Alaettin KÖKSAL


MÜSLÜMANLAR ZULME MEYLEDERSE KENDİLERİNE ATEŞ DOKUNUR. 

-----------------------


Yüce Allah (CC), Hud suresinin 113. Ayetinde şöyle buyuruyor; “Zulmedenlere meyletmeyin, yoksa size ateş dokunur.”  Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) “ Mazluma yardım ediniz,  zalime de, Sahabe sordu; mazluma yardım etmeyi anladık, lakin zalime nasıl yardım edeceğiz? Zalimin kollarını tutarak buyurdular.” (Buharı) Rahmetli Yusuf Has Hacip şöyle diyor; “Zulüm yanan ateş gibidir, yaklaşanı yakar.”    Tarihlerini birlikte yazan, aynı kıbleye yönelen, aynı dine, aynı kitaba inanan, Hz. Muhammed’e (s.a.v.)  ümmet olan insanların birbirlerini, sevmemelerinden, dinlememelerinden ve tanıyamamalarından daha fazla acı veren bir şey bilmiyorum.  

Mesela; AK partisi iktidarının yaptığı hizmetleri yeterli görmeyip usulünce eleştirmek, sevgisizlik ve saygısızlık değildir.    Yanlış olan, yapılan maddi ve manevi hizmetleri görmeden, yapma imkânı olmadığı halde, yapamadıkları bazı hizmetler üzerinden fütursuzca eleştirmektir. Sayın Berat Albayrak Bey’in sağlık nedeniyle görevden affını isteme meselesini, hükümet krizi olarak yansıtmaya çalışan alnı secdeli / secdesiz bazı kalemşorların ve siyasetçilerin, fırsat bu fırsattır diyerek, yaptıkları ilkesiz ve nankör muhalefetleriyle başbaşa kalacaklarını unutmamalıdırlar.  

Aynı kervanın yolcuları olan dava ehli müslümanlar, tüm zorluklara rağmen, son nefeslerine kadar yola devam etme şuuruyla hareket ettiklerinden nefislerine mağlup olmazlar.   Kervanın önünde yürüyenler, herhangi bir rahatsızlık nedeniyle kervanını yürüyüşünü aksatmamak için kervanın arkasında geçip yolculuğa devam etmek istediklerinde, kervanın lideriyle tanışmadan kendi başlarına karar vermezler. Makam mevki tutkunu olmayan, Sayın Berat Albayrak Bey’in bu onurlu tavrını ve davranışını takdir edemeyen, özlerinden uzaklaşan beyler, Sayın Erdoğan’ı ve yol arkadaşlarını anlayamazlar.   

İlkeli dürüst müslümanlar,  zalimlerin ve yalancıların, fitne operasyonlarına alet olmazlar. İçten ve dıştan gelen baskılara rağmen,  AK partisinin yaptığı maddi ve manevi hizmetleri hafife almazlar.   Zalimlerin ve hainlerin zulüm planlarını, fitne ve fesatlarını konuşarak zaman israfı yapmazlar. Şer güçlerle, işbirlikçilerle ve münafıklarla dost olmazlar.  Zalimlerin her türlü hilelerini ve maddi güçlerini, yerle yeksan etme gücüne sahip olan Yüce Allah’tan ümitlerini kesmezler.  

Şuurlu müslümanlar; Derin devlet, üst akıl, derin gerçekler gibi kavramlara asla itibar etmezler. İmanla donatılmış akla, üst akıl, inkâr ve isyanla donatılmış akla, alçak akıl denildiğine inanırlar.  Şeytana ve şeytanın avenelerine, nefsin vesveselerine, insan ve cin şeytanlarının telkinlerine kapılmazlar.   Tüm beşeriyet bir araya gelse, maddi güçlerini birleştirse,  Yüce Allah’ın (CC) gücü karşısında, bir hiç hükmünde olduğunu sadece dilleriyle değil, kalpleriyle tasdik ederler. Zalimlerin atom bombaları, kıtalar arası füzeleri, elektronik varlıkları, askeri ve ekonomik güçleri vardır diyerek, zalimlere boyun eğmezler. 

Bilinçli müslümanlar; ABD seçimleri üzerinden günlerce konuşarak kıymetli zamanlarını israf etmezler.  Amerika’da kim başkan seçilirse seçilsin, kendi başlarına hareket edemeyeceklerini,  İslam dünyası için güzel rüya göremeyeceklerini bilirler. Amerikalı başkanların ipi, dünyayı fesada vermeye çalışan,  kendi ırkları dışındaki insanların, siyonizme köle olarak yaratıldığına inanan, dolarla dünyayı sömüren, medya yoluyla fitne üreten, İslam düşmanı bir avuç ırkçı siyonistlerin elinde olduğu bilinciyle tedbiri elden bırakmazlar. 

 Şer güçlerin ülkemiz ve İslam dünyası üzerindeki hain planlarını ve hilelerini bilmek ve ona göre tedbir almanın şart olduğuna inanırlar. Zalimlerin ve hainlerin işine yarayacak bazı meseleleri, yersiz ve zamansız konuşmanın ahmaklık, olduğunu bilirler. Müslümanlar nefisleriyle değil, iman ve akıllarıyla hareket ederek, zalimlerin planlarına alet olmazlar,  iyi niyetle de olsa zalimlerin reklamını yapmazlar.  

Şuurlu müslümanlar, her şart altında akıllı, sabırlı, temkinli ve tedbirli olurlar.  Hıyarım var diyenin yanına tuzlarını alıp koşmazlar. Kendilerine bir eleştiri yapıldığında feryat etmezler. Doğruluğuna ve yanlışlığına bakarak ders çıkarmaya çalışırlar. Başkalarını eleştirirlerken en yüksek perdeden konuşmayı bir bilgiçlik olarak takdim etmeye çalışmazlar.  Her şart altında hakkın ve adaletin yanında yer alırlar. 

Feraset ehli müslümanlar, kendilerinden önce yapılan yanlışlardan sorumlu tutulmayacakları düşüncesiyle yan gelip yatmazlar. Yapılan yanlışlardan ders çıkarmak gibi, bir sorumluluklarının olduğunu bilinciyle hareket ederler. Yapma imkânı olduğu halde yapmadıklarından hesaba çekileceklerine inanarak güçleri nispetinde son nefese kadar Yüce Allah’ın (CC) rızası için çalışırlar.  Dünyevilik endişelerinden dolayı asla yalan konuşmazlar. 

 Şuurlu müslümanlar ölümden değil, ölüme hazarlıksız olduklarından korkarlar. Korkunun ecele faydası olmadığını bilirler. Mizan gününde mahcup olmamak için, dünya imtihanını başarılı bir şekilde geçirmenin gayreti içinde olurlar. Nimet ve musibetlere karşı sabırlı ve tedbirli olurlar.  Kardeşleri için  “Kuduz, saldırgan, küfürbaz, ateşi bol olsun” diyen yalancılarla birlikte hareket etmezler. Yazdıklarından, konuştuklarından, hayır ve şer olarak yaptıklarından sorumlu tutulacaklarını bilirler.  İyi niyetle kaş yapayım derken göz çıkarmaktan, kalp kırmaktan sakınırlar. Ümitsizlik bombalayarak zalimlerin hileli planlarına hizmet etmezler. 

Zalimler ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar, Yüce Allah  (CC) zalimlerini hilelerin bozacağını bizlere şöyle haber veriyor.  [..”Hıristiyanların ve Yahudilerin  arasına  Kıyamet gününe kadar sürecek kin  ve düşmanlık attık.”  Her ne zaman savaş için bir ateş tutuşturdularsa Allah onu söndürdü.”(Maide 14- 64 ) Gerçekten onlar hile yapmaya kalktılar. Onların hileleri dağları yerinden oynatacak kadar gülü olsa bile, Allah onların bütün hilelerini, tuzaklarını ve düzenlerini yok etmeye muktedirdir.” “Eğer Allah size yardım ederse, o zaman size galip gelecek yoktur. Allah size yardım etmezse, size yardım etmek kimin haddine? O halde müminler Allah’a dayansınlar.” ( Al-i İmran 160 )]