Tarih: 18.12.2017 22:12

Kuş Bakışı Solaklı Vadisi

Facebook Twitter Linked-in

Dernekpazarı Gülen Mahallesinden İrfan Korkmaz´ın kaleme aldığı ?KUŞ BAKIŞI SOLAKLI VADİSİ? adlı makalesini sizlerle paylaşıyoruz.

Trabzon´a nasıl geldiğinizin pek bir önemi yoktur aslında; ama Of´un girişinden sağa Solaklı Vadisine döndüğünüzde, yıl içerisinde üç şekliyle dikkatinizi çeker dağlar. Yazda çay fabrikalarının çalışıyor olması ile beraber kavrulmuş çay kokusunun yanında yemyeşil, sonbaharda ağaçların yapraklarını dökmesinden yarı çıplak bitki örtüsü ile kahvemsi kızıl ve kışın da yağan karla süslenmiş beyaz, bembeyaz...

Üzerinde kurulan HES projelerinden midir bilinmez; ama eskisi kadar hırçın akmaz kaynağı Soğanlı dağları ile Uzungöl´ün eteğindeki dağlar olan Solaklı Çayı. İnsanları çıkarıp sattıkları kumlarla besleyemez artık eskisi gibi, sessizdir, sakindir ve yıkıp gitmez etrafındaki yolları çokça. Ve yine eskisi gibi sesini takip ettiğinizde bulamazsınız artık Çaykarayı.

Çokça tarihi esere rastlamazsınız bu vadide. Yolunuzun üzerindeki Hapşiyas ( Kiremitli köprü) köprüsü ile belli başlı bazı köylerde kalan, son zamanlarda da özelliğini ve önemini kaybetmeye yüz tutmuş ahşap mimarisine örnek belki birkaç ev, konak...

Öyle anlı şanlı tarım da yoktur , hayvancılık da hani. Eskiden geçim nedeniyle sürdürülen yaylacılığın, şimdilerde yerini turistik yaylacılığa bırakmış olduğunu görürsünüz zaar. Çok az insanın ahırında vardır artık geçim odaklı Yaylagül, Sevdali ve Nazara. Bittiğini görürsünüz yayık, kavran ve makine kültürünün. Her şey genelde hazır alınır burada da son zaman. Defteri kalın eski bakkalları da bulamazsınız artık Ferhat Kumaş ve Kungavel misali. Peşin, değilse
kartlarla yapılır artık alışveriş.

Ülke bazında kime sorsanız aynı cevabı alırsınız bu vadideki emniyet ve güvenlik anlamında. Esnaf tezgâhındaki malları toplamadan gidebilir akşamları evine. Sabah dükkânını açtığında, acaba bir şeylerim alınmış mıdır diye düşündürtmeyecek kadar güvenlidir bu muhit. Alındığı da
olur elbette; ama ihtiyaca göre, ya parası bırakılarak ya da sabaha gelip sahibine söylenerek.

Her kapıyı çalabilirsiniz gönül rahatlığıyla ve yine her kapıda vardır yiyebileceğiniz bir iki tabak sıcak yemek ve veya ne varsa. Yatacak yeriniz yoksa da verdiğiniz güven ölçüsünde size uygun bir yer bulunur muhakkak.Cebinizde paranız olmasa da tamamlanır eksiğiniz, en azından sizi gideceğiniz yere bırakacak kadar. Aslında yaşanılacak en güzel yerde olduğunuzu anlarsınız abartmadıkça.

Vadi insanı zaten değerlidir, ama siyasi anlamda da değerli isimler çıkarmıştır bu elverişsiz topraklar. Sebze ve meyve her ne kadar,mısır,lahana,fındık,çay, elma,armut,muşmula,karayemiş vs. ile sınırlı olsa da Cevdet Sunay, Eyüp Aşık ,Erdoğan Bayraktar,Berat Albayrak,Süleyman Soylu gibi siyasi değerler, doktorlar, Cevahirler, Ulusoylar,Günaydınlar gibi birçok marka çıkmıştır
bu membadan ve açılmıştır her biri Solaklı çayı ile akıp Karadenize, oradan da ülke geneline.

En küçük mahallesinde bile cami veya mescit bulmanın mümkün olduğu bu özgün dünyada, kilise (Tarihi)bulmak için de Devor ve Madur dağlarını aşarak rahmetli Bahattin Çamuralinin köyüne, Sürmene´nin Dirliğine kadar gitmeniz gerekir zorlu ve engebeli yollardan.

Sanatsal anlamda da gelişmiş, ismi duyulmasa da namlı ustalar yetiştirmiştir buralar. Kime sorsanız muhakkak vardır bir Visirli usta tanıdığı. Sepetçilik, sobacılık, inşaatçılık, marangozluk, taş ustalığı vb.) oldukça gelişmiştir. Folklorik anlamda da değerli kemençe üstatları ve sanatçılar yetiştirmiştir yine. Sayın Yusuf Cemal Keskin önderliğinde sanat ve sanatçılık almış yürümüştür. Onay Şahin, Cengiz Selimoğlu, Çaykaralı Sinan Sami, Yakup Atalay, Sedat Keskin, Mustafa İlhan, Sarı Seyfettin, Mehmet Tak, Nuray Aksoy, Bizim Gönüldür son zamanlarda zirve yapanları.

Coğrafi yapısına değinmeden geçmemektir en iyisi. Ofun bir kısmını da içine alarak, Dernekpazarı ve Çaykarayı geçip Soğanlı dağlarının eteğine ve yaylalarıyla sırtlarına kadar uzanan yaklaşık 45-50 Km. uzunluğunda bir şeridi andırır bu vadi.2000 metreye kadar ormanlık
alan süsler dağları ve sonrasında alabildiğince yeşil yaylalar Bayburt sınırına kadar uzar gider, Sürmenelilerle kavga ederek.

Nerededir buranın insanları diye sorarsanız eğer, gurbettedir geneli. Almanya, İstanbul ağırlıklı; kısmen dünyanın herbir yanında ve yurdun her köşesinde. Her nerede olursa olsun iyi yerde, güzel konumda. Devleti ile iç içe, nizama uyan, çalışkan; ne kadar uzakta da olsa geride bıraktıklarını ve nereden geldiğini unutmayan, bağrı hasretten yanık her durumda uyanık. Sivil toplum kuruluşlarıyla alakalı, oluşturduğu toplumsal örgütlenmelerle ( Of Hayrat Vakfı, Dernekpazarı Köyleri vakfı, Çaykara Dernekpazarı Eğitim Vakfı ve bunların arka planındaki diğer dernekler) memleketine ve eğitime her türlü desteği veren, eli işte gözü yolda...

Girdiği bütün toplumları yozlaştıran televizyonun, az boz etkilese de siyah beyazını bulamazsınız buralarda. Eskilerin iyi bildiği Hafızın ve Ali Rızanın savıemleri olmasa da ulaşım sıkıntısı çekmezsiniz çok şükür. Sabahın erken saatlerinden akşam saatlerine kadar birçok yere
ulaştırır sizi Çaykara Tur ve ortalama herkesin kapısındaki en az bir araba. Bütün köy yolları birbirine bağlı ve bütün köylerde Visirli Mevlüt´ten kalan hatıralar. Eskinin hikayeleri, eskimeyenler. Balığın hasını Uzungölde yersiniz, etli kuru fasülyeyi Sultanmurat yaylasında
kuzine sobanın üstünde ve etin güzeli ile mantarın iyisini Limonsuyu yaylasında. Yağmurludur geneli havanın,sislidir;ama en nihayetinde gökkuşağı da iki renklidir ve bulutları bile Bordo Mavi ağlar...




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —