Kemal ÇUMAN


​​​​​​​SEVMEK VE SEVİLMEK..!

-----------------------


Hayata karşı direnebilmek mi?

Yoksa buna alabildiğince alışmak mı? 

İnsan bunlardan hangisini seçmeli ki hayatına yön vermeli? 

Hani; İnsan hayatında her zaman bir umut bir dayanacak güç olsun ister... 

Yaşantımızın her karesinde, doğrularımız ve yanlışlarımızla anlamını kendimiz oluşturduğumuz bir hayatı yaşıyoruz bu dünyada…

Doğum, yaşam ve ölüm arasında kısacık bir ömür...

Nasıl geçtiğini hiç kimse anlamadan, insanlar arasındaki bu hoşgörüsüzlük ne?

Birbirimizle küçük nedenlerden dolayı kavga edecek bahaneler arıyoruz…

Hâlbuki dinimiz; Birbirimize karşı, Hoşgörülü, müsamaha, tahammül, katlanma, görmezden gelmeyi emrediyor... 

Her geçen gün, birbirimize olan sevgi ve saygı bağlarının zayıfladığı görüyoruz hayatımızda... 

Tabiî ki hissettiklerimizi düşüncelerimizi cesur bir şekilde söylemeliyiz...

Susması gerektiğinde dilsizmiş gibi sessiz, konuşması gerektiğinde ise karşı tarafı kırmadan, saygıda kusur etmeden kendimizi ifade etmeliyiz...

Geçmişe takılıp kalmak, enerjimizi ve zamanımızı boşa harcamak niye? 

Tartışmanın olmadığı, sorgulamanın yapılamadığı ortamlarda nasıl doğruları bulabiliriz ki? 

Tabii ki tartışacağız…

Ama bunu yaparken linç politikası izleyerek, silmek, karalamak, yok etmek neden?

Var olan sorunlar hepimizin değil mi? 

Nedense hayatı hep duvarların arkasından izliyoruz! 

Yıkılan ortak duvarları yaparken hep başkasının oraya bir tuğla koymasını bekleriz...

Kişileri sevmeyebiliriz ama toplumu ilgilendiren ortak sorunların kişiselleştirilmesi kadar yanlış bir şey olabilir mi?

Her şeyi tek taraflı düşünüyor, birbirimizle Empati kuramıyoruz…

Evet. En büyük eksikliklerimizden biri. 

Empati... 

Kendinizi karşınızdakinin yerine koyarak, onun açısından duruma bakabilmek...

Bunu yapabiliyorsak zaten sorun yok demektir...

Ama her şeyi sadece kendi penceremizden bakıyorsak sorunlar başlıyor demektir... 

Hoşgörülü insanlar, tahammülü, katlanmayı, görmezden gelmeyi çok iyi yaparak çevreleriyle daha iyi ilişki kurar ve sağlıklı düşünürler… 

Gelişmenin ve ilerlemenin yolu, farklılıkları bilerek; Bunları özündeki güzellikler içinde tartışarak, sevgi ve saygı çerçevesinde hoşgörüyle ortaya çıkmasına müsaade etmekle olur...

Bizi değerli kılacak olan şeyin kendi varlığımızı keşfetmekten geçer...

Yoksa para, pul, makam şöhret bunlar geçici şeyler…

"Ömür üç gündür"

Dün, bugün ve yarın…

Haydi! 

Hep birlikte toplum olarak en büyük miras olan, hoşgörü ve saygı adına ne varsa yaşayarak gelecek nesillere örnek olalım…

“İnsanı sev say ki, sende sevil sayıl”

Kendimizi çevremize saygın kılmak için!

Sadece kendin ol…

Sen ol… 

Herkese elini uzat… 

Uzanan eli al… 

Desteğini sonsuz ver…

Kendi içindeki o ışığı o insan sevgisini dışarı çıkar… 

Sevginle, duruşunla, varlığınla yay o ışığı, karanlıkta ve zorlukta kimse kalmasın...

Yaşamını ve tüm dünyanı aydınlat…

Çünkü sen sevgisin… 

Sen sevilensin… 

Sen yaratılanın en güzelisin…

Hadi uyanalım artık… 

El ele yan yana birbirimizi destekleyerek ve parlayan ışıklarımızla, hoşgörümüzle çevremizi aydınlatarak var olalım…

Yeni başlangıçlara ışığımız ve sevgimizle merhaba diyelim…

Mükemmel, neşe ile harika bir şekilde yaşanan, geleceği için yeni başlangıçlar yapan, kim olduğunu, nereye gideceğini tam olarak hatırlayan, yenilenen insanlarla dolu ışıl ışıl parlayan günler dileği ile… 

Tüm dostlara sevgi, saygı ve selamlarımı sunuyorum. ..