Tarih: 16.01.2026 22:46

Eğilmeden Yaşayan Bir Ömür: OSMAN TURAN

Facebook Twitter Linked-in

Ülkemizin en önemli ilim adamlarından Çaykaralı hemşehrimiz Prof. Dr. Osman Turan, vefatının yıldönümünde Trabzon Türk Ocağı Şubesi tarafından düzenlenen anlamlı bir programla anıldı. Sabit Bostan Konferans Salonu'nda gerçekleştirilen program, hem ilme hem de vefaya yakışır bir atmosferde geçti. Anma programında, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nasrullah Uzman, Osman Turan'ın hayatı, ilmi şahsiyeti ve fikir dünyası üzerine son derece kıymetli bir sunum yaptı. Paylaşılan bilgiler, Osman Turan'ı yalnızca bir tarihçi olarak değil; duruşu, ahlakı ve mücadelesiyle gerçek bir fikir ve karakter insanı olarak bir kez daha hatırlattı. Bu değerli sunumuyla bizleri hem bilgilendiren hem de duygulandıran Prof. Dr. Nasrullah Uzman'a şükranlarımı sunuyorum. Böyle programlar, sadece geçmişi anmak değil; geleceğe doğru sağlam bir duruşu yeniden hatırlamak açısından da büyük önem taşıyor.

Osman Turan, Trabzon'un Çaykara ilçesine bağlı Soğanlı Köyü'nde başlayan hayat yolculuğunu onur ve vakar içinde tamamlamış nadir şahsiyetlerden biridir. 1914 yılında doğan bu Anadolu evladı, yalnızca bir bilim insanı değil; doğrularını hayatının merkezine koymuş bir vicdan adamıydı. Onun hayatı, alkışlardan çok bedellerle, gürültüden çok sessiz bir direnişle örülmüştür. Yoklukla geçen öğrenim yılları, Osman Turan'ı yıldırmak yerine ilme daha sıkı bağladı. Çalışkanlığı ve kararlılığıyla Türk tarihçiliğinin en saygın isimleri arasına girdi. Özellikle Selçuklu tarihi üzerine yaptığı çalışmalar, akademik başarının ötesinde, milletin hafızasına tutulmuş güçlü bir ışık niteliğindeydi. O, tarihi sadece anlatmadı; yaşattı. Geçmişi, bugünü ayakta tutan bir bilinç olarak gördü. Kaleminde bilgi kadar sorumluluk da vardı.

Osman Turan için ilim, şahsiyetle anlam kazanırdı. Doğru bildiğini savunmaktan hiçbir zaman geri durmadı. Makamlar, unvanlar ve geçici menfaatler onun dünyasında karşılık bulmadı. Hayatı boyunca kimseye eğilmedi, kimseye yaranmadı. Aç kaldı ama susmadı; yalnız bırakıldı ama yolundan dönmedi. Dürüstlük, onun taşıdığı en ağır ama en kıymetli yük oldu. Siyasi hayatı da bu dik duruşun sınandığı alanlardan biriydi. Yassıada'da yargılandı, hapis yattı. Suçsuzdu ve beraat etti; ancak yaşadıkları, yalnızca onun değil, bu ülkenin vicdanında da derin izler bıraktı. Haksızlığa uğradı ama kin tutmadı. Baskılara maruz kaldı ama kalemini ve duruşunu kirletmedi. Türk Ocağı Başkanlığı yaptığı dönemde de aynı çizgide yürüdü; millî duruşundan ve fikrî namusundan asla taviz vermedi. Osman Turan'ın hayatı bize sade ama güçlü bir hakikati hatırlatır: Asıl büyüklük, yüksek sesle konuşmakta değil; doğru yerde, sessizce durabilmektedir. Asıl miras, geride bırakılan maddi değerler değil; dimdik bir duruştur. 17 Ocak 1978'de İstanbul'da vefat eden Osman Turan, 64 yıllık ömrüne ilmi eserler, örnek bir karakter ve unutulmayacak bir duruş sığdırdı. Bugün onun gibi eğilmeyen, taviz vermeyen insanlara ne kadar çok ihtiyaç duyduğumuzu daha iyi anlıyoruz. Çünkü böyle insanlar azaldıkça, doğrular daha kolay yalnız kalıyor. Prof. Dr. Osman Turan'ı rahmet ve minnetle anıyorum. Geride bıraktığı en büyük miras, eğilmeden de yaşanabileceğini gösteren hayatıdır. Bu anlamlı programın düzenlenmesinde emeği geçen Trabzon Türk Ocağı Şube Başkanı Prof. Dr. Hikmet Öksüz'e de teşekkürlerimi sunuyorum…




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —