Alaettin KÖKSAL


YOLUN AÇIK MEKÂNIN CENNET OLSUN OĞUZHAN AĞABEY:   

--------------


“ Her canlı ölümü tadacaktır” ilahi ferman gereğince, Rahmetli Oğuzhan Asiltürk, 01-Ekim -2021 tarihinde, 86 yılık ömrünü tamamlayarak, ebedi âleme göç etmiştir. Hayatı boyunca hak dava için mücadele etmiş olan rahmetli ağabeyimize Yüce Allah’tan (CC) rahmet diler, aile efradına ve sevenlerine sabr-ı cemil diliyorum. 

Bir insanı sevmenin ölçüsü, onun üzüntüsüne ve sevincine samimiyetle ortak olmak, davasını dava bilmek, dünyasını değiştirdiğinde arkasından Fatihalar okumaktır. Milli görüş zihniyetiyle siyaset sahnesinde bizde varız diyen Rahmetli Erbakan hocamızı ve dava arkadaşlarını rahmetle ve minnetle anacağız. Davamızın öncü ağabeyleri aramızdan ayrıldıkça, adeta annesini babasını kaybetmiş öksüz çocuklar gibi hüzünlendik, hüzünleniyoruz.  

Ölüm vakti geldiğinden, bir saniye ileri ve geri tehir edilemeyeceğine inananlar olarak, tek tesellimiz “ Allahtan geldik ve Allah’a döneceğiz” inancıyla Oğuzhan Ağabeyimiz de Yüce Allah’a (CC) dönmüştür. Bize düşen görev, onu rahmetle anmak, arkasında Fatihalar okumaktır. Rahmetli Oğuzhan Asiltürk tanıyan bir kardeşi olarak,  onun hakkında özetle şunları söyleyebilirim. Dini bütün bir müslümandı. Hiçbir şart altında inançlarından, davasından ve ilkelerinden taviz vermeyen, siyasi stratejileri olan, Rahmetli Erbakan hocamızı en iyi anlayan önemli bir devlet adamı ve tavizsiz bir dava insanıydı.     

Rahmetli Erbakan hocamızın ölüm haberini, kardeşim Davut Köksal verdiğinde, nasıl bir sarsıntı geçirdiğimi anlatamam.  Âlemlere rahmet olarak gönderilen, Peygamberimiz Hz. Muhammed’in (s.a.v.) vefatıyla Hz. Ömer’in ve sahabelerin nasıl bir üzüntü yaşadıklarını düşünerek, kendimi teselli etmeye çalıştım. Hz. Ömer’i ve sahabe-i kiramı Ali/İmran suresinin 144 ayetiyle teselli eden, Hz. Ebubekir’in sıddık sıfatını daha iyi anlamış oldum. “Muhammed yalnızca bir elcidir. Ondan önce de elciler gelip geçti. Şimdi o ölür veya öldürülürse gerisin geriye dönecek misiniz? Kim geri dönerse bilsin ki Allah’a asla bir zarar vermiş olmayacaktır. Allah şükredenleri ödüllendirilecektir.”  

Hak dava, kişilerle kaim değildir. İslam davanın koruyucusu ve sahibi Yüce Allah’tır. (Hicr 9) “Hem Allah hükümdarlığı dilediğine verir” (Bakara 247) Yüce Allah’ın hak davasını hiç kimse söndüremez. (Tevbe 32)  Bu ayetleri nakletmemin iki sebebi vardır. Birincisi açıktan ve gizliden rahmetli Oğuz han’ın ölümünden sevinenler, Yüce Allah’ın (CC) takdir ettiğini değiştiremeyeceklerini bilmelidirler.  Üzülenler ise, takdir edilenin hiçbir şart altında tehir edilemeyeceğini unutmadan ve tefrikaya düşmeden Hak dava için çalışmalıdırlar.  

Hz. Peygamberimiz (s.a.v.) bir hadisi şeriflerinde şöyle buyurmuşlardır. “ Benim ümmetim, diğer ümmetlerin içinde siyah öküzün üzerindeki beyaz bir kıl gibidir” (Buharı) Bu hadisi şerife göre, hem az, hem de fark edilecek kadar parlak olacağımızı bildirmektedir.  Parlayan ümmetin içinde yer almak için, aramızdaki basit siyahî çıkarların geçici olan dünyeviliklerin cazibesine kapılmadan, tefrikaya düşmeden İslam kardeşi olmanın şuuruyla kenetlenerek birbirimizi sevmeliyiz. 

Rahmetli Oğuzhan ağabeyimizin ölüm haberini kızım Fatıma verdiğinde. İyilerimiz göç ediyor bizim halimiz ne olacak diyerek başımı iki elimin arasına alarak derin- derin düşünmeye başladım ve gözyaşlarımı tutamadım. Aklımdan geçenleri burada yazamam ve anlatamam. Ellerimi kaldırdım ve Yüce Rabbime sığınarak, hem kendime, hem bu davanın öncü ağabeylerimize, İslam ümmetine, hem de dişini tırnağına takarak ülkesi ve hak davasını için mücadele etmeye gayret eden Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a ve dava arkadaşlarına dua ettim. 

Rahmetli Oğuzhan Asiltürk Ağabeyimiz, AK partisi hakkındaki düşüncelerini, özel sohbetlerinde ve kamuoyuna açık yaptığı açıklamalarında, Milli gazete ve Akit gazetesinde verdiği beyanatlarında, özetle şunları söylüyordu;  “AK partililer, Bakanlar ve Cumhurbaşkanı, yıllardır bize abi diyerek hürmette bulunan insanlardır. Bunlara düşman gözüyle, düşman diyemeyiz, yaptıkları yanlışları da doğru kabul edemeyiz. Milli Görüşçülerin görevi hakkı söylemektir. Olaylara Müslüman gözüyle bakarsak, zalimlerin iç ve dış müdahalelerinin karşısında kardeşlerimizin yanında olmayı, birlikte hareket etmenin kıymetini anlarız.” 

AK partisinin iç ve dış siyasette yaptığı icraatlarını kendi penceresinden bakarak, doğru olanları destekleyerek, yanlışlarını eleştirmek suretiyle, iktidar partisine yardımcı olmaya çalışırdı. Saadet partisinin başarılı olması hususunda, 15-Haziran-2021 tarihinde sosyal medya üzerinden 53 maddelik bir çalışma programını kamuoyu ile paylaşarak yeni bir çıkış yapmıştı. Ülkenin selameti için Sayın Erdoğan’la yaptığı görüşmelerden ve açıkladığı 53 maddeden.  Sevinenler olduğu gibi, üzülenler ve kızanlarda olmuştur.  

Rahmetli Oğuzhan ağabeyimiz, doğru olduğuna inandığı bir fikri sansürsüz olarak konuşmaktan çekinmeyen bir karaktere sahipti.  Ülkesine, milletin hak dava için yola çıkan siyasileri, 53 maddeyle son defa uyararak, kendi öz değerlerine dönerek siyaset yapmaların istiyordu. 53 maddelik bildirisinde özetle şunları söylüyordu. [“ Bir siyasi partinin başarılı olması için, inandığı gerçeklerle hizmet etmesi gerektiğini. İnşallah önümüzdeki kongrede alacağımız kararlarla Saadet partimiz, kuruluşundaki değerleri savunur hale gelir. Erbakan hocamızdan sonra, Saadet partisinde görev yapan kardeşlerimiz, sadece iktidarı tenkit etmekle yetindiler. Böyle olunca Saadet partisini destekleyenlerin desteği azaldı. 

 Ulaşmak istediğimiz hedefin önem ve değerinden dolayı, hoşgörülü, toparlayıcı ve yol gösterici olmamız gerekiyor. Mü’minlerin kardeş olduklarına inandığımız için kardeşler arasında iyi ilişkiler olmasını arzu ediyoruz. Peygamberimiz (a.s.) insanlara şefkat ve merhametle davranmamızı emretmiştir. Mü’minler bu güzel ahlaka uyarlar. Bu şuur seviyesine ulaşabilmek için, önce nefsimizle cihad etmemiz gerekir. Ancak bunu yaptıktan sonra insanlara örnek olabilir ve onlara doğru yolu gösterebiliriz. Milli görüşçüler, kendi arzu ve isteklerine uyarak değil, ahlaki ve manevi değerlere uygun olarak hareket ederler. 

Bizim öncelikli hedefimiz toplumu ahlaki ve manevi değerlere doğru yönlendirmeye çalışmak olmalıdır. Elbette toplumun maddi ihtiyaçlarını da dikkate alacağız. Ancak bunu yaparken, Partiyi sadece toplumun karnını doyurmaya çalışan bir parti gibi göstermekten kaçınacağız. Ahlak ve maneviyatta önem vermez ve yaşamazsak, Erbakan hocamızın ifadesiyle önce diğer partilerden biri gibi olur, sonra da yok oluruz. Unutmayalım ki, Erbakan hocamız ömrü boyunca insanların kalbine, akıl ve mantığına hitap etmeye devam etti. Yöneticilerin yaptığı hata ve yanlıştan dönmelerini isterken  “Bunlar bizim kardeşlerimizdir” diye söze başlardı. “Biz onların iyiliğini istiyoruz. Ancak şu konularda hata ediyorlar. Şöyle-şöyle yaparlarsa daha doğru olur. Böylece hem kendileri kazanır hem de millette kazanır” derdi. 

Etrafımızdaki insanlarda bir hata ve kusur görürsek, o hata ve kusuru düzeltmeyi görev bilmeliyiz.. Ancak bu görevi yerine getirirken, söze tenkitle başlar, suçlayıcı bir dil kullanırsak, konuşmamızı dinleyenler üzerinde olumlu bir etki yapmadığımız gibi, tam tersine bizden uzaklaşmalarına da sebep oluruz. Yapılan son kamuoyu araştırmalarına göre desteğimizin çok düşük olmasının sebebi iktidara karşı yaptığımız eleştiri üslubumuzdur.  

Değerli kardeşlerim!   Yüce Allah(CC) Fusilat suresinin 34. ayetinde şöyle buyuruyor“ İyilikle kötülük bir olmaz. Sen (kötülüğü ) en güzel bir şekilde önle, o zaman, seninle aranda düşmanlık bulunan kimse, sanki candan bir dost olur” Rabbimiz bize dostluğun yolunu göstermiş. Çok önemli olan bu emre uyarsak kardeşler topluluğu haline geliriz ve huzur içinde yaşarız. Rahmetli Oğuzhan sıraladığı 53. maddinin sonunda sözlerini şöyle tamamlamıştı.“Allah’ın rahmeti, bereketi hepimizin ve bütün mü’minlerin üzerine olmasını temenni ediyorum. Allah’a emanet olun diyerek, geride kalan dava arkadaşlarıyla adeta vedalaşarak son görevini yapmıştı.Değerli Ağabeyim, hicretin mübarek, mekânın cennet olsun.El Fatiha.