Alaettin KÖKSAL


“ZULÜMLE ÂBÂD OLANIN, AHİRİ BERBAD OLUR.”(Yunus Emre) 

--------------------------


Tarih boyunca zalimlikte sınır tanımayan Firavunlara, Nemrutlara, Karunlara, Hamanlara, Bel’ğamlara (Hakkı yıkmak için akıl verenlere)  zalimlerle işbirliği yapan köle ruhlu hainlere ve benzeri güruhlara, yapacakları zulüm ve ihanetlerini, insanlara göstermek ve ibret almaları için Yüce Allah(CC) bu sefillere geçici olarak imkân vermiştir.   

Sözünü ettiğimiz bu alçaklar, maddi güçlerini kuvvetlendirmek, saltanatlarını sürdürmek için insan onur ve haysiyetine yakışmayan vahşice zulümler yaptılar. Zayıf gördükleri toplulukları köleleştirerek zenginliklerini sömürmekten çekinmediler.  Kurdukları bu vahşi düzenin hiçbir zaman yıkılmayacağına inanarak, âlemlerin yaratıcıcı olan Yüce Allah’a  (CC) isyan ederek, ilahlık taslayan bu güruhun yıkılışından tüm insanlık ibret almalıdır. Yüce Allah’ın ilahi takdirinden İnkârcılar ve müslümanlar paylarını düşeni almalıdırlar. Zalimler Batıldan Hakka, müslümanların yanlıştan doğruya dönmelerinin dersini alarak Yüce Allah’tan (CC) af dileyerek tövbe etmelidirler.  

Dünün ve bugünün zalimleriyle birlikte hareket eden nice münafıklar, alçaklar, yağcılar, vefasızlar, yalancılar, ikiyüzlü dönekler, nankörler, katiller, ispiyoncular, satılmışlar, soyguncular, namus ve şeref yoksunu karaktersizler, nefislerine uyarak, haklıyım diyerek tefrika fitnesine alet olanlar,  zalimlerle birlikte cehenneme yuvarlanmaktan kurtulamayacaklardır.   Tarihten ibret almayan günümüzün zalimlerinden medet bekleyenler, zalimlerle doğrudan veya dolaylı bir şekilde işbirliği yapanlarla birlikte hareket ederek zulme meyledenler, vakit geçirmeden başlarına nasıl bir belanın geleceğini düşünerek akıllarını başlarına alarak nerde durduklarını nasıl yanlış yaptıklarını tefekkür etmelidirler.  

 Zulüm zirve yapınca yıkılması yakın olur.  İşaretlere baktığımızda batılın iktidar suresi bitmek üzeredir. Unutmayalım ki,“ Zulümle abat olanın akıbeti berbat olur.” Yüce Allah’ın (CC)  değişmez düzenine karşı gelenler, şüphe içinde olanlar, bu zamanda İlahi düzen kurulması mümkün değildir diyenler, beklemedikleri bir şekilde mağlup olup,  büyük bir gürültüyle yıkılacaklardır.  Bu yıkıntının altında kalmak istemeyen müslümanlar, meseleyi nefislerinin emirine giren akıllarıyla değil, vahye teslim olmuş kalpleriyle ve akıllarıyla yeniden düşünerek, özlerine dönmek suretiyle, yeniden iman etmeleri kendi menfaatlerinedir.  “Hak geldi mi, Batıl zail olacaktır.” 

Kur’an ve sünnette iman etmiş bir müslümanlar, Tevbe 32 ve Muhammed suresinin 7. ayetlerinde verilen mesajları çok iyi anlayarak hareket etmelidirler. [“ Allah’ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Allah ise, kâfirler hoşlanmasa da nurunu tamamlayacaktır.”  “Ey iman edenler! Eğer siz Allah’ın dinine sahip çıkarak yardım ederseniz, Allah size zafer verir ve ayaklarınızı kaydırmaz.” ] 

Müslüman zulüm düzenine meyletmez, yalan konuşarak müslümanları aldatmaz.  Karşı tarafın söylediklerini çarpıtarak kendini haklı çıkarmaz.  Söz buraya gelmişken, Sayın Temel Karamollaoğlu bir televizyon kanalından kamuoyuna karşı özetle şöyle bir açıklamada bulunuyor;  “ Pasaport almaya gittim vermediler, ismimin karşısına terörist yazdılar, bu alçaklığı kim yaptı nasıl yaptılar bilmiyorum.  Sayın Süleyman Soylu, beni PKK terör örgütüyle işbirliğimi yaptığımıza dair imza attığımı söyledi.  Bu beyanı ispat etmeyen şerefsizdir. Allah’tan korkun, bu kadar vicdansızlık olmaz, hakkımı helal etmiyorum” ifadelerini kullandı. Sayın Temel Karamollaoğlu’nun bu ithamlarına, Sayın Süleyman soylu kamuoyunun önüne çıkıp cevap vermelidir. Kimin yalan konuştuğunu, kimin şerefli, kimin şerefsiz olduğunu kamuoyu öğrenmelidir.    

Yüce Allah’tan korkun diyen, Sayın Temel Karamollaoğlu şu sorulara açık yüreklilikle cevap vermelidir. Geçicide olsa, millet ittifakıyla hareket etmeniz, imzası olmayan sözlü bir anlaşma hükmünde değil midir?  Doğrudan veya dolaylı bir şekilde şekilde millet ittifakıyla hareket ettiğinizi söyleyenlere şerefsiz diyebilir misiniz?  PKK terör örgütünün açıkça destek verdiği HDP’nin, millet ittifakıyla hareket ettiğini inkâr edebilir misiniz?  Millet ittifakı olarak gizli bir şekilde anayasa çalışması yapmadığınızı söyleyebilir misini? Yüce Allah’tan korkan bir insan kelime oyunlarıyla milleti aldatabilir mi?   

28 Şubat sürecinde ve diğer zamanlarda Rahmetli Erbakan hocamıza ve milli görüşçülere yapılan haksızlıkları ve zulümleri unuttunuz mu?  Sayın Erdoğan’a en yüksek perdeden muhalefet ettiğiniz halde,  hayatları boyunca inancımıza, kılık kıyafetlerimize, hakkı üstün tutan zihniyetimize hakaret eden darbecilere, darbe sevicilerine, onlarla işbirliği yapan dirsek teması içinde olduğunuz siyasi dostlarınızın yanlış eylem ve söylemlerine,  neden ses çıkaramıyorsunuz? Bizim bilmediğimiz birileri mi boğazınızı sıkıyor? Sivas olaylarını bütün gücünüzle önlemeye çalıştığınız halde, size “KATİL”  diyen zihniyetle birlikte hareket etmeniz ne kadar doğrudur? 

İstanbul sözleşmesine haklı olarak karşı geldiğiniz halde,  birlikte hareket ettiğiniz millet ittifakı içindeki partilerin tamamı, dostlarımızla iktidar geldiğimizde İstanbul sözleşmesini geri getireceğiz diyenlere, neden durun diyemiyorsunuz?  Cumhur ittifakıyla değil de, millet ittifakıyla dirsek teması içinde olma fikri, sizin mi yoksa başkalarının kararı mıdır?  Sizlerin bu tutumunu ve yanlış beyanatlarınızı İslam kardeşliği çerçevesinde usulünce eleştirenlere hakkımı helal etmiyorum diyorsunuz.   

Bilerek /bilmeyerek parti mensuplarınıza,  Cumhur ittifakıyla millet ittifakı arasında hiçbir fark yoktur. Sayın T. Erdoğan Cumhurbaşkanı olacağını,   Sayın Kemal Kılıçdaroğlu olusun, ne fark eder diyerek,  mensuplarınıza ve milletimize karşı yaptığınızı algı operasyonundan memnun musunuz? Yaptığınız bu algı operasyonuyla milyonlarca insanı üzdüğünüzü, bu insanlar size haklarını helal etmezlerse mizanda müflis bir tüccar konumuna düşeceğinizi hiç düşünebiliyor musunuz?   Yüce Allahtan korkanlar, inançlarından istikametlerinden ve hedeflerinden taviz vermezler.  Üstlendikleri kulluk görevini yerine getirmek için maddi ve manevi bedel ödemekten çekinmezler.   

  Akıllarını vahyin emirine teslim etmeyenler, hakikati göremezler,  hak ve batılı ayıramazlar. Unutmayalım ki,   imtihan olduğumuz bu dünyada, insanlara tek bir soru sorulmaktadır.   Hak’tan yana mısınız, Batıl’dan yana mı?  İnsanlar hür iradeleriyle bu soruya verdikleri cevaba göre hareket ederek, imtihanı ya kazanacaklar veya kaybedeceklerdir.  “Hak geldi mi batıl zail olur.