Eğitimsiz Toplumlarda Çocuk Olmak

Öğretmen Hilmi Kanık´ın kaleme aldığı "Eğitimsiz Toplumlarda Çocuk Olmak"adlı yazıyı siz değerli okurlarımızla paylaşıyoruz.

EĞİTİM 19.03.2016 11:20:05 0
Eğitimsiz Toplumlarda Çocuk Olmak

EĞİTİMİN YETERSİZ OLDUĞU BİR ORTAMDA ÇOCUK OLMAK

Çocuk olmak dünyanın en güzel duygusu Sevgili Dostlar?Tertemiz ve bembeyaz bir sayfa olarak dünyaya gelmişsiniz.Su gibi berrak süt gibi tertemizsiniz.Ve de etrafınızdaki insanlar sizleri nasıl yetiştirirler ise sizler ömrünüzü buna göre yönlendireceksiniz.Önce anne ve babanız sonra çevreniz ondan sonra da Okul hayatınız geleceğinize yön verecek.

Evet gelecek çocuklarımızın geleceği ama onların geleceğini bizim tercihlerimiz belirleyecek.İşte bu gün anne ve babanın çeşitli sebepler yüzünden Eğitim ile alakalı olarak kendisini yetiştiremediği bir ortamda çocuk olmanın zorluklarından söz etmeye çalışacağız sizlere.

Öncelikle şunu ifade ederek başlayalım yazımıza.Anne ve babanın  yeteri kadar eğitilemediği bir ortamda çocuk olmak da zordur,kadın olmak da zordur Sevgili dostlar. Çünkü bu tür toplumlar genelde erkeklerin daha güçlü olduğu toplumlardır.Bu tür toplumlarda kadının ve de çocuğun söz hakkı az denecek kadar azdır ne yazık ki.

Çocuğumuza bakalım.Kim ne derse desin çocuğumuzun en büyük öğretmeni anne babadır Sevgili Dostlar.Çünkü Çocuğumuz her şeyin ilkini anne babadan öğrenecektir.Bir merak kutusudur çocuğumuz.Etrafında gelişen her şeyi hem gözlemler hem de merak ederek sorular sorar ve bunların doğrusunu öğrenmeye çalışır.

Oysa babaya göre çocuklar hiçbir şeyden anlamaz bu tür toplumlarda.Çocuğumuz sorularla hayatı ve doğruları öğrenmeye çalışırken baba ise çocuğu susturma yolunu tercih eder genellikle.

-Sen sus konuşma.

-Sen çocuksun büyüklerin işinden anlamazsın

-Çocuk soru sormaz.

-Sen ne anlarsın.

Gibi cevaplar vererek çocuğumuzun o geniş olan yaşam ufkunu kısıtlamaya başlar Eğitimin yetersiz olduğu toplumlarda anne babalarımız.Yani bu tür toplumlarda anne babalarımız çocuğumuzun dünyasının kendisi gibi çok küçük olduğunu düşünmektedir.Gerçekte ise durum sanıldığının tam tersidir. Çocuğumuzun ufku çok geniştir Sevgili Dostlar.O kadar geniştir ki 0-6 yaş grubundaki bir çocuğun beyni bir bilim adamından ya da bir profesörden 5-6 kat daha fazla çalışır ve de daha güzel fikirler üretir.

Çocuk soru sormakta anne baba ise çocuğumuzun sorularını ne yazık kibu soruların önemini  bilmediğinden dolayı cevapsız bırakmaktadır.Ve de bu şekilde çocuğumuzun hayal dünyası her gün küçülmektedir.Oysa sorduğu sorulara mantıklı cevaplar almış alabilse bu hayal dünyası genişleyecekti.Şimdi ise cevapsız kalan sorular çocuğumuzun yaşam ufkunu kapatmakte ve de yeteneklerini köreltmektedir ne yazık ki.

Her zaman söylediğimiz gibi Sevgili Dostlar?İnsanların yeteri kadar Eğitilemediği toplumlarda çok ciddi bir anlamda anne baba okuluna ihtiyaç var.İnsankara anne baba olmayı öğretecek çocuk eğitimi konusunda anne baba adaylarını bilgilendirecek bir okula ihtiyaç var Sevgili Çaykara Gündem Dostları.Ancak bu şekilde çocuklarımızı gelecek nesillere aydın,sağlıklı düşünen ve de doğru kararlar verebilen insanlar olarak taşıyabiliriz.

Sakın kimse üstüne alınmasın ne olur.Bu yazıyı hiçbir anne babaya sorumluluk yüklemek anlamında kesinlikle yazmış değilim.Sonuçta bizler bize verilen bir şeyden sorumluyuz.Bize verilmeyen bir şeyden dolayı ise kimseyi sorumlu tutamayız.Sevgili anne babalarımız çocuk eğitimi konusunda  kendilerine her hangi bir şey verilmediği için onlar da bunu çocuklarına verememişlerdir.

Ve de son sözümüz genç delikanlılarımıza,genç kızlarımıza.Yeni evli çiftlere ya da evlenme planı yapanlara.Mini mini küçük yumurcaklar ile gün boyunca uğraşan yeni anne babalara.Okuyun Sevgili gençler.Mutlaka okuyun.Anne baba ve çocuk eğitimi ile ilgili olarak yüzlerce hatta binlerce kitap var.Lütfen zamanınızı ayırın  ve okuyun.Çocuğunuzu nasıl eğitmeniz gerektiğini hangi davranışı karşısında nasıl davranmanız gerektiğini araştırın ve öğrenin.

Bir anımı paylaşarak bitirmek isterim.Yıl 1990.Şanlıurfa Merkeze bağlı bir mezra köyünde öğretmenim.Tek öğretmen olarak çalışıyorum ve 48 öğrencim var.5  Sınıf bir arada.Kuş uçmaz kervan geçmez bir köy.Günün birinde baktım ki okulun önünde 4 tane lüks araç park etmiş.Okula geliyorlar.AĞA kavramı ile ilk kez orda karşılaştım.Gelenlek Köyün Ağası ve etrafındakiler.

Sınıfa girdiler.Ağa bana

-Hoca Biz Zelha´yı istirek dedi.

Zeliha dediği benim 4. sınıf öğrencim.12-13 yaşlarında.

Şaşırmıştım.Çünkü biliyordum ki Urfa´da kadınlar hep evde oturur.Hiç bir iş yapmazlar.İyi de Evde onlarca kadın otururken bu adam acaba Zeliha´yı ne yapacak?

Ağa´nın benim köyümde oturmadığını da belirtmek isterim.Benim Köyümde ağanın kardeşi oturuyor Zeliham da kardeşinin çocuğu.

Gayri İhtiyarı soruverdim Ağa´ya

-Hayırdır dedim.Zeliha´yı ne  yapacaksınız?

Yüzüme bile bakmadan cevap verdi ve de sınıftan çıktı Ağa.

-Hoca biz Zelha´yı everiyek.

Kulaklarıma inanamamıştı.12 Yaşında bir kız çocuğu daha 4. sınıfta evlendiriliyordu.Ağa sınıftan çıktı ben ise şok halinde sınıfa döndüm.Gözlerim Zeliha´mı aradı.Zeliha tahtaya çıktı Sevgili Dostlar.Sınıfa arkadaşlarına baktı.Gözlerinden yağmur gibi göz yaşı boşanmaya başladı Sevghili Dostlar.O göz yaşlarında neler yoktu ki.Eğitimsizliğe,töreye,gelenek göreneklere her şeye isyan vardı Zelihamın göz yaşlarında.

Döndü bana sarıldı Çocuğum.Ağladı ağladı ağladı...Sonra arkadaşlarına döndü hepsi ile göz yaşları içinde vedalaştı.Çantası eski bir poşetten ibaretti Zelihamın.Onu eline aldı.Bir daha beni kucakladı ve dışarıda kendisini bekleyen arabalara doğru yürümeye başladı.Ben hayretler içerisinde olanları seyretmeye devam ediyorum Sevgili Dostlar.

O an benim de inanmadığım bir şey oldu.Zeliha dışarı çıktı ama az önce sınıfta ağlayan göz yaşı döken Zeliha dışarda yok.Dışarda güle oynaya arabaya binip gitti.Ben Zeklihamın göz yaşlarını anlamıştım da gülen yüzüne bir anlam v erememiştim.

Ay başında şehre indim.İl Milli Eğitim Müdürünün yanında aldım soluğu.Olayı anlattım ve sordum:

-Hocam dedim.Anladım.Zeliha´nın göz yaşları eğitimsizlik ve töreye isyan.Peki ya arabaya binerken o gülmesi ne oluyor.

Gülüyordu İl Milli Eğitim Müdürü.O da isyan ederek gülüyordu.

-Töre Öğretmenim Töre dedi.Eğer gülmeden o arabaya binmiş olsayudı Ağaya karşı çıktı diye katledilmesine yani öldürülmesine karar verilirdi.

Sonradan Öğrendim ki yörede evlilikler ya başlık paerası ile ya da BERDEL dedikleri değiş tokuş yöntemi ile oluyormuş.Yani sen kızını veriyorsun karşı taraftan kız alıyorsun.Ağa da kendi oğlunu evlendireceği için Benim Zelihamı BERDEL olarak karşı tarafa vermiş

Benim Çok Sevdiğim bir söz vardır Sevgili Çaykara Gündem Dostları??Çocuklar Donmamış Beton Gibidir.Üzerlerine ne Düşse İz Yapar? Çocuklarımızın üzerine hiçbir şey düşürmeyec eğimiz hiç bir Eğitim hatası yapmayacağımız bir Dünyayı hayal ederek bitirelim bu haftaki yazımızı.