Gülden TAŞ


SÖZ SANA DÖNECEĞİM


"Söz söz sana döneceğim. diyordu. Ellerimi tutup veda ederken bakışı mıh gibi çakılmıştı kalbimin tam orta yerine. Tren kalkmak üzereydi,onu son görüşüm olduğunu nereden bilecektim ki... Vagonlar ardı ardına sıralanıp girerken? ben ardından öylece kalakalmıştım garın ortasında. Güneydoğu ölüm çemberinin içindeyken sevdiğim adamı ellerimle bile bile o ateş çemberinin tam da orta yerine göndermiş olmanın verdiği o korku ve endişe asla tarif edilemezdi. Yapacak bir şey yoktu, elim kolum adeta bağlanmıştı. Vatan görevi sözdü, namustu, şerefti, şandı.  Aradan on beş gün geçmiş mide bulantılarım baş dönmelerim iyice artmıştı. Defalarca beni yoklayan mide bulantılarım ve baş dönmelerim için ;Kalk aşkım hadi doktora gidelim; demişti. Bense ;Gerek yok, ben iyiyim, son günlerde midemi üşüttüm herhalde geçer. demiştim. Sinirlenmiş, İşte bu inadın yok mu? demişti.  Bu yüzden peşinden yıllarca beni koşturdun, sana sevgimi kanıtlamak adına canımı okumuştun. deyişi kulaklarımda yankılanıyordu. Bazen iki, bazen üç gün ara ile arıyordu. Adeta tetikte bekler gibiydim, endişeleniyordum sevdiğim adamın kokusuna, sıcaklığına oyamadan. Aradığında operasyonlara çıktığını anlatıyordu bazen telefon çekmiyormuş, bazen jarz bitiyormuş; bazen de vakit olmadığını söylüyordu. Dua et her şeyim diyordu! Kaç arkadaşım şehit düştü. derken için için ağladığımı ona belli etmemeye çalışıyordum. Her aradığında kendisinin bir ateşin içinde olduğunu hiçe sayarak benim nasıl olduğumu soruyor, baş dönmelerin yine var mı diyordu.Beni üzme doktora git ne olur. Dediğin de onu üzmemek adına Geçti yok. diyordum. Oysa her geçen gün daha da sıklaşıyordu bu durum. O gün iş yerinde uzun süre midem ulandı, çıkardım Arkadaşlarımın zoru ile acile gittik. Muayene, tahlil epey bekledik. Doktor hem iyi hem kötü bir haber verirken ne yapacağımı bilemedim. Sevinsem mi üzülsem mi? Hamileydim sevdiğim adamdan...  

Kitle vardı ve bebeğimi aldırmam gerektiğini söylüyordu doktor, ne yapacağımı  ilemedim. Birkaç ilaç verdi ama daha fazlası gerekiyordu ve kullanacağım ilaçlar bebeğe zarar verebilirdi. Eşimin ailesi ve kendi ailemle bunu konuşmamız gerekiyordu. Yalnız başıma karar verecek durumda değildim, o askerde zaten yeterince zor günler geçirirken bunu ona anlatıp da aklı bende kalsın istemiyordum. Allah´ım ne karmaşık bir durum ?bana yardım et, ben ne yapağım şimdi diye yalvarıyordum. Arkadaşımdan rica ettim bu durum şimdili aramızda kalmalıydı, arkadaşım ikimizin arasında kalacağına, bu durumu kimseye söylemeyeceğine söz verdi. O gün sevdiğim adamdan gelen telefonda üzüntümü ona belli etmemek için çok çaba sarf ettim. İki operasyonda çatışmaya girmişler ölen arkadaşını  anlatıyordu, Olmaz. dedim, kendime ona asla söyleyemem düşüncelerine dalmışken o konuşmalarımdan bir şeyler sezinlemiş olmalıydı ki ısrar etti. Oysa ona sadece hamile olduğumu söyleyebilmiştim, O an attığı çığlık yankılandı kulaklarımda o sevinci karşısında ötesini diyemedim işte! O zaten yeterince orada kötü günler geçiriyordu. Böylesi bir anda benim için endişe etsin istemedim. Mutluluktan havalara uçmuştu, onun bu sevincini yok etmeye hakkım yoktu . Doktorum ısrarla hamileliğime müdahale edilmesi gerektiğini söylüyordu ama bunu yapmak istemiyordum. İnattım işe! Taşa söz geçerdi ama kendime söz geçiremiyordum. Oysaki içinde bulunduğum hayatî tehlikenin farkındaydım.  

Ölüme her gün biraz daha yaklaşıyordum günler böylesi ıstırap içinde geçerken karnımda taşıdığım bebeğimle dört ay geçmişti. İçimde kıpırdanmalar başlamıştı bile adeta ben buradayım diyordu. Baş dönmelerim ve mide bulantılarımın hamileliğe dayalı olan tarafı geçse de her gün ölüme bir adım daha yaklaştığımı biliyordum. Ailem öğrenmişti durumumu daha fazla saklayamazdım. Doktorumun ve ailemin ısrarları fayda etmiyor, ölüme meydan okuyordum adeta. Ben bu bebeği doğurmak istiyordum, sevdiğim adamın bir parçası içimde? ve onun o sevincini hayatım pahasına da olsa yarıda bırakmak istemiyordum. Sevdiğim adam gideli tam üç ay olmuştu. Güneydoğuda her gün yaşanan olaylar yüreğimi ağzıma getiriyordu, onun için endişeleniyordum, onu çok özlemiştim. Bu durumda yanımda olmasını ne çok isterdim. Zor günler geçiriyordum Rabbime sevdiğim adam sağ salim dönsün diye dua ediyordum her gün... Onu öyle çok özlemiştim ki... Kim bilir oda nasıl özlemişti beni ve bebeğimizi... Böyle karmaşalarla yaşarken bebeğim tam yedi aylık olmuş, Karnım bayağı büyümüştü ama halsizdim gücüm yoktu. Yine de bebek sağlıklıydı, bana bir şey olursa babası sahip çıkardı nasılsa... Bu uğurda ölümü çoktan göze almıştım.  İzne ayrılacaktım, daha erkendi ama çok yoruluyordum. içimde taşıdığım o kitle beni yavaş yavaş bitiriyordu farkındaydım. O gün işten geldiğimde kanepeye uzandım, dalmışım. Sevdiğim adam tam karşımdaydı, ellerini uzattı, ellerimi tuttu, buz gibiydi elleri içim ürperdi. gözlerinde yaş vardı. Vedalaşmaya geldim. diyordu. Bebeğimize iyi bak!" derken çığlık çığlığa uyandım. Sesi kulaklarımda çınlıyordu. Kâbusla karışık bir rüya, hayırdır inşallah!" derken içime kurt düştü. Her zaman o arardı ben ne zaman müsait olduğunu bilemediğim için aramazdım ama endişe ile aradım, telefonu uzun uzun çaldırdım, açmadı. Duymamıştı belki de müsait değildi. Ben ısrarla defalarca aradım ama açan olmadı. İçime acı çökmüş, dünya başımla birlikte dönüyordu sanki... İyice kasvet çöktü, kalktım yüzümü yıkadım, canım çok sıkkındı. Televizyonu açtım, gücüm yoktu, takatim kesiliyordu her saat her dakika... Akşam yedi gibiydi haberlere takıldım. Güneydoğudan şehir haberler veriliyordu her gece olduğu gibi,  ağlıyordum. Bu gün yine üç şehit verdik.diyordu spiker yanlış duyduğumu falan düşünmemle dünya başıma yıkıldı, içimde bir şeylerin koptuğunu, tüm ışıkların karardığını hissettim, bayılmışım. Ailemin yanımda olması benim için bir lütuftu elbette... Ben yılamayınca acile kaldırmışlar. Kendime gelmek mi yoksa kâbusa uyanmak mı bilmiyordum. Üzüntüden sancılarım ve ardından kanamam başlamıştı. Bir yandan sevdiğim adamın şehit edilmesi haberi, diğer yandan bebeğimi kaybetme riski... Sevdiğim adam bebeğimi de beraberinde mi götürüyordu yoksa? "Allah´ım! dedim. Bebeğimi bana bağışla...Kendimi bırakmıştım, dünya ışığını söndürmüştü her yer zifiri karanlıktı, makberdi adeta... Gücüm bitmiş komaya girmiştim. Aradan kaç gün geçti hatırlamıyorum, gözlerimi açtığımda ailem vardı yanımda.  Hüzün ve acı dolu bakışları arasında gülümsedi annem yüzüme, yanımda bebeğim vardı. Annem Günlerdir bebeğin seni bekliyor. dedi, yutkundum. Yalnızca Anne, sevdiğim adam! diyebildim. Tekrar kendimden geçmişim, bebekle birlikte kitleyi de almışlar ve günlerce yaşamla ölüm arasında ki o ince çizgide defalarca gidip gelmişim... Acı dolu tam

otuz sekiz gün!.....Gözlerimi açtığımda oğlumu ilk kucağıma alışım, o minik elleri, yumuk yumuk gözleri... Sevdiğim adama benziyordu her şeyi adeta, onun kokusu sinmişti üstüne... Gücüm yoktu, günlerce serumlarla iğnelerle durmuştum. Bünyem çok zayıftı, kollarımın arasında tuttuğum bu minik şey bana muhtaçtı. llah;sevdiğim adamı, canım; dediğimi elimden alırken başka bir armağanla beni sevindirmişti. Oğluma sımsıkı sarıldım, kulağına ;Hayatıma hoş geldin bebeğim; dediğimde adeta her hücreme sevginin tohumları serpildi. Babasını adını taşıyacaktı kaderi onun gibi olmazdı inşallah. Oğlumla birlikte hayata sıkı sıkı sarılıp hüzün baharları yerini yeni umutlara bırakmıştı yarınları. bir yanımız eksik, kırık dökük... Hayat ne garip şeydi, sevdiğimiz elimizden alınırken sonsuz acıların koynunda, bir başka tomurcuk açıyordu güzden kalma yüreğimizde. Sevdiğim adam başka çocuklar babasız kalmasın diye kendi yavrusunu babasız bırakmıştı...



Fehmi Aygün
12.07.2016 18:33:37
Gülden hanım benim burnumun direğini sızlattınız.Sizin başka kabiliyetlerinizi biliyordum ama bu edebi kabiliyetinizi duymamıştım.En iyi dileklerimle Saygılar sunarım. Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır.... Gerisini zaten biliyorsunuz.......

Ahmet faik yılmaz
17.06.2021 08:45:13
Hüznü solukladım akan yaşımda Vardır yiğit kanı herbir taşında Mavzerler patlıyor dağın başında Huzur yarınamı gelecek dedin Mehmetler haklarınızı bize helal edin