Alaettin KÖKSAL


SAADET PARTİSİ SİYASİ FETRET DEVRİNDEN KURTULUYOR MU?   

---------------------------


Tarihi süreç içinde yaşanan iki olay arasındaki zamana fetret,   fetret zamanı içinde yaşanılan olumsuz olaylara, karışıklıklara, bunalımlı günlere ve kararsızlıklara da fetret devri denir. Tarih boyunca insanlar, fetret devirlerini dini,  tarihi ve siyasi olarak pek çok defalar yaşamışlardır.    

Meseleye dini açıdan bakarsak, Yüce Allah tarafından insanlara Hak ve hakikati tebliğ etmek ve yaşamak için gönderilen ilk Peygamber Hz. Âdem (a.s.)  ile son peygamber Hz. Muhammed (s.a.v.)’e kadar gelen tüm peygamberlerin arasında geçen zaman süreçlerinde fetret devirleri yaşanmıştır.  Bu sureci doğru anlayarak doğru yaşayanlar olduğu gibi, hak yoldan ayrılarak yanlışlara sapanlarda olmuştur.  İnsanların bunalıma düştüğü fetret devrinin sona ermesi için Yüce Allah  (CC)  ilahi bir kitapla birlikte insanları yeniden hak ve hakikatte davet eden peygamberler göndermiştir.    

Son ilahi peygamber olarak gönderilen peygamberimiz Hz. Muhammed’den  (s.a.v.) sonra başka bir peygamber gelmeyeceğinden,  Yüce Allah’ın (CC) koruması altında indirilen son ilahi kitap olan Kur’an-ı Kerim’in insanlar tarafından değiştirilemeyeceğinden, kıyamete kadar dinimiz İslam’da fetret devri yaşanmayacaktır.  Kur’an ve sünnet yolundan ayrılarak bunalıma ve huzursuzluğa düşen müslümanlar, kendi iradeleriyle düştükleri fetret devrinden kurtulmaları için, tek çareleri Kur’an ve sünnete sarılmaktır.   

Tarihi olarak yaşanan birçok fetret devirlerinden Osmanlı döneminde yaşanan fetret devrini kısaca anlatarak, Saadet Partisinin yaşadığı siyasi fetret devrini anlatmaya çalışacağım.  Osmanlı hükümdarı Yıldırım Bayezid Ankara savaşını kaybedip Timur’a esir düşünce ve kısa bir zaman zarfında ölünce şehzadelerin taht kavgası başlamıştır.  

Ankara savaşının galibi olan Timur, Osmanlıya bağlı olan Anadolu beyliklerini ayırarak, bağımsız hale getirdi. Osmanlı devletine kalan toprakları, beş şehzade arasında paylaştırmıştır.  Bu vahim durumu gören şehzadeler, parçalanmış bir Osmanlıyı yeniden toparlamak için bir araya gelerek anlaşamayınca kardeş kavgalarına sebep olmuşlar. 11 yıl süren kardeş kavgalarından galip gelen,  Bayezid’ın oğlu Çelebi Mehmet,  Osmanlı birliğini yeniden sağlayarak hükümdarlığını ilan etmiştir.  

27-Şubat-2011 tarihinde vefat ederek, ahirete hicret eden rahmetli Erbakan hocamızdan sonra Saadet partisi siyasi fetret devrine girmişti. Osmanlın fetret devri 11 yıl sürmüştü. Saadet Partisinin fetret devri de 10 yılını doldurmuştur. Saadet partisi yaşadığı siyasi fetret devrini bitirmek için önünde iki yol vardır. Birinci yol Saadet partisi Yeniden Refah partisiyle birleşmeli, ikinci yol millet ittifakından ayrılarak,  milli ve yerli olan ilkeleriyle cumhur ittifakına girmelidir. Saadet partisi bu iki yoldan başka bir yol arayışı içinde olursa veya millet ittifakıyla hareket ederse, siyasi fetret devrinden kurtulamayacaktır. 

Milli görüşü, siyasi fetret devrine alet etmemek için, SP ve YRP, milli selamet partisi (MSP)çatısı altında yeni bir genel başkanın etrafında veya Fatih Erbakan başkanlığında birleşmelidir. Bu hususta AK saçlılar öncülük etmeli, milli görüş davasının selameti için, hiçbir milli görüşçü hissi ve nefsi davranmamalıdırlar. Bu birleşmenin güçlü olması için 1969’dan günümüze kadar milli görüş zihniyetini benimseyerek yaşayan, Milletvekilliği, Belediye Başkanlığı, il, ilçe başkanlığı ve Bakanlık yapmış olan insanları bu çatı altında birleşmeleri sağlanmalıdır.  

Saadet partisi millet ittifakından ayrılarak cumhur ittifakıyla hareket ederse milli görüş zihniyetini inanarak yaşayan, siyaset ilmini bilen, Rahmetli Erbakan hocayı çok iyi anlayan adaylarla milletin karşısına çıkarlarsa, bekledikleri bir sayısal güce erişebilirler. Aynı şekilde YRP, cumhur ittifakıyla hareket ederek düzgün ve inançlı adaylarla milletin karşısına çıkarlarsa aradıkları desteği bulabilirler.  SP ve YRP cumhur ittifakıyla seçime girerek, sayısal güçlerini öğrenerek yeni bir birleşmenin yol haritasını çizerek gelecek nesillere umut olmalıdırlar.  Köpükten milli görüşçülerle yola çıkanlar, aradıkları sayısal güce ulaşamazlar. 

SP ve YRP, cumhur ittifakıyla hareket ederlerse ve milletin karşısına milli görüşe inanan ve yaşayan adaylarla çıkarlarsa, bugüne kadar yaptıkları anlamsız muhalefetlerinden dolay sandığa gitmeyen veya başka partilere oy veren milli görüşçüler bu iki partiye ciddi manada destek verebilirler.  AK parti, MHP, BBP, SP, YRP ve İYİ Partinin tabanları önemli oranda aynıdır.  Sözünü ettiğimiz bu partiler ortak bir gelecek için birleşmeleri ülkenin ve milletin ihtiyacı olduğunu düşünerek hareket etmelidirler.  SP ve YRP’ nin tabanı, Sayın Erdoğan’ın ve yol arkadaşlarının milli görüş gömleği çıkarmadıklarını, gömleğin üzerine takım elbise giydiklerini görüyor ve biliyorlar. Bu iki partinin yetkilileri, tabanın bu bakışını çok iyi değerlendirerek tabanlarını küstürmemelidirler. 

Fetret devrine düşmek istemen siyasi partiler,  dini ve milli özlerinden,  tarihi geçmişlerin dava şuurlarından milli ve inançlı dostlarından den uzaklaşarak, şuursuz, tecrübesiz, nefsini rehber edinmiş yeni dostlar edinerek yola çıkmamalıdırlar.  Milli ve yerli bir dava ile yola çıkan AK partisi, yaşayarak edindiği tecrübeler ışığında, yol arkadaşlarını çok daha dikkatli seçmelidir.  

Fetret devrini girdiğini anlamayan Saadet partisi, kendilerinden ayrılan milli görüşçüleri ihanetle suçladılar. Gıybetlerini yaptılar, bilerek/bilmeyerek iftirada bulundular. Milli görüş ilkelerine uymayacak şekilde, yol arkadaşlarını ihanetle suçlayanlar, ne gariptir ki,  kendileri SP’den ayrılarak, yeni parti kurdular. Lakin ihanetle suçladıkları arkadaşlarından özür dileme erdemini gösteremediler.  Saadet partisinden istifa ederek, AK partisinden aday adayı olan arkadaşları Saadet partisi ihanetle ve şuursuzlukla itham ederken, AK partisi de bu arkadaşları değerlendirmedi.  

O günlerde yaptığımız çıkışımızı anlayamayan saadet partililer, siyasi fetret devrine düştüler ve bölündüler. AK partililer de yaşadıkları ayrılmalar görünce Ömerleri aramaya başladılar.  Şahsen haklı çıktığıma değil, yanlıştan dönülme sinyallerinin verildiğine seviniyorum. Bu sinyaller Cumhur ittifakına doğru yol alırsa, millet ittifakıyla gönülleri yaralanan milyonlarca milli görüşçü sevinerek yeniden dirilişe geçecektir. “Niyet hayır, akıbet hayır”