SAYIN ERDOĞAN, DOSTU DÜŞMANI VE MUHALİFİ TEFRİK ETMELİ.
Tarih: 2.3.2019 20:50:48 / 414okunma / 0yorum
Alaettin KÖKSAL

Tarih boyunca ve günümüzde kullanılan dost insan, düşman insan ve muhalif veya muhalefet eden insan kavramlarının ne anlama geldiğini özetle yazmaya çalışacağım.  Dost insan: Hak gözüyle bakan, hakkı üstün tutan, adaletten ayrılmayan,  dar ve geniş zamanda, dostunu yalnız bırakmayan, dostunun sırlarını başkalarıyla paylaşmayan,  zaman ve mekâna dikkat ederek, insanların hata ve kusurlarını ulu orta konuşmayan, Yüce Allah (CC) rızası için karşılıksız olarak seven insanlardır.  

Düşman İnsan; Hiçbir şart altında değişmeyen değişmesi mümkün olmayan İslam dinine karşı mücadele eden, adalet, merhamet duyguları olmayan, hakkın karşısında, maddi gücü üstün tutan, nimetleri külfete çeviren, helalleri harama, haramları helalle dönüştüren,  zulmü, sömürüyü, imtiyaz ve çıkarı hak sebebi sayan, materyalist düşünceli hilekâr insandır.

Muhalif veya muhalefet eden insan;  İslam dinine karşı olan, güçlü olduğu zaman zulmeden, hakkı değil kuvveti üstün tutan insandır. Bir başka anlamıyla aynı inanca sahip olan, inandığı dinin temel ilkelerinden ayrılmamak şartıyla, farklı fikir ve düşüncelere sahip olan insandır. Peygamberimiz Hz. Muhammed (S.A.V.) şöyle buyurmuşlardır, “ Ümmetimin ihtilafı rahmettir. Ümmetim dalalet üzerine birleşmez.”   Bir fikre muhalif olmanın veya muhalefet yapmanın temel ilkesi, hak olan doğruyu arayıp bulmaktır. “Müsademe-i efkârdan, Barika-ı hakikat doğar” yanı farklı fikir ve düşüncelerin müzakeresinden topluma faydalı olacak olan hakikat ortaya çıkar.

Bu özet girişten sonra,  Dost insan kavramını, gerçek dostları ve menfaat dostları olarak ikiye ayırabiliriz. Gerçek dostlar; partiler üstü bir anlayışla hareket eden, herhangi bir partiye, cemaate, tarikata körü körüne bağlanmayan, dini, vatanı, milleti, bayrağı, devleti ve İslam ümmetinin milli ve manevi değerleri için, bedel ödemeyi göze alan, şer güçlerin ve yerli işbirlikçilerin vesayetini kabul etmeyen yüksek karakterli insanlardır.

Gerçek dostları da, İlaç gibi dostlar, yakın ve uzak dostlar olarak sınıflandırabiliriz. İlaç gibi dostlar; iyi günde ortaya çıkmayan, kötü günde dostuna şifa olmaya çalışırlar. Yakın dostlar; sırdaştırlar. Uzak dostlar; dost bildiğine karşılıksız dua ederek destekleyenlerdir.

 Menfaat dostları;   dünyeviliklerini düşünen hastalıklı insanlardır. Sadece şahsi menfaatlerini düşündükleri için dertlerini konuşurlar. İstekleri olmayınca, şahsi ikbal ve menfaatleri bittince, gerçek dostları fütursuzca eleştirerek menfaatleri için kolayca saf değiştirebilen düşük karakterli insanlardır.

 Toplumun önünde duran siyasi liderler, cemaat önderleri, tarikat şeyhleri, devletin sivil ve resmi kurumlarında görev alan etkili ve yetkili yöneticiler, hak ile batılı, doğru ile yanlışı, zulümle adaleti, İyi ile kötüyü, haramla helali, zararlıyla faydalıyı, güzel ile çirkini birbirine karıştırarak toplumu yanlış yöne saptırmaya çalışmazlar.

Yönetici konumunda olmayan dost insanlarda, Kur´an ve sünnet uymayan, ülkenin mili ve manevi değerlerine saygı duymayan, çözüm üretmeyen, vefasızlık yapan, dost gibi davranmayan, doğrudan ve dolaylı bir şekilde yalan konuşarak, milletin aklıyla alay etmeye çalışan, şer güçlerin vesayetine boyun eğen, parti liderlerine, tarikat şeylerine, cemaat önderine eyvallah demezler.    

Şüphesiz ki, gerçek dost, Yüce Allah´tır. Sonra Yüce Allah´ın son elçisi Hz. Muhammed  (S.A.V.) ve ona indirilen, Hz. Kur´an-ı kerimdir. Sonra Kur´an sünnet yolundan ayrılmadan tebliği ve davet görevini eksiksiz olarak yapan salih insanlar ve onlarla birlikte hareket eden toplumun huzur ve refahı için kötü işlere set çekmeye, iyi işlerin önünü açmaya çalışan imanlı yöneticilerdir.

 Kur´an ve sünnet ışığında özetleyerek yazmaya çalıştığım bu ilkeleri kabul eden dost insanlara soruyorum; Yaşadığımız bu zor süreçte, Sayın Erdoğan´ı eleştirirken, ölçüyü kaçırdığınızı düşünebiliyor musunuz? Sayın Erdoğan hakkında, İslam muhalifi diyebilir misiniz? 2000 öncesi Türkiye ile bugünkü Türkiye´yi mukayese ettiğinizde, 2000 öncesi Türkiye´nin çok daha iyi olduğunu söyleyebilecek kadar nefsi bir cehaletin içinde olabilir misiniz?

 Sayın Erdoğan´ın ülkenin imarı, milletin maddi ve manevi refahı için yaptıkları hizmetleri yeterli görmemek, hiçbir şey yapmadığı anlamına gelebilir mi? ülkeyi iflasın eşiğin getirdiğini söylemek suretiyle milletin aklıyla alay ettiğinizi, millette sizinle alay ettiğini anlayamayacak kadar kör ve sağır olabilir misiniz?  Sayın Erdoğan´ın yapma imkânı olduğu halde, kasıtlı olarak yapmadıklarını söyleyecek bir deliliniz bir bilginiz var mı?

Ülkenin siyasi ve ekonomik şartlarını bilmeden konuşmak sizlere yakışıyor mu?  Sizler iktidara geldiğinizde, Sayın Erdoğan´ın yapmak istediği halde, yapamadıklarını sizler yapabilecek misiniz? Evet diyorsanız, sizlere soruyorum sırtınızda yumurta küfesi yok bugünden yapacaklarınızı neden konuşmuyorsunuz?

İktidar geldiğinizde ülkedeki tüm meyhaneleri, kumarhaneleri, fuhuş haneleri,  faizle çalışan bankaları kapatacağınızı, faizli sistemden vazgeçerek kâr ve zarar sistemine geçeceğinizi, kadın istismarına ve her türlü ahlaksızlığa ve haramlara son vereceğinizi, milli savunma projelerinizi ve terörü bitirme planlarınızı neden anlatamıyorsunuz?  Yüce Allah(CC) saf suresinin 2ve 3. Ayetlerinde şöyle buyuruyor: “ Ey İman edenler! Niçin yapamayacağınız şeyi söylersiniz? Yapamayacağınız şeyi söylemeniz, Allah katında çok çirkindir.”

Söz buraya gelmişken, AK partili yetkililere ve danışmanlara bazı sorular soru sormak istiyorum. Oyların %90´ı muhafazakâr seçmenden geldiği halde, yönetimlerde muhafazakâr olmayan insanların ağırlıkta olması nedeniyle, oturduğunuz dalı kesmiş olmuyor musunuz?  AK partisinin kadın ve gençlik teşkilatı manevi yönden eğitildiğini söyleyebilir misiniz?  Siyası tecrübeleriyle ve manevi birikimleriyle geleceğimizin teminatı olan bay ve bayan gençlerimizi eğitecek insanları teşkilat içi eğitim toplantılarına neden davet etmiyorsunuz?  

AK partisinin faydasına olur düşüncesiyle milli ve yerli düşünen birçok kardeşimizin yazmaya çalıştığı makaleleri,  Devlet Başkanımız Sayın Erdoğan´ın değerli danışmaları tarafından okunmasına tenezzül edilmiyor mu?  Sözünü ettiğimiz arkadaşların yazdıkları ve raporladıkları külliyeti konuşuluyor mu? Kartel medyasının usul ve üslup bilmeyen sivri dilli sözde yazarların yazdıkları külliyete konuşulduğu halde,  maddi bir rütbesi olmayan ahlaki değerlere önem veren yazarları ve sıra insanları dinlememek doğru bir hareket midir? .

Makalemizi Osmanlı devletinin son dönem paşalarından Keçecizade Fuat Paşa, yabancı diplomatlarla sohbet ederken, kendilerine verdiği şu tarihi cevapla tamamlayalım.  “ Ekselansları! Devletlerinizin büyüklüğüne ispatlamak için kendinizi gereksiz yere yormayınız. En büyük devlet Osmanlı devletidir. Zira yıllar yılı sız dışarıdan bizler içerden yıkmak için elimizden gelen her şeyi yaptık, lakin yıkamadık. Şüphesiz Osmanlı devletinden daha güçlü devlet tasavvur edilemez.”

Dün Erbakan hocayı, bugün Sayın Erdoğan´ı aynı anlayışla yıkmak isteyenlerin başında şer güçler ve yerli işbirlikçiler gelmektedir. Zalimler dıştan, yerli işbirlikçiler ve onlarla dirsek teması halinde olan şuursuz siyasi partiler ve AK partisinin içinde kümelenmiş görülenler ve görülmezler, içten çalıştıklarına şahit olduk ve şahit olmaktayız.  

Görülen o ki, millet ittifakı 31-Mart -2019 mahalli seçimlerini, belediye seçimi olmaktan çıkartarak, Sayın Erdoğan´ın ve partisinin oy oranını aşağıya çekmek suretiyle, Sayın Erdoğan´ın meşruiyetini tartışmaya açma gibi bir çalışmasının içindedirler. Bu planın gerçekleşmesi için millet ittifakını devreye aldılar.  AK partisi çatısı altında birleşen ve geçmişte DYP, ANAP ve Refah Partisine oy veren seçmenleri, İYİ partiye ve Saadet partisine çekmek suretiyle AK partisinin oy oranını aşağıya doğru çekmeye çalışacaklardır.

 Ahlaki olmayan ve şer güçlerin işine yarayacak olan bu plan yüce Allah´ın izniyle ve milletin güçlü ferasetiyle bozulacaktır.  Bu sinsi planın bozulması için AK partisi de tedbirini almalıdır. Sosyal politikalarla halkı yönlendirmeye çalışan istismarcılara, popülistçe cevap vererek halkı kendi partilerine doğru çekmenin adımlarını atmalıdırlar.

 Sayın Cumhurbaşkanı “ Biz tökezlersek, coğrafya yanar” cümlesi parti endişeyle söylenmiş bir cümle olmadığını anlayanlar, şer güçleri ve onların işbirlikçilerini sevindirecek şekilde muhalefet edemezler, verecekleri reylerle zalimleri sevindiremezler.            

Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
ABD, SURİYE DEN ÇEKİLİYOR MU? (31 Aralık 2018 - Pazartesi)
MARİFET İLTİFATA TABİDİR. (20 Kasım 2018 - Salı)
SUÇ VE CEZA, ADALET, HAKKANİYET VE AF. (29 Eylül 2018 - Cumartesi)
MÜSLÜMAN MİLLET, ZALİMLERE BOYUN EĞMEZ. (18 Ağustos 2018 - Cumartesi)
KUR´AN RAFTAN İNMELİ MASAYA HÂKİM OLMALI (04 Ağustos 2018 - Cumartesi)
KADERE İMAN EDEN, KEDERDEN EMİN OLUR. (29 Haziran 2018 - Cuma)
SABIR; BARIŞA VE ZAFERE AÇILAN KAPIDIR. (17 Şubat 2018 - Cumartesi)
NANKÖR SİYONİSTLER OSMANLIYA BİTTİ DİYEMEZ! (03 Ağustos 2017 - Perşembe)
“MARUL 50 KURUŞ” (09 Temmuz 2017 - Pazar)
ENİDEN BÜYÜK TÜRKİYE İÇİN EVET (04 Mart 2017 - Cumartesi)
TESETTÜR YÜCE ALLAH´IN EMRİDİR. (11 Eylül 2016 - Pazar)
ER REFİK KABLE´T TARİK (06 Mayıs 2016 - Cuma)
ÖZGÜRLEŞMENİN YOLU ŞEFFAFLIKTAN GEÇER (30 Nisan 2016 - Cumartesi)
İSLAM DÜŞMANI İMANSIZLARDAN DOST OLMAZ (16 Mart 2016 - Çarşamba)
EY MANAHO YÜRÜYEN MAKRİ İNSAN! (24 Aralık 2015 - Perşembe)
AĞIR MAKALE (2) (11 Ekim 2015 - Pazar)
DÜŞÜNEBİLEN İÇİN, AĞIR MAKALE (1) (03 Ekim 2015 - Cumartesi)
RÜZGÂR EKEN FIRTINA BİÇER. (26 Temmuz 2015 - Pazar)
SABRIN SONU SELAMETTİR (29 Ocak 2015 - Perşembe)
YILIN SONU, YILIN BAŞI NASIL KUTLANMALI (28 Aralık 2014 - Pazar)
ZİNANIN HER TÜRLÜSÜ SUÇ SAYILMALIDIR. (22 Eylül 2014 - Pazartesi)
SAADET PARTİSİ KENDİNE YAZIK EDİYOR. (29 Temmuz 2014 - Salı)
EY ÜMMET-İ MUHAMMED! (24 Haziran 2014 - Salı)
BAŞI DUMANLI TÜRKİYEM (29 Mayıs 2014 - Perşembe)
MİLLETİN SEVDİĞİ DÖRT SİYASİ LİDER, (09 Nisan 2014 - Çarşamba)
BAŞBAKAN?IN YANINDAYIM. (19 Ocak 2014 - Pazar)
İNSAN ŞEREF VE ONURUNU KORUMALIDIR. (07 Mart 2013 - Perşembe)
EY SİYONİSTLER! DÜNYAYI SAHİBSIZ SANMAYINIZ. (12 Aralık 2012 - Çarşamba)
KÜRT KARDEŞLERİMLE HASBİHAL (15 Kasım 2012 - Perşembe)
KİBİR KULESİ, TEVAZU OVASI.. (01 Kasım 2012 - Perşembe)
Siyaset alanında derin hareketlenmeler (03 Ağustos 2012 - Cuma)
İnsan Hayatı Nehir Gibidir (01 Temmuz 2012 - Pazar)
Lafla Peynir Gemisi Yürümez (24 Nisan 2012 - Salı)
Ben de 28 Şubat Mağduruyum (08 Mart 2012 - Perşembe)
Müslümanlar Nerede Nasıl Vuruluyor? (14 Aralık 2011 - Çarşamba)
Ben Köyümü Seviyorum (28 Temmuz 2011 - Perşembe)
Sayfa:
SAYFA EDİTÖRÜ

Trabzon için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:51 07:37 12:34 14:54 17:13 18:46
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar

 

/resimler/2015-5/15/1603147087579.jpg
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi