?Hem de Çaykaralı? Sözü ve Mikro Milliyetçilik

Eğitimci Araştırmacı-Yazar Mehmet Mutluoğlu´nun kaleme aldığı ?SAYIN CUMHURBAŞKANIMIZIN ?HEM DE ÇAYKARALI? SÖZÜ VE MİKRO MİLLİYETÇİLİK? başlıklı yazısını okurlarımızla paylaşıyoruz.

KÜLTÜR 30.11.2018 14:27:23 1
?Hem de Çaykaralı? Sözü ve Mikro Milliyetçilik

Eğitimci Araştırmacı-Yazar Mehmet Mutluoğlu´nun kaleme aldığı ?SAYIN CUMHURBAŞKANIMIZIN ?HEM DE ÇAYKARALI? SÖZÜ VE MİKRO MİLLİYETÇİLİK? başlıklı yazısını okurlarımızla paylaşıyoruz. 

Ankara´da Hacı Bayram´da bir adamla karşılaştım yıllar önce...

Oturduk çay içtik birlikte.

Konuşmaya başladık.

Hafızmış. Medrese usulü Arapça okumuş.

Nerelisin dedim?

Bala´nın Yayla Köyü´ndenim dedi.

Sana Arapça´yı öğreten medrese hocan ve hâfızlık yaptıran hocan Hacı Hafız Mustafa Mutluoğlu muydu? dedim.

Evet dedi hayretle.

Ne biliyorsun, tanıyor musun?

O benim babamdır dedim. 

Babamın dedesi Hacı Hafız Mehmet Efendi Mutluoğlu Ankara´nın Bala ilçesinin Evciler köyünde 40 yılı aşkın imamlık yaptı. (1868-1908)

Yüzlerce insanı hafız olarak yetiştirdi.

Medrese usülü eğitim verdi.

Mezarı Ankara Bala Evciler Köyündedir. 

Dedem Hacı Hafız Prof. Ahmet Efendi Mutluoğlu (İstanbul Dar´ül Fünun mezunu. İstanbul Tenekeciler Medresesinde ve Dar ül Fünun´da müderrislik(profesör) yaptı.

1906-1949 yılları arasında 40 yılı aşkın bir süre Ankara Elmadağ´da (O zamanlar Elmadağ´ın ( Asi Yozgat) tek camisi bulunuyordu.) imamlık yaptı. Yüzlerce talebe yetiştirdi. 

23 Nisan 1920´de ilk Türkiye Büyük Millet Meclisi´nin açılış duasını hocası, dostu Rıfat Börekçi ile birlikte yaptı.

Atatürk´ün, İsmet Paşa´nın, Maraşal Fevzi Çakmak´ın da bulunduğu o meşhur fotoğraftaki Rıfat Börekçi´nin arkasındaki sarıklı dedem Kudri Ahmet Efendi, Ahmet Mutluoğlu´dur. 

Babam Hacı Hafız, Kurra, Mustafa Mutluoğlu 1945-1985 yılları arasında 40 yılı aşkın bir süre Ankara Bala Yayla köyünde imamlık yaptı.

Yüzlerce öğrenci yetiştirdi.

Bir süre Rize´de ve Akçaabat´ın Metinkale  Köyü´nde de imamlık yaptı. 

Akçaabat Metinkale imamlığı sırasında son Çanakkale Valimiz ve uzun yıllardır Türkiye´nin değişik illerinde valilik yapan değerli devlet adamı Süleyman Kamçı babamın talebesi oldu. 

1980´li yılların başında Süleyman Kamçı Çaykara Kaymakamı olunca ilk işi hocası olan babamı sormak ve evimizde ziyaret etmek olmuştu..

Ve babamla dostlukları hep devam etmiştir o dönemde. 

Bu durum hemen hemen Çaykara´daki her ev için, Türkiye´nin birçok illeri için geçerli bir durumdur.

Hatta 1960´lı yıllardan sonra Türk işçilerinin Avrupa´ya gitmesi ile Avrupa, Amerika, Kanada için de geçerlidir. 

2013 yılı 3 Haziran günü Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş bir konferans vermek üzere Trabzon Hamamizade İhsanbey Kültür Merkezi´ne gelmişti.

Yanında onun çalışmalarına sürekli refakat eden Nevzat Gökalp Bey ve benim anamın dayısının oğlu öğretmen işadamı Hasan Şatıroğlu bulunmaktaydı.

Konferansı izlerken Hasan Şatıroğlu beye: ?Hocamız Çaykara´ya gelir mi, Çaykara´da bir konferans vermesi mümkün mü?

Bunu iletir misiniz kendilerine? diye söyledim.

Hasan bey de durumu rahmetli Nevzat hocaya iletti.

Nevzat hoca memnuniyetle dedi ve ertesi gün saat 15:00´te Çaykara´da konferans verme işini kararlaştırdık. 

Ben dönemin Çaykara Kaymakamı´nı, Çaykara Belediye Başkanını, Çaykara Müftüsünü, Çaykara Milli Eğitim Müdürünü ve tanıdığım okul müdürlerini aradım.

Ertesi gün saat 15:00´te Çaykara Halk Eğitimi Merkezi konferans salonunda bu son derece verimli, güzel konferansı gerçekleştirdik. 

Rahmetli Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş´la özel otomobilimizle Çaykara´ya giderken arka koltukta biz ikimiz birlikte oturuyorduk.

Derin sohbetlere dalmıştık rahmetli Nevzat Hocayla. 

Nevzat Hoca anlatıyor:

?Ben Çaykara´ya büyük bir minnettarlık içerisindeyim.

Birincisi benim çocukluğum Ankara Ulus´ta geçti.

Babam da orada ticaretle uğraşıyordu.

Hacı Bayram Camii´nde Çaykaralı bir Kara Hoca vardı.

O´na Kara Hoca derlerdi.

Kur´an ı Kerim´i okumayı, tecvidi, talimi, Amenerresulü´yü, Yasin´i, namaz kıldırmayı, cuma namazı kıldırmayı ben Kara Hoca´dan öğrendim. 

Bir de üniversiteyi bitirdim.

Ankara´da Yüksek lisans yapıyorum.

Ama bana danışmanlık yapan hocalarımla yıldızım uymuyor.

Bu işi bu hocalarla sürdürmem mümkün değil.

O yıllarda biz de Türk ocağına gidiyoruz.

Ağabeylerimiz bizimle yakinen ilgileniyor. 

Türk Ocakları Genel Başkanı da büyük tarihçi rahmetli Prof. Dr Osman Turan´dır o zaman.

Durumumu Osman Turan hocama arz ettim.

Hemen İstanbul´daki arkadaşlarını aradı ve beni İstanbul´a gönderdi.

İşte ben bu günümü bu iki Çaykaralı ´ya borçluyum.? şeklinde ifade etmişti. 

Şimdi isterseniz 4 Haziran 2013 tarihli Çaykara Gazetesi´nin haberine bakalım:

?Çaykara Anadolu Lisesi öğrencilerine konferans veren Prof.Dr. Nevzat Yalçıntaş Avrupa süreci ve Türkiye´nin başvurusunu değerlendirdi. Uzun zamandır Avrupa´nın Türkiye´yi oyaladığını, bu süreçte Avrupa´nın samimi davranmadığını belirten Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş ?Türkiye oyalanmaktadır? dedi. 

Yalçıntaş ?Çaykara´nın yetiştirdiği önemli bilim adamı ve siyasetçi Çaykaralı Türk Ocakları Kurucusu ve Genel Başkanı merhum Prof. Dr. Osman Turan´ın kendi hayatında önemli bir yeri olduğunu belirterek bu coğrafya (Çaykara) önemli bilim adamı akademisyen ve siyasetçi yetiştirmiştir.? dedi. 

Çaykara Anadolu Lisesi öğrencilerinin Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş´ı dikkatli dinlemeleri üzerine Nevzat Yalçıntaş: ?Geleceğin siyasetçi ve bilim adamlarının bu salonda? olduğunu gördüğünü ifade etti. Anadolu´nun ücra kasabasında iyi yetiştirilmiş öğrencilerle baş başa kalmaktan son derece mutlu olduğunu sözlerine ekledi.? 

Dolayısıyla Çaykara Türkiye demek; Çaykara dünya demektir.

Çaykaralılık mikro milliyetçilik değil; işte bunun için makro milliyetçiliktir. 

Bu Allah´ın o topraklara, o insanlara bir lütfudur.

Ve bu makro mikro milliyetçilik meselesi değil; bu bir hakikattir. 

Bu nedenledir ki

Bu hakikat bizzat Devlet Başkanı tarafından:

?Hem de Çaykaralı? ifadesiyle devletin kararı haline gelmiştir. 

Selam ve muhabbetle...


HasanŞatıroglu
1.12.2018 09:54:18
SEVGİLİ hOCAMsiz ülkemizde insanların kıymetini bilen,takdir eden saygın bir kişisiniz.Allah uzun ve bereketli bir ömür ihsan etsin...