Alaettin KÖKSAL


RAHMETLE ANILMAK İSTEYENLER, MİLLETİN İNANÇ DEĞERLERİYLE BARIŞIK OLMALIDIR. 

--------------


Rahmetle anılmak istenmeyenlerin ruh kökenlerinde, İslam dinini,  Kur’an-ı Kerimi,  Peygamberimiz Hz. Muhammed’i (s.a.v)  bu ilahi yoldan yürüyerek vatanlarına, milletlerine, İslam âlemine ve tüm insanlığa hizmet eden tarihi şahsiyetleri ve müslümanları sevmek saygı duymak gibi bir ilkeleri yoktur. Tarih boyunca,   her türlü çirkeflikleri, ahlaksızlıklar vahşetleri yapmak için, şeytana asker olan şer güçler ve onlarla birlikte hareket eden köle ruhlular,  İslam dinine ve müslümanlara muhalefet etmekten, geri durmadılar, durmayacaklardır. 

Şer güçler ve cağımızın modern köleleri, 1071 tarihinde, Anadolu kapılarını müslüman Türk milletine ve müslümanlara açan Sultan Alparslan’ı, İstanbul’u fetheden Fatih sultan Mehmet Han’ı, Türkiye cumhuriyetinin kurulmasının alt yapısını hazırlayan, Sultan 2. Abdülhamit ‘i,  istiklal mücadelesinin başkomutanı olan, M. Kemal Atatürk’ü ve yol arkadaşlarını sevmezler. Bu vesayetçi zihniyet, vatanın kalkınmasına ve İslami değerlere önem veren milli, milliyetçi ve yerli duruş sahibi olan, rahmetli Menderes’i, Turgut Özal’ı,  Adnan Kahveciyi, Erbakan hocayı, Muhsin Yazıcıoğlu’nu, Orgeneral Eşref Bitlis’ i Vali Recep Yazıcıoğlu’nu ve benzerlerini sevmezler ve saygı duymazlar.  

 Ayni zihniyetin mirasçıları, vatanı ve milleti için bedel ödemeyi göze alan, milli ve manevi değerler önem veren, Muhterem cumhurbaşkanımızı R. Tayyip Erdoğan’ı, Sayın Devlet Bahçeliyi ve aynı duruşla hareket eden diğer şahsiyetleri sevmezler. Batılıların batmış medeniyetini kendi medeniyetimizin üzerinde gören bir avuç köle ruhlular, köhnemiş zihniyetlerini topluma dayamak için Mustafa Kemal Atatürk istismar etmekten, seviyormuş gibi yapmaktan da utanmazlar. Milletin sandık iradesini kabul etmezler sandıktan önce milletle ve milletin seçtikleriyle hesaplaşacaklarını ifade edeler. Müslüman tedbirli olmalı tehditlere, yalanlara pabuç bırakmamalıdır.  “ Yalanı ancak Allah’ın ayetlerini inanmayanlar uydurur. İşte onlar yalancılar ta kendileridir”(Nahl 105)  

Yalanda sınır tanımayan şer güçlerin, Sayın Erdoğan’ın dik duruşuna, maddi ve manevi kalkınma hamlelerine, ahlaksızca muhalefet etmeleri şaşırtıcı değildir. Lakin içten gelen muhalefet düşündürücüdür.  Şer güçlerin yıllarca uğraşarak, ülkemizi emir alan bir ülke haline getirmek için,  milletimizin bağışıklık sistemini güçlendiren, imanımızı ve ibadetlerimizi yalan, iftira ve hurafelerle bozmaya çalıştılar. Rahmetli Erbakan hocamız ve muhterem Tayyip Erdoğan,  bozulmaya yüz tutan milletimizin manevi bağışıklık sistemini yeniden kazandırmaya yönelik olarak yaptıkları maddi ve manevi hamleler, zalimlerin ve yerli işbirlikçilerin moralini bozduğundan,  dün Erbakan hocaya ve diğer milli duruşlu liderlere,  bugün de Sayın Erdoğan’a her koldan muhalefet etmektedirler. 

 İslam ve müslüman düşmanı olan zalim şer güçler, Sayın Erdoğan’ı iktidardan düşürmek için, millet ittifakının önüne yalan ve iftiralara dayalı bir yol haritası koydular. Ülkemizin ve milletimizin aleyhinde olan bu vesayetçi yol haritasına milli ve yerli düşünen tüm siyasi partiler ve milletimiz şiddetle karşı çıkarak milli ve yerli duruşlarını göstermelidirler.   

 Aynı dinin, aynı tarihin mensupları, aynı vatanın evlatları olan bizler, nasıl oluyor da vatanımıza dinimize düşman olan zalimlerin ve işbirlikçilerin hain planlarına alet olabiliyoruz.  İlkeli ve dürüst olan müslümanlar, hiçbir şart altında basit menfaatleri için kardeşlerine sırtlarını dönemezler. Basit siyasi getirileri için, şer güçlere karşı milli ve manevi bir duruş sergilemeyenleri milletimiz ve tarih af etmez.  Üzülerek ifade delim ki, İçi boş bu vesayetçi siyasi yol haritasına,  sözde milliyetçi ve milli görüşçü olduklarını ileri süren İYİ parti ve Saadet partisi, bilerek/ bilmeyerek bu plana alet olduklarına şahit oluyoruz. Tarihi geçmişimizle, kadim medeniyetimizle örtüşmeyen millet ittifakına dayatılan siyasi yol haritasına, millet ittifakı içinde yer alan, iyi niyetli milli ve yerli düşünceye sahip insanlar, şer güçlerin Sayın Erdoğan’a olan kin ve nefretlerini, kursaklarına bırakacakları ümidindeyim.  

 Dini ve milli hassasiyetleri olan bazı yazarlar, iyi niyetli olsalar da, ülkenin ve milletin selameti için yaptıkları eleştirilerinin zamansız olduğunun düşünerek, siyasi geleceğimizi inşa etmek için, yanlışları öne çıkarmak yerine doğruları konuşarak, daha yapıcı ve düşündürücü eleştirilere ağırlık vermelidirler.  İçten ve dıştan yapılan saldırılarla, birlikte yolculuk yaptığımız gemimizi delmeye çalışanlara dur diyeceğimize, yaptıkları işin yanlış olduğunu söyleyeceğimize,  zamansız bir şekilde, geminin kaptanına ve yolcularına doğrudan ve dolaylı bir şekilde eleştirmek, hata ve kusurlarını uluorta konuşmak suretiyle,  gemi kaptanının ve tayfalarının morallerini bozmak doğru bir tavır değildir. Yapılacak İş, gemiyi delmeye çalışan iç ve dış mahfillere karşı birlikte hareket ederek zulümlerine engel olmaktır.   

Tarih boyunca ve yakın tarihimizde, inandıkları gibi yaşamak isteyen insanlara ve müslümanlara yapılan zulümleri unutmak, zulüm yapanların zihniyetlerinin değiştiğine inanarak tedbiri elden bırakmak doğru bir düşünme tarzı değildir. “Müslüman bir delikten iki sefer ısırılmaz” hadisi-i şerifini iyice düşünerek her zaman temkinli ve tedbirli olmakta fayda vardır. Müslüman zulme meylederek manevi bağışıklık sistemini bozmamalıdır.  

Sayın Kamalak, değişik kanallarda özetle  [“AK partisiyle kesinlikle ittifak olmamalı, AK partisinin politikası gerilim üzerinedir. AK partisinin vebalı büyüktür vebali büyük olanla ittifak olmaz. Saadet partisi cumhur ittifakında yer alacak olursa, 50 yıllık kırmızıçizgilerimizi kaybetmiş oluruz, bundan dolayı millet ittifakını desteklerim. Oğuzhan bey’in 53 maddelik açıklamaları partimizi bağlamaz. Kongre çağrısı kanuni olmadığı gibi İslami de değildir. “Müminler işlerini istişare ile yaparlar ayetine uygun değildir”] diyor. 

 Olağan üstü kongre için, partinin üst yönetim kurulunun kararıyla, ya da kongre üyelerinin beşte birinin 15 gün içinde noter onaylı imzalarıyla yaptıkları başvurular üzerine, yönetim kurulu en geç 45 gün içinde olağanüstü kongre kararı alır.  Sayın Oğuzhan bey’i Yüksek istişare kurulu başkanı olarak kabul ettiğiniz halde, verdiği karara uymak mecburiyetindesiniz.  Özetle ifade edersek; İdareci,  Kur’an ve sünnette göre hükmü belirlenmemiş konuları işin ehli olan insanlarla istişare etmek suretiyle, istişareden çıkan sonuç, Kur’an ve sünnete uygun olduğu kanaati çıkarsa, idareci çıkan karara uymak zorundadır. Böyle bir kanaat olmadığı takdirde, idareci, meşru bir sebep veya sebepler göstererek, kendi kararını vermekte yetkilidir.   

AK partisine kinle muhalefet etmek, Sayın Oğuzhan’a en yakın zamanda cehennem girmesini talep etmek, millet ittifakıyla yol almak, çocuklarına milli görüş ilkelerini anlatamayanlar, milli görüşün kırmızıçizgilerini konuşamazlar.  İslam kardeşliği hukuku içinde Sayın Temel Karamollaoğlu ağabeyimize ve yol arkadaşlarına kabul buyururlarsa âcizane olarak bazı tavsiyelerde bulunmak istiyorum. Birlikte olduğunuz millet ittifakı ile AK artisinin milli görüş zihniyetiyle ne derecede yakın ve uzak olduklarını, ne söylediklerine ve nasıl bir zihniyetle sahip olduklarını seher vaktinde Yüce Allah’ın huzurunda hesap veriyormuş gibi bir düşünerek nerde doğru nerde yanlış yaptığınızın hesabını yaparak, siyasi kararınızı veriniz.  

Sayın Temel Karamollaoğlu, 18-Haziran-2021 tarihinde bir televizyon kanalına çıkarak  “ AK partisinden ayrılıp parti kuran Ahmet Davutoğlu, Ali Babacan ve Abdullah Gül, AK partisini  %20-30 oranında böleceklerini düşünmüştüm. Öyle olmadı.”  Bu ifadeler milli görüşün siyasi ilkeleriyle bağdaşmadığını düşünmelisiniz. Milli görüş ilkeleriyle siyaset meydanına çıkmazsanız, başkalarının ilkelerine teslim olursuzun. Rahmetli Erbakan hocamız için “ Nerde bir boş arsa görse orada bir temel atardı” diyen, iyi partili bir milletvekiline, bilgi ve belgelerler haddini bildiremezseniz.    

14-Haziran-2021 tarihinde Brüksel de yapılan NATO toplantısında Merve Kavakçı’nın başörtülü kızının tercüman olarak yer almasını hazmedemeyenler “Cumhuriyeti sömüren vampirler nitelemesi vicdanlarınızı sızlatsa da ses çıkaramaz hale gelirsiniz. CHP ve benzerlerinin zihniyeti dün ne ise bugünde aynı olduğunu anlayamaz hale gelerek, Cumhur ittifakıyla milleti ittifakının arasındaki doğruları ve yanlışları ayırt edemez duruma düşersiniz. Böyle bir anlayış “al birini vur ötekine”  gibi tehlikeli bir duruma yol açacağını düşünerek hareket etmelisiniz.   

Tefekkür etmek için “Ölmeden önce ölünüz,” Kişi sevdiğiyle beraber olacaktır. hesap günü gelmeden önce kendinizi hesaba çekiniz” hadisi şereflerini ve “ Zerre miktar hayrın ve şerrin hesabının verileceği” ayetini dikkatte alarak vicdanı bir tefekkürü hiçbir şart altında ihmal etmeyiniz. selam ve dua ile.