Tarih: 14.12.2018 09:43

Fehmi Aygün Yazdı: RUMLAR-2

Facebook Twitter Linked-in

Anadolu´da son iki bin yılda Persler,  Makedonyalı İskender, Romalılar, Helenler, Hristiyan ve Müslüman Türkler Anadolu´dan gelmiş-geçmişler ve bazen de Anadolu´yu vatan edinmişlerdir. Son bin yılda ise Anadolu´da Müslüman Türk hâkimiyeti pekişmiş, Anadolu bir Türk Yurdu haline gelmiş ve Türk olmayan diğer halklar ile beraber yaşamışlardır. Son yüzyılda Ermenilere bir devlet kurulunca Ermeniler devletlerine göç etmiş, Kurtuluş savaşı sonrasında da Türkiye´de ki Ortodokslar (Rum olarak isimlendirilen Anadolulular)  mübadele yoluyla Yunanistan´a göç etmişlerdir.

Anadolu´da ki bu devlet veya milletlerin dilleri ve kültürleri birbirinden farklıydı. Urartular, Persler, Hititler, Helenler kendi dillerini kullanıyordu.

Batıda fethettikleri ülkelerde sistemli bir biçimde kendi dillerini yayan Romalılar doğuda bu siyaseti gütmemişlerdir. Yunanca uzun soluklu Roma hâkimiyeti boyunca idarenin ve iktidarın dili olarak kaldı. Roma İmparatorluğu´nun iki resmi dili vardı; Batıda (Batı Roma Devletinde) sadece Latince, doğuda çoğunlukça Yunanca (bazı koşullarda ise Latince)[1].

Hz. İsa Aramice konuşuyordu, ama Hristiyanlığın Anadolu´da yayılması döneminde misyonerler ve Kilise, Yunanca yazılmış İncil´i kullandı. Böylece Yunanca Hristiyanlığın ilkyazı dili olarak Anadolu´da günümüze kadar yaşadı.                                                                                                  

 M.Ö. Yunan Koloniler döneminin etkisi, sonra Makedonyalı İskender döneminin, daha sonra Roma İmparatorluğunun Anadolu´ya gelişinin ve nihayet Doğu Kilisesinin dilinin Yunanca oluşunun etkisiyle Yunanca Anadolu´da uzun zaman hâkim dil oldu. Diğer dillerin yazılı eser vermedeki zayıflıklarından dolayı zamanla önemli ölçüde unutulup gittiler ve Yunan kültürü ve dili Anadolu´da yerleşti.

Bu kültür veya dilin ismi ne olmalı: Yunan, Helen, Grek veya Rum dili ve kültürümü? Ne olmalı?

 Anadolu Ortodoks Hristiyanları tanımlanırken (Türk oldukları için Anadolu´da kalan Ortodoks Hristiyanlar hariç) çeşitli isimler kullanılmıştır. Onlara bazen Rum, bazen Yunan, bazen Elen veya Grek ismi verilmiş olabilir.  Burada bir kavram kargaşası olduğu görülüyor. Rum kim? Yunan kim? Helen veya Yunanlı kim?  Bu karışık iş Ankara doğumlu yazar Herkül Millas tarafından ´Yunan Ulusunun Doğuşu´ isimli kitabında şöyle açıklanıyor: ? Türkiye´de, ama bir yere kadar Yunanistan´da bile, Eski Yunan, Grek, Hellen, Yunan, Rum gibi kavramların tanımını tutarlı ve anlamlı bir biçimde verebilenlere pek sık rastlanmaz?[2].

Bu tabirler Yunanistan Devletinin kuruluşu dönemlerinde ?Yunan Ulusunun oluşturulması? dönemlerinden beri sık sık kullanılmaktadır.

 ?Yunan? sözcüğü önce Persler ´in ve sonra Araplar´ın ve genel olarak İslâm Dünyasının Antik Yunanlılar´a ve sonra çağdaş Yunanlılara verdikleri isimdi. Yunanlılar ?İyonya? sözcüğünden türetilmiş olan ?Yunan? sözcüğünü tarih içinde (hiç olmazsa geniş bir halk topluluğunu kapsayacak biçimde) hiç kullanmamışlardır. Eski Yunanlılar kendilerine ?Hellen? derlerdi ve ortak bir dil ve ortak tanrılar paylaşan bir topluluk bilinci taşırlardı? Hristiyanlığın yayılması ise Antik Hellen dinlerine, felsefelerine ve Dünya görüşüne karşı olmuştu [3]. Kendilerine Hellen diyen insanların torunları artık kendilerine ?Hristiyan? diyordu. Dünyada kendine ?Hellen? diyen kalmadığına göre herhalde Dünyada Hellenizm (Yunanlılık) da, hiç olmazsa bilinç düzeyinde kalmamıştı. Ancak Yunanca (Hellen dili), resmi dil ve saygın, ortak bir din olan Hristiyanlığın dili olarak yaşıyordu.

[1] Tore Janson  Dillerin Tarihi s.117

[1] Millas Herkül, Yunan Ulusunun Doğuşu, s.11

Bizans döneminde Hellence konuşan Ortodoks Hristiyanlar kendilerini nitelerken ?Roma? sözcüğünden türetilmiş olan ?Romios? (Rum) sözcüğünü kullanmışlardı. Kimi yörelerde bir antik Hellen soyun adından türetilmiş ve Batı Dünyasının kullanmış olduğu bir sözcük olan ?Grekos?. (Grek) da kullanıldı. Grup kimliğini belirleyen bu isimlerin kullanımı, tezimizde [4] de görüleceği gibi 19. yüzyılın başlarında da hâlâ sürüyordu...Yüzyıllarca sonra kuşku bırakmayacak biçimde ?biz Hellen´iz? anlamında bir söz ilk kez herhalde Mora´nın Mistras yöresinden olan filozof ve politikacı Plethon Gemistos (1355-1452) tarafından dile getirilmişti?[5].

H. Millas devamla ?Başka bir Yunanlı bu terimler için farklı düşünüyor: Boulgares, ulusun ismi için şöyle demişti: ?Atalarımız Hellen ismini de Grek adını da kullanmışlardı. Avrupa Ülkeleri ulusumuzu bu isimle, Grek olarak tanırlar. Biz ?Hellen´ ismini putperestliği anımsattığından, ?Rum´ ismini ise Romalı olmadığımızdan kullanmamalıyız.? 18. Yüzyılın sonlarında özellikle Batı ile ilişki içinde olan çevrelerde ?Grek? sözcüğünü kullanma eğilimini görüyoruz.?[6]

Trabzon Çaykaralı Ömer Asan Of vadisinde bazı köylerde Rumca bilinmesi ve konuşulmasından hareketle yazdığı ´Pontus Kültürü´ isimli kitabına kitabın yazıldığı dönemde (1996 Da) Atina´da, üniversitede Tarih sosyolojisi profesörü olan Neoklis Sarris önsöz yazmıştı. Sarris önsözünü şöyle tamamlıyor: ?İçtenlikle, heyecanla, kalbini doğduğu topraklarda bırakan gönlünü bu mübarek toprakların insanlarına veren bir Türkiyeli Elen olarak selam sana Ömer Asan kardeşim. Selam size Türk arkadaşlarım, dostlarım. Ve benden selam tüm Karadeniz´e Pontos´a!?  Burada da görüldüğü gibi kullanılan Elen kelimesi aynı zamanda Rum anlamına da geliyor olmalı.

Sonuç olarak diyebiliriz ki: Rumlar öz be öz Anadoluludurlar, Anadolu´nun kadim halkıdır, Bir ırkı temsil etmezler, Birkaç bin yıldan beri Anadolu´dan gelip geçen dinlerin, kültürlerin, milletlerin ve devletlerin etkilerini üzerlerinde taşırlar. Romalılar Anadolu´ya geldiklerinde Anadolu´nun çeşitli isimler taşıyan halkı artık Rum olarak-Romios olarak isimlendirilmişti. Önce isimleri değişiyor ve sonra Roma-Helen kültürlerini benimsemeye başlıyorlar. Ne zamana kadar? Türkler gelene kadar?.

[1] Tek tanrılı Hristiyanlığın, çok tanrılı Helen dinini kabul etmesi, hoş görmesi  beklenemezdi.

[1] Herkül Millas´dan alıntı yapılan tezi

[1] Millas a.g.e. s. 48,49

[1] Millas a.g.e. s.52

Rumlar Yunan değildir, Rumlar Yunanistan´dan Türkiye´ye gelen bir halk değildir. Milattan önceki yıllardan beri Karadeniz kıyılarında ticaret maksadıyla koloni kuran antik şehir devletlerinin mensupları da Rum tarifinin içerisindedirler. Rumların bir kısmı Kilise tarafından Hristiyanlaştırılmış oldukları gibi Anadolu´ya gelen Müslüman Türklerin etkisiyle de bir kısmı İslamlaşmış ve Türkleşmişlerdir.

Konumuzun esası Rumların milliyeti veya dini inançlarını irdelemek değildir. Asıl mesele pek bilinmeyen bir konuyu bazı yazar ve akademisyenlerin eserlerinden alıntı yaparak harmanlamak ve konuya açıklık getirme gayretidir. Prof. Dr. Faruk Sümer: ? Bir insanın hangi millete mensup olduğunu o insanın almış olduğu kültürü belirler, kanın hiçbir rolü yoktur. Yani bir insana, ?ben Türküm?, ?ben Arap´ım?, ?Ben Fransız´ım? sözünü kanı değil kültürü söyletir.?[7] Diyor. Olaya bu açıdan bakıldığı zaman Türklerden önce Anadolu´da baskın kültür ( Ortodoks dini ve Rumca dili) olan Helen-Grek kültürünün etkisi ile Anadolu´da yaşayan halk (Romalılaşmıştır) Rumlaşmıştır. Bunların hangi ırktan olduğunu tartışmak devletimizin kuruluşundaki Türk Milleti tarifi bakımından olsun modern milletlerin tanımları bakımından olsun doğru bir yaklaşım olmaz.

Zaten bilinen ataları Türk olan ve gerisi bilinemeyen, Türk Kültürüne mensup herhangi bir kişi atalarının dinini, dilini ve kültürünü de esas almayarak kendini başka bir milletin mensubu olarak tanımlayabilir. ´Ben kendimi Türk zannediyordum ama sonra öğrendim ki ben Rum muşum ´ diyenleri basından öğreniyorken,´ ben kendimi Türk gibi hissediyorum´ diyen kan olarak Türk olmayanlara da rastlıyoruz.

İstanbullu bir Rum Balıklı Rum Hastanesi Vakfı Başkanı Dimitri Karayani anlatıyor: "Evvel emirde Yunanlılar denizin, yani Ege´nin karşı kıyısında bir dönem kentler, kasabalar kurmuş, uygarlaşmışlar. Ama Anadolu medeniyetlerinin tarihi çok daha eski. İlk demir burada işlenmiş, ilk para burada bulunmuş. Anadolu uygarlıkları göklerdeki yıldızların sırlarıyla uğraşırken Yunanlılar henüz avcılık, toplayıcılık, çobanlık yapıyordu. Bakın biz hastanemizdeki bir bölümün adını ´Anatolia´ yani güneşin ve uygarlığın doğduğu yer koyduk. Sonra Anadolu´daki uygarlıkların zayıf bir anında Yunanlılar gelip konmuşlar hazır bir medeniyetin üstüne. Dillerini yaymışlar buraya. Atatürk, Büyük Taarruzdan sonra boşuna, ?Yunanlardan Truvalıların intikamını aldım? dememişti. Atatürk, bu gerçeği biliyordu. Bu yüzden Anadolu´daki tüm medeniyetlere sahip çıktı. Biz de, tıpkı sizin gibi, özbeöz bu toprakların evladı olan Rumlarız."[8]                       

[1] Yusuf Karslıoğlu Doğu Karadeniz Tarihi s.7

[1] https://bianet.org/bianet/insan-haklari/53401-son-1244-rum  Ersin Kalkan İstanbul Hürriyet Pazar 31 ocak 2005


[1] Tore Janson  Dillerin Tarihi s.117

[2] Millas Herkül, Yunan Ulusunun Doğuşu, s.11

[3] Tek tanrılı Hristiyanlığın, çok tanrılı Helen dinini kabul etmesi, hoş görmesi  beklenemezdi.

[4] Herkül Millas´dan alıntı yapılan tezi

[5] Millas a.g.e. s. 48,49

[6] Millas a.g.e. s.52

[7] Yusuf Karslıoğlu Doğu Karadeniz Tarihi s.7

[8] https://bianet.org/bianet/insan-haklari/53401-son-1244-rum  Ersin Kalkan İstanbul Hürriyet Pazar 31 ocak 2005

www.caykaragundem.com




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —