boyunca Hz. Peygamberlerle ve ilahi kitaplarla uyarılmışlardır. Aklını vahyin emrine veren insan, hak ve adalet çizgisinden ayrılmayarak eşref-i mahlûkat mertebesinden aşağıya inmemiştir. Aklını vahyin emrinden uzaklaştıranlar hayvandan daha aşağı bir seviyeye düşmüşlerdir. Aklını kullanabilen insanlar,  düştükleri bu seviyeden kurtulmak için, Yüce Allah´ın büyük bir lütfu olarak,   yükselişe geçmenin anahtarı olan Tevbe kapısını kullarına karşı açık tuttuğu halde, bu kapıya yanaşanımız azdır.

Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan “ Yolumuza hesabi olarak değil, hasbi olarak devam etmeliyiz” diyor. Toplumları yöneten siyasi ve sosyal liderler, görevlerini hasbi olarak yapabilmeleri için, yol arkadaşları da hasbi olmalıdır. Son kırk yılda yaşadığım siyasi hesapları ve dönen dolapları anlatsam inanın çoğunuz inanmaz,  çok kimsenin de midesi kaldırmaz.

 Siyasette olduğu gibi birçok cemaate ve tarikatlarda yağcılar durağı vardır.  Otobüse binmek ve kaptanın gözüne girmek için bu duraklarda bekleyen çok yağcılar vardır. Sırat-ı müstakım yolundan yürümeye çalışan siyasi liderler, halkı hak yola yönlendirmeye çalışan ehil mürşitler, yol güzergâhlarında kurulan yağcı duraklarını kaldırmadıkça, yağcıların otobüslere binmelerine engel olmadıkları surece İslam ümmetinin problemleri bitmeyecektir.

Tarih boyunca yaşanan siyasi olayların iç ve dış nedenleri vardır. Dış nedenlerin başında din ve ekonomi gelmektedir. Bir milleti dininden, kültüründen geleneklerinden kopardığınızda, o milleti sömürmek ve köleleştirmek kolay olacaktır. Bir milletin geleceği gençler olduğunu çok iyi bilen şer güçler,  tüm projelerini gençler üzerinden yapmaktadırlar. İslam ümmetinin gençlerini maneviyattan yoksun bir şekilde materyalist bir anlayışla yetiştirmeye çalışırlar. Materyalist zihniyette sahip bir gençlik,  kendi geçmişine,   manevi değerlerine saldırarak materyalizmin gönüllü köleleri olmaktan çekinmezler.   

 İç meseleye gelince, lafı eğip bükmeye gerek yok, Siyasi liderlerimiz,  kanaat önderlerimiz, mürşitlerimiz, din bilginlerimiz,  birbirleriyle uğraşmayı bırakıp materyalizmin fitne ve fesadına karşı korkmadan birlikte mücadele etmelidirler. İslam ümmetinin gençliğini, materyalizmin kıskacından kurtarmak için tüm siyasi partiler ve sosyal gruplar özlerine dönerek birbirleriyle takva ve hizmet yarışına girmelidirler. 

 Milli eğitim, diyanet işleri başkanlığı, üniversiteler ve sözünü ettiğimiz diğer siyasi ve sosyal gruplar, hep birlikte,  vakit geçirmeden ümmet bilinciyle hareket ederek, materyalizmin zalim pençesinde kıstırılan gençlerimizi kurtarmalıdırlar. Bu işin tek yolu, samimiyetle ve ihlâsla Kur´an ve sünnet yolunu gençlerimize göstermektir. İnanın bu yolu gören gençlerimiz arkasını çorap söküğü gibi getirerek materyalizmin belini kıracaklardır. Bilelim ki,   ülkemizin ve İslam dünyasının yaşadığı her türlü problemlerin başında maneviyatsızlık gelmekte, gerisi düzeltilmeleri kolay olan teferruatlardır.

Mesele konuşmak değil, konuştuğunu yapmaktır. Birileri çıkıp” Ülkenin barışa ve huzura ihtiyacı vardır” diyor. Lakin huzur ve barışı bozmak için ellerinden gelen her türlü gerilime yol açan beyanatları vermekten de geri durmuyorlar. Bu tip siyasetçilere “Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu” derler. Yüce Rabbim (CC)  müslümanım diyen herkese, Hakkı hak bilip, hakka hizmet etmeyi, batılı batıl bilip batıldan uzak durmayı İslam ümmetine nasıp etsin.

Okuyucu Yorumları (1 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
mustafa kocoglu
6.6.2017 20:18:16
ummetin vahdet birligini saglamakmi istiyorsunuz.lafi kimse eveleyip gevelemeyecek ve erbakan hocamizin yaptigi gibi ypacak.15 yildir iktidarda olanlar bunun icin hicbir adim atmamakla birlikte baskalarinin kurduklari oyunlarda oyuncu olmuslar malesef...siyonist tiyatroda islam piyesi oynanmaz..selam ve dua ile
Yazarın Diğer Yazıları
NİYET HAYIR, AKIBET HAYIR. (02 Eylül 2019 - Pazartesi)
MUHTEREM DEVLET BAŞKANIM. (20 Ağustos 2019 - Salı)
SİYASETNAME VE SİYASET (28 Mayıs 2019 - Salı)
DOSTUN ATTIĞI GÜL YARALAR BENİ (09 Mayıs 2019 - Perşembe)
ABD, SURİYE DEN ÇEKİLİYOR MU? (31 Aralık 2018 - Pazartesi)
MARİFET İLTİFATA TABİDİR. (20 Kasım 2018 - Salı)
SUÇ VE CEZA, ADALET, HAKKANİYET VE AF. (29 Eylül 2018 - Cumartesi)
MÜSLÜMAN MİLLET, ZALİMLERE BOYUN EĞMEZ. (18 Ağustos 2018 - Cumartesi)
KUR´AN RAFTAN İNMELİ MASAYA HÂKİM OLMALI (04 Ağustos 2018 - Cumartesi)
KADERE İMAN EDEN, KEDERDEN EMİN OLUR. (29 Haziran 2018 - Cuma)
SABIR; BARIŞA VE ZAFERE AÇILAN KAPIDIR. (17 Şubat 2018 - Cumartesi)
NANKÖR SİYONİSTLER OSMANLIYA BİTTİ DİYEMEZ! (03 Ağustos 2017 - Perşembe)
“MARUL 50 KURUŞ” (09 Temmuz 2017 - Pazar)
ENİDEN BÜYÜK TÜRKİYE İÇİN EVET (04 Mart 2017 - Cumartesi)
TESETTÜR YÜCE ALLAH´IN EMRİDİR. (11 Eylül 2016 - Pazar)
ER REFİK KABLE´T TARİK (06 Mayıs 2016 - Cuma)
ÖZGÜRLEŞMENİN YOLU ŞEFFAFLIKTAN GEÇER (30 Nisan 2016 - Cumartesi)
İSLAM DÜŞMANI İMANSIZLARDAN DOST OLMAZ (16 Mart 2016 - Çarşamba)
EY MANAHO YÜRÜYEN MAKRİ İNSAN! (24 Aralık 2015 - Perşembe)
AĞIR MAKALE (2) (11 Ekim 2015 - Pazar)
DÜŞÜNEBİLEN İÇİN, AĞIR MAKALE (1) (03 Ekim 2015 - Cumartesi)
RÜZGÂR EKEN FIRTINA BİÇER. (26 Temmuz 2015 - Pazar)
SABRIN SONU SELAMETTİR (29 Ocak 2015 - Perşembe)
YILIN SONU, YILIN BAŞI NASIL KUTLANMALI (28 Aralık 2014 - Pazar)
ZİNANIN HER TÜRLÜSÜ SUÇ SAYILMALIDIR. (22 Eylül 2014 - Pazartesi)
SAADET PARTİSİ KENDİNE YAZIK EDİYOR. (29 Temmuz 2014 - Salı)
EY ÜMMET-İ MUHAMMED! (24 Haziran 2014 - Salı)
BAŞI DUMANLI TÜRKİYEM (29 Mayıs 2014 - Perşembe)
MİLLETİN SEVDİĞİ DÖRT SİYASİ LİDER, (09 Nisan 2014 - Çarşamba)
BAŞBAKAN?IN YANINDAYIM. (19 Ocak 2014 - Pazar)
İNSAN ŞEREF VE ONURUNU KORUMALIDIR. (07 Mart 2013 - Perşembe)
EY SİYONİSTLER! DÜNYAYI SAHİBSIZ SANMAYINIZ. (12 Aralık 2012 - Çarşamba)
KÜRT KARDEŞLERİMLE HASBİHAL (15 Kasım 2012 - Perşembe)
KİBİR KULESİ, TEVAZU OVASI.. (01 Kasım 2012 - Perşembe)
Siyaset alanında derin hareketlenmeler (03 Ağustos 2012 - Cuma)
İnsan Hayatı Nehir Gibidir (01 Temmuz 2012 - Pazar)
Lafla Peynir Gemisi Yürümez (24 Nisan 2012 - Salı)
Ben de 28 Şubat Mağduruyum (08 Mart 2012 - Perşembe)
Müslümanlar Nerede Nasıl Vuruluyor? (14 Aralık 2011 - Çarşamba)
Ben Köyümü Seviyorum (28 Temmuz 2011 - Perşembe)
Sayfa:
SAYFA EDİTÖRÜ

Trabzon için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:51 07:37 12:34 14:54 17:13 18:46
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar

 

/resimler/2015-5/15/1603147087579.jpg
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi