Alaettin KÖKSAL


ZALİM, MAZLUM, MAĞDUR VE MUTEMET İNSAN KİMDİR


Öncelikle makalemizin başlığına koyduğumuz zalim, mazlum, mağdur ve mutemet kelimelerin sözlük ve ıstılahı anlamlarını bir arada vererek konumuza başlayalım. Zalim; Acıma duygusu olmayan merhametsiz. Haklı olanın hakkını zorla elinden alan zorba.  

Mazlum;  Hakkı gasp edilmiş kişi.Temel insan hakkı olan mal, can, akıl, ilim ve nesil emniyetini muhafaza etmeye çalışan,  dinini yaşama ve yaşatma uğruna,  her türlü engellere maruz kalan,  hakkını aramaya imkân verilmeyen kişi.

Mağdur; Bilmeden haksızlığa uğramış kişi.Bilgisizliği nedeniyle doğrudan veya dolaylı bir şekilde bir suça yardım eden, doğruyu gördükten sonra pişman olan, işlemediği bir suça kasıtlı olarak bulaştırılan, başkaları tarafından işlenen bir suçtan dolayı zarar gören kişi.

Mutemet; Güvenilir insan. Sözünde güvenilir, adaletten ayrılmayan, her şart altında doğruyu söyleyen, tavır ve davranışlarıyla, yaşadığı toplumda örnek olan, örnek gösterilen insan.

Sayın Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan´ın, her ilde güvendiği, fikirlerini aldığı mutemet insanların var olduğu söyleniyor. Şahsi kanaatime göre, Sayın Erdoğan parti teşkilatlarıyla alakalı kişiler hakkında, istediği veya araştırdığı bir bilgiyi, mutemet insanlarla doğrudan temas kurarak, bazılarıyla dolaylı bir şekilde, ikinci ve üçüncü şahıslar aracılığıyla istediği bilgiyi almaya çalışır. Doğrudan bilgi aldığı mutemet insanlarla karşılıklı tanışık oldukları halde, dolaylı bir şekilde bilgi aldığı mutemet insanları, sadece Sayın Erdoğan bilmektedir.   

Siyasette mutemet insan faktörü çok önemli bir husustur. Kendi nefislerinde ehliyet ve liyakat sahibi olmadıklarını bildiklerinden, toplumda yer bulmak ve kendinden söz ettirmek için, sadece Allah rızası için çalıştıklarını söyleyerek, kendilerini mutemet insan olarak tanıtmaya çalışan insanlar, kompleksli olduklarından doğruları söylemezler. Bu tip insanlara mutemet insan gözüyle bakılmamalı, fikir ve düşüncelerine itibar edilmemelidir.

 Zulme karşı olduklarını söyledikleri halde, zalimlerin korkusuyla yatıp kalktıklarından, öz güvenlerini kaybetmiş, yarın ne olur ne olmaz endişesiyle, bukalemun gibi renkten renge giren, kendilerinden emin olmayan, iyi niyet avcısı edasıyla, mağduriyet edebiyatçılığı yapan insanlara da güvenilmemelidir.

Mazlumun, mağdurun hakkını korumak, haksızlığa uğradıklarında,  hiçbir beşeri gücün tesirinde kalmadan adil bir şekilde haklarını vermek müslümanım diyen her bir insanın ve yöneticinin görevidir. Peygamberimiz Hz. Muhammed (S.A.V.) ?Mazluma yardım ediniz zalime de? buyurmuşlardır. Sahabe-i Kiram sordular  ?Ey Allah´ın Resulü! Mazluma yardım etmeyi anladık, zalime nasıl yardım edeceğiz.? Efendimiz (s.a.v.) buyurdular ? zalimin kollarını tutarak, zulmüne engel olmak suretiyle yardımda bulununuz?

Bu mübarek hadisi şeriften, özetle şu hususları anlamalıyız. Mazlumun ve mağdurun hakkını korumak ve hakkını vermek için güçlü bir imana, caydırıcı bir askeri ve ekonomik güce ve güçlü bir iktidara sahip olmalıyız.  Her yönüyle güçlü bir iktidar,  içte ve dışta var olan mazlum ve mağdurların hakkını adil bir şekilde vermiş olacağından, doğrudan ve dolaylı bir şekilde iktidarı zayıflatmak isteyen, bukalemun tipli mağduriyet edebiyatçılarına fırsat verilmemiş olur.

Suçunu gizleyerek veya işlediği suçu itiraf edeceğine yalan konuşarak, halkın duygularını sömürmek, devletin yargıçlarını aldatmak suretiyle mağduriyet rolüne soyunan insanları araştırmadan,  kesin bilgi ve belgeleri olmadan televizyon ekranlarından konuşarak, köşelerinde yazılar yazarak, iktidarı haksız bir şekilde eleştirmekten sakınmalıdırlar.   Mağdur kim olursa olsun, ister düşmanımız, ister dostumuz zan ve duyumlara dayanmayan, kesin delillerle haklı olduklarını bildiğimizde, doğruları konuşmak ve yazmaktan da çekinmemeliyiz.

Hz. Ebubekir (R.A.)  şöyle diyor; ? Doğruluk emanet, yalancılık ihanettir. Sizin en zayıfınız haklı olduğunda benim yanımda en güçlüdür ki, onun hakkını alıncaya kadar onu müdafaa ederim. Sizin en güçlünüz haksız olduğunda, benim yanımda en zayıftır ki, başkasının hakkını ondan alırım.? Bu işler güçlü iktidar ve kendinden emin güçlü liderlerin dirayetleriyle yerine getirilir.

Herhangi bir insan başkasının malına, canına, kast etmiş, namusuna, şerefine dil uzatmış, vatanına ihanet edenlerle beraber doğrudan ve dolaylı bir şekilde destek vererek hareket etmişse, böyle bir insana mağdur denilmez. İyi niyetli olarak bir cemaatin, tarikatın veya partinin söylediklerine inanarak onlara destek verdiği halde, daha sonra yapılan ihanetler açık bir şekilde görülmesine rağmen desteğini çekmemişse,  böyle bir kişide mağdur sayılamaz. 

Üzülerek ifade edelim ki, 15-Temmuz-2016 tarihinde yapılan darbe girişimi hüsrana uğramasından sonra, ülkemizin her bir köşesinden mantar gibi olmasa da,  gerek sağ, gerekse sol cenahtan ve diğer kesimlerden, sesleri yükselen mağdur sevicileri türemiştir.  Bu mağdur sevicilerine sormak istiyorum. fiili olarak suç örgütlerine iştirak etmediği halde, suç örgütlerine her türlü desteği veren, hala bir beklenti içinde olduklarından, gizli bir intikam hırsıyla hareket ederek, ?Sayın Erdoğan´ın akıbeti Eski Libya lideri Muammer Kaddafi gibi olacağını? söyleyen bu zevatları, mağdur sevicileri olarak savunabilir misiniz?

 Hiçbir parti, cemaat, tarikat ve sivil örgüt ayırımı yapmadan, mağduriyet edebiyatçılığına soyunanlara soruyorum.  Dış şer güçlerin desdeğiyle15-Temmuz-2016 darbe girişiminde yer alan ve silahsız olan 250 vatandaşımızı acımasızca öldüren,  2159 insanımız yaralayan, devletimizin düzenini bozmaya çalışan, 100 milyar dolara yakın ekonomik kaybımıza sebep olan bu acımasız insanları ve onlara destek veren mankurt ruhlu bukalemunların, mağdur olduklarını söyleyebilir misiniz? 

 Özelikle 15-Temmuz-2016 tarihli darbeyle karışık işgal girişiminde bulunanların yenilmesinden sonra,  her il ve ilçemizde türeyen mağdur sevicileri, her nedense, 27-Mayıs-1960, 12-Eylül- 1980 ve 28-Şubat-1998 darbelerinde haksız ve hukuksuz bir şekilde mağdur edilen insanları ciddi manada konuşamadılar arayıp sormadılar.  Sözünü ettiğimiz bu mağduriyet edebiyatçısı beylerin bir kısmı, İktidar partisine ve Sayın Erdoğan´a olan hasis muhalefetlerinden, diğer bir kısmı zan ve duyumların tesirinde kalarak, iyi niyet avcıları şeklinde bir muhalefetle,15-Temmuz-2016 tarihide yapılan darbe girişimine destek verenleri mağdur görmeleri manidar olduğu kadar akla ziyandır.  

Ehli vicdan sahibi olan siyasilerimiz aydın ve yazarlarımız,  değişik kesimlerden gelen yalan yanlış bilgilerin tesirinde kalarak, elmalarla, armutları birbirine karıştırarak mağduriyet edebiyatı yapmaktan sakınmalıdırlar.   İyi niyet kılıfı altında işlenen suçlara bilmeden alet olanlar, zaman içinde işlenen suçları açıkça gördükleri halde, suçlarını itiraf etmeyerek o suç merkezlerine destek veren ve toz kondurmayanlar mağdur olamazlar.  Gerçekten mağdur olan hiçbir insan, zalimlerin fitnelerine kurban edilmez, edilemez, edilmemelidir.