Mehmet ŞAHİN


TOPLUMSAL YARALARIMIZ VE MEHMET AKİF


En son 25 Eylül 2019 Çarşamba günlü Resmi Gazete 30899 sayısındaki yönetmelikte yapılan değişiklikle 20- 27 Aralık tarihleri "İstiklal Marşı´nın Kabul Edildiği Günü ve Mehmet Akif Ersoy´u  Anma Günü" olarak kabul edilmiştir

Mehmet Akif Ersoy millî şairimiz, vatan şairimiz olarak elbette anılmaya, yeni nesillere, eserleri, fikirleri, şahsiyeti, Milli Mücadele´ye katkıları, vatan ve millet anlayışı?ile tanıtılmaya  değer büyük bir şahsiyettir.

200 yıldan beri toplumumuzu derinden sarsan, çok ciddi sosyal, siyasal, ekonomik, kültürel sıkıntılar, değişim, dönüşüm sancıları? yaşayan bir toplumuz. Bir türlü iki yakamızı bir araya getiremedik.

Bu durum, topluma doğru yolu, doğru istikameti gösterecek önderlerin, bilge kişilerin yokluğundan değil, bilakis gösterilen doğru yola, doğru istikamete rağmen toplum olarak tedavi edici reçetelere uymamamızdan kaynaklanmaktadır.

Doktorun yazdığı reçeteye hasta uymaz, gerekeni yapmazsa tedavi olmaz. Hastalık sürüp gider. İşte Mehmet Akif Ersoy (Ö. 27 Aralık 1936) yukarıda ifade edilen toplumsal hastalıklarımızı hem teşhis etmiş hem de çözümün, çarenin nerede olduğunu bütün hayatı boyunca bazen gür bir ses, bazen hüzünlü bir çığlık halinde Safahat´ında, konuşmalarında ve vaazlarında göstermiştir.

Bugün de yaşadığımız toplumsal problemlerimizden önemli birkaç başlık belirleyip bu konularda Akif´in ne dediğine kulak verelim:

  • Toplumsal ayrışma, ayrıştırılma, bölünmüşlük yani tefrika; birlik ve beraberliğe (vahdet) duyulan ihtiyaç 

Vahdetten eser yok bir avuç halkın içinde!

Post üstüne hem kavgaların hepsi nihâyet,

Hâlâ mı boğuşmak? Bu ne gaflet, ne rezâlet! 

***

İslâm´ı, evet, tefrikalar kastı, kavurdu;
Kardeş, bilerek, bilmeyerek, kardeşi vurdu.
Can gitti., vatan gitti, bıçak dîne dayandı; 

*** 

Eğer yürekleriniz aynı hisle çarparsa;

Eğer o his gibi tek bir de gâyeniz varsa;

Düşer düşer yine kalkarsınız, emîn olunuz...

Demek ki birliği te´min edince kurtuluruz.

O halde vahdete hâil ne varsa çiğneyiniz...

Bu ayrılık da neden? Bir değil mi her şeyiniz? 

***

Girmeden tefrika bir millete, düşman giremez;

Toplu vurdukça yürekler, onu top sindiremez.

***

Evler tünek olmuş, ötüyor bir sürü baykuş...

Sesler de: "Vatan tehlikedeymiş... Batıyormuş!"

Lâkin, hani, milyonları örten şu yığından,

Tek kol da "Yapışsam... " demiyor bir tarafından!

Sâhipsiz olan memleketin batması haktır;

Sen sâhip olursan bu vatan batmıyacaktır.

*** 

Tükürün milleti alçakça vuran darbelere!
Tükürün onlara alkış dağıtan kahbelere!
Tükürün Ehl-i Salîb´in o hayâsız yüzüne!
Tükürün onların aslâ güvenilmez sözüne!
Medeniyyet denilen maskara mahlûku görün:
Tükürün maskeli vicdânına asrın, tükürün! 

  • Bölücü ve ahlaksız Medya 

Dalkavuk devri değil, eski kasâid yerine,

Üdebânız ana avrat sövüyor birbirine!

Türlü adlarla çıkan nâ-mütenâhî gazete,

Ayrılık tohumunu bol bol atıyor memlekete.

İt yetiştirmek için toprağı gâyet münbit

Bularak fuhuş ekiyor salma gezen bir sürü it! 

Medyanın bir bölümünün satılmışlığından, bölücülük yapan  gazetelerden, kendi ülkesine düşman kiralık kalemlerden, pespaye tartışma programlarından, milleti ifsad eden ahlaksız yayınlardan, millet ve memleket aleyhine algı oluşturan, operasyon çeken medya kuruluşlarından  şikayet etmiyor muyuz ? 

  • Eğitim, eğitim kurumları 

Bir alay mekteb-i âlî denilen yerler var;

Sorunuz bunlara millet ne verir? Milyonlar:

Şu ne? Mülkiyye. Bu? Tıbbiyye. Bu? Bahriyye. O ne?

O mu? Baytar. Bu? Zirâ´at. Şu? Mühendishâne.

Çok güzel, hiçbiri hakkında sözüm yok; yalnız,

Ne yetiştirdi ki şunlar acaba?Anlatınız!

İşimiz düştü mü tersâneye, yâhud denize,

Mutlaka, âdetimizdir, koşarız İngiliz´e,

Bir yıkık köprü için Belçika´dan kalfa gelir;

Hekimin hâzıkı bilmem nereden celbedilir.

Meselâ büdce hesâbâtını yoktur çıkaran...

Hadi mâliyyeye gelsin bakalım Mösyö Loran.

Hani tezgâhlannız nerde? Sanâyi´ nerde?

Ya Brüksel´de, ya Berlin´de, ya Mançester´de!  

Eğitim sistemimizin, üniversitelerimizin verimsizliğinden, bilim ve teknolojiye katkı açısından üniversitelerimizin dünya sıralamasında çok gerilerde yer almasından yakın mıyor muyuz ?

Bilim üretmek, teknolojik ilerlemelere katkıda bulunmak şöyle dursun, bizim bir kısım prof.´larımızın siyah cübbeleriyle anıtkabirde  ?irtica? geliyor diye şikayette bulunduklarını, bilim ve laiklik adına (!) amansız bir başörtüsü  düşmanı kesildiklerini, akıl almaz insanlık ve hukuk dışı utanç verici uygulamalarla binlerce gencimizin eğitimlerine engel olduklarını; çeşitli konularda zaman geçirmeden hemen organize olup memleket ve millet aleyhinde bildiri hazırlayıp memlekette fitne fesat tohumları ekmeye çalıştıklarını?görmedik mi ? 

  • Emperyalist, sömürgeci Batı ülkeleri ile Doğu-İslam ülkelerinin mukayesesi. 

Bakın mücâhid olan Garb´a şimdi bir kerre:
Havâya hükmediyor kâni´ olmuyor da yere.
Dönün de âtıl olan Şark´ı seyredin: Ne geri!
Yakında kalmayacak yeryüzünde belki yeri! 

*** 

Ey koca Şark, ey ebedî meskenet!
Sen de kımıldanmaya bir niyyet et.
Korkuyorum Garb´ın elinden yarın,
Kalmayacak çekmediğin mel´anet.

** 

?Medeniyyet!? size çoktan beridir diş biliyor;
Evvelâ parçalamak, sonra da yutmak diliyor.

*** 

Hakk-ı hayâtın daha çiğnenmeden,
Kan dökerek almalısın merd isen.
Çünkü bugün ortada hak sâhibi,
Bir kişidir: ?Hakkımı vermem!? diyen.

*** 

  • İslam ülkelerinin içler acısı durumu. 

?Ne gördün, Şark´ı çok gezdin?? diyorlar. Gördüğüm: Yer yer
Harâb iller; serilmiş hânümanlar; başsız ümmetler;
Yıkılmış köprüler; çökmüş kanallar; yolcusuz yollar;
Buruşmuş çehreler; tersiz alınlar; işlemez kollar;
Bükülmüş beller; incelmiş boyunlar; kaynamaz kanlar;
Düşünmez başlar; aldırmaz yürekler; paslı vicdanlar;
Tegallübler , esâretler; tehakkümler , mezelletler;
Riyâlar; türlü iğrenç ibtilâlar; türlü illetler;
Örümcek bağlamış, tütmez ocaklar; yanmış ormanlar;
Ekinsiz tarlalar; ot basmış evler; küflü harmanlar;
Cemâ´atsiz imamlar; kirli yüzler; secdesiz başlar;
?Gazâ? nâmıyle dindaş öldüren bîçâre dindaşlar;
Ipıssız âşiyanlar; kimsesiz köyler; çökük damlar;
Emek mahrûmu günler, fikr-i ferdâ bilmez akşamlar!

***

Vatanın tâkati yoktur yeniden ihmâle:

Dolu dizgin gidiyor baksana izmihlâle!

Ey cemâat, uyanın, elverir artık uyku!

Yok mu sizlerde vatan nâmına hiçbir duygu?

Düşmeden pençesinin altına istikbâlin,

Biliniz kadrini hürriyyetin, istiklâlin.

Bu gün de İslam dünyası aynı perişanlık içinde değil mi ? Değişen bir şey var mı ? 

  • İslam´dan uzaklaşma, yanlış İslam anlayışımız. 

Lâfzı muhkem yalınız, anlaşılan, Kur´ân´ın:

Çünkü kaydında değil, hiçbirimiz ma´nânın:

Ya açar Nazm-ı Celîl´in, bakarız yaprağına;

Yâhud üfler geçeriz bir ölünün toprağına.

İnmemiştir hele Kur´an, bunu hakkıyle bilin,

Ne mezarlıkta okunmak ne de fal bakmak için!

*** 

Müslümanlık nerde! Bizden geçmiş insanlık bile...
Âlem aldatmaksa maksad, aldanan yok, nâfile!
Kaç hakîkî müslüman gördümse, hep makberdedir;
Müslümanlık, bilmem amma, gâlibâ göklerdedir!

*** 

Çiğnenirsek biz bugün, çiğnenmek istihkâkımız :
Çünkü izzet nerde, bir bak, nerdedir ahlâkımız.
Müslümanlık pâk sîretten ibâretken, yazık!
Öyle saplandık ki levsiyyâta : Hâlâ çıkmadık!
Zulme tapmak, adli tepmek, hakka hiç aldırmamak;
Kendi âsûdeyse, dünyâ yansa baş kaldırmamak;
Ahdi nakzetmek , yalan sözden tehâşî etmemek;
Kuvvetin meddâhı olmak, aczi hiç söyletmemek;
Mübtezel birçok merâsim : İnhinâlar , yatmalar,
Şaklabanlıklar, riyâlar , muttasıl aldatmalar;
Fırka, milliyyet, lisan nâmıyle dâim ayrılık;
En samîmî kimseler beyninde en ciddî açık;
Enseden arslan kesilmek, cebheden yaltak kedi... 

***

Müslümanlık bizden evvel böyle zillet görmedi!
Hâlimiz bir inhilâl etmiş vücûdun hâlidir:
Rûh-i izmihlâlimiz ahlâkın izmihlâlidir.
Sâde bir sözdür fakat hikmetlerin en mücmeli :
Bir halâs imkânı var: Ahlâkımız yükselmeli,
Yoksa pek korkunç olur katmerleşip hüsrânımız...
Çünkü hem dünyâ gider, hem din, eğer yapmazsanız.

***

Demek: İslâm´ın ancak nâmı kalmış müslümanlarda;
Bu yüzdenmiş, demek, hüsrân-ı millî son zamanlarda.
Eğer çiğnenmemek isterseler seylâb-ı eyyâma;
Rücû´ etsinler artık müslümanlar Sadr-ı İslâm´a. 

  • Irkçılık, kavmiyetçilik 

Hani, milliyyetin İslâm idi... Kavmiyyet ne!
Sarılıp sımsıkı dursaydın a milliyyetine.
?Arnavutluk? ne demek? Var mı Şerîat´te yeri?
Küfr olur, başka değil, kavmini sürmek ileri!
Arab´ın Türk´e; Laz´ın Çerkes´e, yâhud Kürd´e;
Acem´in Çinli´ye rüchânı mı varmış? Nerde!
Müslümanlıkta ?anâsır? mı olurmuş? Ne gezer!
Fikr-i kavmiyyeti tel´în ediyor Peygamber.
En büyük düşmanıdır rûh-i Nebî tefrikanın;
Adı batsın onu İslâm´a sokan kaltabanın!
Şu senin âkıbetin bin bu kadar yıl evvel,
Sana söylenmiş iken doğru mudur şimdi cedel? 

Artık ey millet-i merhûme, sabâh oldu uyan!
Sana az geldi ezanlar, diye ötsün mü bu çan?
Ne Araplık, ne de Türklük kalacak, aç gözünü!
Dinle Peygamber-i Zîşân´ın ilâhî sözünü.
Türk Arab´sız yaşamaz. Kim ki ?Yaşar? der, delidir!
Arab´ın, Türk ise hem sağ gözü, hem sağ elidir.
Veriniz başbaşa... Zîrâ sonu hüsrân-ı mübîn:
Ne Hilâfet kalıyor ortada billâhi, ne din!
?Medeniyyet!? size çoktan beridir diş biliyor;
Evvelâ parçalamak, sonra da yutmak diliyor.
Arnavutlar size ibret olacakken, hâlâ,
Ne bu şûrîde siyâset, ne bu fâsid da´vâ?
Görmüyor gittiği yanlış yolu, zannım, çoğunuz...
Size rehberlik eden haydudu artık kovunuz!
Bunu benden duyunuz, ben ki evet, Arnavud´um...
Başka bir şey diyemem... İşte perîşan yurdum!.. 

  • Batı medeniyetinin yıkıcı yüzü 

Ah o yirminci asır yok mu, o mahlûk-i asîl,
Ne kadar gözdesi mevcûd ise hakkıyle sefîl,
Kustu Mehmedçiğin aylarca durup karşısına;
Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına.
Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz...

Medeniyyet denilen kahbe, hakîkat, yüzsüz.
Sonra mel´undaki tahrîbe müvekkel esbâb,
Öyle müdhiş ki: Eder her biri bir mülkü harâb.

* * *

Garb´ın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar;
Benim îman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir îmânı boğar,

?Medeniyyet!? dediğin tek dişi kalmış canavar?

* * *

?Medeniyyet!? size çoktan beridir diş biliyor;
Evvelâ parçalamak, sonra da yutmak diliyor 

Çok az bir kısmına yer verdiğimiz toplumsal yaralarımızın daha nicesi bu büyük insanın Safahat´ında bir çığlık halinde yer almaktadır. Ancak ne yazık ki dilinden, tarihinden koparılmış nesiller olarak Akif´i rahat anlayamıyoruz. Kendisini rahmet ve minnetle anıyoruz.