Türkiye Üniversiteleri ve Dil

Antalya Bilim Üniversitesi Mühendislik Fakültesi öğretim üyesi Hemşehrimiz Prof. Dr. Necati Ağıralioğlu'nun kaleme aldığı "TÜRKİYE ÜNİVERSİTELERİ VE DİL" adlı araştırma yazısını paylaşıyoruz

9.02.2021 17:27:00 1
Türkiye Üniversiteleri ve Dil

 

GİRİŞ

Son zamanlarda üniversite eğitimi ve dil konuları Türkiye’de yeniden konuşulur olmaya başladı.

2021 yılında yayınlanan raporlara göre Türkiye üniversitelerinin dünyadaki yeri Türkiye’ye yakışır seviyede değil. Bu duruma üzülmemek mümkün değil, Gönlümüz yaralıdır...

İkinci husus, Türkçe ’deki zayıflamalar ve bozulmalardır. Bu durum son 60 yıllık bir ihmalin sonucudur. Artık edebi eserler,  güzel şiirler yazılamamakta, ortaya çıkamamaktadır. Bunun için dil bakımından da yaralıyız.

ÜNİVERSİTE SIRALAMLARI

Üniversitelerin kalite sıralamasını yapan ve dünyanın çeşitli yerlerinde bulunan 25-30 tane kurum bulunmaktadır. Bunlar her yıl, hatta bazen altı ayda bir, dünyadaki üniversiteleri kalite bakımından sıralamaktadırlar.  Sıralama yapan kurum her yıl bir üniversitenin son 3-5 yıllık faaliyetlerini değerlendirmektedir.

DEĞERLENDİRME ÖLÇÜLERİ

Üniversite değerlendirme unsurları ve bunların ağırlığı her bir kurum için farklı olmakla birlikte genelde şu hususları kapsar:

Eğitim kalitesi anketleri, mezun başarı anketleri, öğretim üyesi başına düşen öğrenci sayısı, doktora öğrencilerinin lisans öğrencilerine oranı, doktorasını bitirenlerin öğretim üyelerine oranı, kurum geliri, bilimsel makale sayısı, öğretim üyelerinin makalelerine yapılan atıflar, öğretim üyesi başına düşen atıf sayısı, öğretim üyesi başına düşen araştırma projesi sayısı, araştırma projelerinden üniversitenin sağladığı gelir, içinde bulunduğu topluma üniversitenin  etki ve katkıları…

Ayrıca uluslararası öğrenci sayısının toplam öğrenci sayısına oranı, uluslararası öğretim üyesi sayısının toplam öğretim üyesi sayısına oranı gibi uluslararası görünüm faktörleri, doktora öğrenci sayısının toplam öğrenci sayısına oranı gibi hususlar kurumlarca değerlendirilmektedir. Bu arada bazı kurumlarca kuruluşundan beri üniversitenin mensubu ve mezunlarının aldığı Nobel ödülleri de değerlendirilir.

Bu üniversite değerlendirmeleri tarafsız mıdır?  bazı unsurlar tam ölçülebilir midir? Bu konuda önemli soru işaretleri bulunmaktadır. Üniversite eğitim kalitesi için hangi öğretim üyelerine anket gönderiliyor? Mezunların başarısı için hangi firmanın insan kaynaklarından veri alınıyor? Hangi dergilerdeki makaleler dikkate alınıyor? Hangi dildeki dergilerde makale ve atıflar esas alınıyor? Bunlardan başka bir üniversitenin içinde bulunduğu topluma katkısı ve etkisi nasıl ölçülüyor?

Bütün bu olumsuzluklarına rağmen yine de bu sıralamalar bir değer ifade etmektedir.

TÜRKİYE

Bu üniversite sıralamalarından bir tanesini alıp Türkiye’yi değerlendirelim.

2021 yılında, THE (Time Higher Education) dünyadaki üniversiteleri kalite bakımından sıralamıştır (THE, 2021).  Bu sıralamada eğitim puanları toplamı %30, araştırma puanları toplamı %30, araştırma makalesi atıf puanları toplamı %30, uluslararası görünüm %7,5 ve sanayi geliri %2,5 alınmıştır. Böylece toplamda 13 kalemden meydana gelmiş bir puanlama yapılmıştır.

Sıralama listesinde 93 ülkeden 1523 üniversite değerlendirmeye alınmıştır. 2020 verilerine göre ABD’de 3254, Çin 2595, Japonya 1014, Brezilya 1349 ve Türkiye’de 217 üniversite bulunmaktadır. Listede dikkatimizi çeken bir husus İran’ın 730, Suudi Arabistan’ın 70, Yunanistan’ın 71 ve İsrail’in 43 üniversitesi bulunmaktadır. İran’ın 2020 nüfusu 84 milyon olarak tahmin edilmektedir.

Ülkemiz bu kurumun (THE) 2021 yılı dünya üniversite sıralamasında 38. olmuştur. Bu listede İsrail 22, 2020 nüfusu 10 milyon olan komşumuz Yunanistan 30, Suudi Arabistan 31 ve İran 37 inci’ dir. Suudi Arabistan’ın 2020 nüfus ise 35 milyondur.

TTHE tarafından hazırlanan sıralama listesinde, İlk 100’e giren üniversitelerin ülkeleri ve üniversite sayıları Tablo-1’ de gösterilmiştir.

            Tablo-1 Ülkelerin ilk 100’e giren üniversite sayıları

 

Ülke adı

İlk 100’e giren üniversite sayısı

1

ABD

37

2

İngiltere

11

3

Almanya

7

4

Hollanda

7

5

Çin

6

6

Avustralya

6

7

Kanada

5

8

İsviçre

4

9

Fransa

3

10

Hong Kong

3

11

Japonya

2

12

Güney Kore

2

13

Singapur

2

14

Danimarka

1

15

Belçika

1

16

İsveç

1

17

Tayvan

1

18

Finlandiya

1

 

Toplam

100

İlk 100’e giren üniversite sayısında ABD, 37 üniversite ile birinci durumdadır. İlk 100 üniversiteye Almanya’dan 7, Çin’den 6, Hong Kong’dan 3, Güney Kore’den 2, Singapur’dan 2 ve Japonya’dan 2 üniversite girmiştir. Japonya’nın 2019 nüfus sayımına göre nüfusu 126,5 milyondur. Üniversitelerin bütün puanlama verileri ilgili kaynakta mevcuttur ve benzer tablolar üniversiteler için101-200, 201-300,301-400 sıra numaraları için de gösterilebilir.

Türkiye’den ilk 400’e giren üniversite bulunmamaktadır. Hâlbuki Türkiye’de 217 üniversite bulunmaktadır. Bunlardan 2 tanesi 401-500. arasında, 2 tanesi 501-600. arasında, 3 tanesi 601-800. arasında, 4 tanesi 801-1000. üniversiteler içinde, 32 tanesi 1001 ile 1526. sırada yer almıştır. Diğer üniversiteler ilk 1526’e girememiştir. Bu durum bizi son derece üzmektedir.  Türkiye’den hiç değilse ilk 200’e bir-iki üniversite girmeliydi. Son 60 yıldan beri Türkiye üniversiteleri, sıralamalarda gittikçe gerilere düşmektedir. 83 milyon nüfusu ve dünyadaki ekonomisi belli bir seviyede olan Türkiye’de üniversitelerinin bu durumu herkesi düşündürmelidir. Bunun sebeplerinin araştırılması ve çözümlerinin bulunması gerekir.

ULUSLARARASI ÖĞRENCİ SAYILARI

Bir üniversitenin uluslararası öğrenci sayısı, üniversitenin uluslararası gönümü başlığı altında üniversite sıralamalarında genellikle bir ölçü olarak alınmaktadır. Dünyadaki uluslararası öğrenci sayıları yıldan yıla hızlı bir şekilde artmaktadır. Uluslararası öğrencilerin gittikleri ülkeye sadece gelir bakımından değil,  yerli kültürü tanıma ve benimseme ve beyin gücü ve göçü gibi açılardan da önemli katıları vardır. Aslında bu konuda dünyada önemli bir ekonomik ve sosyal pazar oluşmuştur.

Dünyadaki uluslararası öğrenci sayısı 1975 yılında 800 bin iken, 2011 yılında 4,3 milyon olmuştur (Bakınız Şekil-1). Bu sayı 2017 yılında 5,3 milyonu aşmıştır ve yıldan yıla hızla büyümektedir. Türkiye’de 2020 yılında üniversitelerdeki toplam öğrenci sayısı 8 milyona yaklaşırken, uluslararası öğrenci sayısı 200 bine ulaşmıştır.

Şekil-1 Uluslararası Öğrenci sayısının yıllara göre değişimi (1975-2011)

2021 yılına göre en çok yabancı öğrenci okuyan 20 ülke listesi Tablo-2’de verilmiştir. Türkiye, dünyada 10. sırada yer almıştır. Bu tabloya göre Japonya uluslararası öğrenci açısından 8 inci sıradadır.

Bu tablo, aynı zamanda hangi ülke dillerinin bilim dili olduğunun da göstergesidir.

Tablo-2 2021 yılına göre en çok yabancı öğrenci okuyan 20 ülke

Sıra No

Ülke

 

Sıra No

Ülke

1

ABD

 

11

İspanya

2

İngiltere

 

12

Hollanda

3

Kanada

 

13

B. Arap Emir.

4

Çin

 

14

Yeni Zelanda

5

Avustralya

 

15

Hindistan

6

Rusya

 

16

İsveç

7

Fransa

 

17

İtalya

8

Japonya

 

18

Finlandiya

9

Almanya

 

19

Danimarka

10

Türkiye

 

20

Norveç

Türkiye’de eğitimin ana gayesi fertleri iyi insan ve vatandaş olarak yetiştirmek, onlara kaliteli eğitim vererek onların kendilerine, ailelerine, ülkelerine, insanımıza, toprağımıza daha faydalı olmalarını sağlamaktır. Bu husus Türkiyeli öğrenciler için olduğu kadar uluslararası öğrenciler için de geçerlidir.

Türkiye üniversitelerinin eğitim ve özellikle araştırma konularında zayıf oldukları anlaşılmaktadır. Dünyadaki nüfusun yüzde 1’i Türkiye’de yaşadığına göre, 10 yıl içinde dünyadaki ilk 100 üniversite arasına en az 1 tane üniversite yükseltmeyi hedeflemeliyiz.

Üniversite konusunda ve özellikle dil konusunda aşağıda iki ülke örnek olarak verilmiştir.

JAPONYA

Japonya 2000’li yılların başında 30 üniversitesini uluslararası üniversite haline getirmeye karar vermişti. Japonya Yükseköğretim Kurumu ve Eğitim Bakanlığı bir planlama çerçevesinde 7 milyar dolar bütçe ayırarak mevcut üniversitelerden 30 tanesini uluslararası üniversite haline getirmeyi kararlaştırmıştı. Bunun gerekçesi de dillerini ve kültürlerini tanıtmak ve uluslararası öğrenci pazarından daha fazla öğrenci olmak olarak açıklanmıştır. Geliştirilecek bu okullarda her bölüm için bir sınıf Japonca, bir sınıf İngilizce olacak şekilde planlar hazırlanmıştır. Bu üniversitelerin tanıtımı için Mısır- Kahire, Azerbaycan-Bakü, Kazakistan gibi dünyanın 15 yerinde tanıtım büroları açılması için çalışmalara başlanmıştı. Böylece en az 4-5 yıl ülkelerinde kalacak öğrencilere dillerini ve medeniyetlerini tanıtmış ve öğretmiş olacaklardı. Bir de uluslararası bu pazardan pay alacaklardı. Bu programın hedeflerini yaklaşık 10 yılda gerçekleştirdiler. O zaman 700 civarında olan toplam üniversite sayısını da, 2020 yılında 1034’e çıkardılar. Üniversite sıralamasında bu ülke, şu anda dünyada 8. sıradadır.

İSRAİL

2021 Dünya üniversite sıralamasında 22.  olan İsrail ile ilgili bir hatıramı anlatmak istiyorum.

2009 yılında, İsrail’de iki yılda bir yapılan “Uluslararası Su Teknolojileri Kongre ve Fuarı” düzenlenmişti. Ben İTÜ’de çalışıyordum ve kongreye bir bildiri sunmak üzere başvurdum. Cevap gelmedi. Tekrar bir yazı daha yazdım ve katılmak istediğimi belirttim, fakat yine cevap gelmedi. Sonradan öğrendiğime göre bu kongrelere yalnız Musevi ve Hristiyan olanlar katılabilirmiş. Bunun üzerine üçüncü bir yazı yazdım ve üniversitede öğretim üyesi olduğumu ve onun yanında İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) Genel Müdürlüğünde Yönetim Kurulu üyeliği yaptığımı belirttim. İki gün sonra İstanbul İsrail Başkonsolosluğundan görevli bir bayan aradı ve gelip görüşmek istediğini söyledi. Üniversiteye geldi ve kongreye katılabileceğimi bildirdi ve kimlerle katılmak istediğimi sordu. Ben de genel müdürle bir konuşmak gerektiğini söyledim. Bunun üzerine İstanbul’da büyümüş olan ve gayet güzel Türkçe konuşan Konsolos Bey telefonla beni aradı, beni ve Genel Müdür Mevlut Vural’ı Levent’teki bir lokantada öğle yemeğine davet etti. Bayan görevli de yemeğe katılmıştı. Yemekte sohbet ettik ve kongreye İSKİ’den kimler katılacağını belirledik.

Böylece, 15 Kasım 2009 Pazar günü ben, Mevlut Vural ve Daire Başkanı Fahri Kılkış (İTÜ’den eski öğrencim) İsrail’e gittik. Kongreye, fuara ve verilen seminerlere katıldık. Bizi bir hafta ağırladılar, gezdirdiler. Ülkenin tarihi mekânlarını ve güzel yerlerini tanıttılar. Su konusundaki ve diğer konulardaki teknolojilerini mahallerinde gösterdiler. Bu kongreye dünyanın çeşitli yerlerinden bilim insanlarını çağırmışlardı. Bir de kendi su firmalarının dünyanın her tarafındaki temsilcilerini kursa davet etmişlerdi. Bundan maksat onlara yeni teknik bilgileri vermek yanında, onlara Kudüs gibi mukaddes mekânları ziyaret imkânı sağlamak ve onları ağırlamak olduğu anlaşılmaktaydı.

Her akşam bizleri bir salonda yemek için topluyorlar ve her masaya çok iyi İngilizce konuşan genç bayanlar yerleştiriyorlardı. Bu bayanlar çok genç olmalarına rağmen akıcı İngilizce konuşuyordu. Bunun üzerine biz ülkelerindeki eğitimi ve dil durumunu sorduk ve öğrendik.

Kısaca, bütün eğitim kademelerinin hepsinde İbranice dilinde eğitim yapılıyormuş. Yalnız liseden diploma alabilmek için herkesin çok iyi İngilizce konuşması şartmış. Bunu bir sınavla belirledikten sonra lise diploması veriliyormuş. Üniversitede eğitim dili de İbraniceymiş. Fakat her üniversite mezunu bir rapor yazacak kadar İngilizce bilmeden ve bunun sınavın geçmeden diploma alamıyormuş.

Zaten, yukarıda verilen istatistiki bilgilerden İsrail eğitim sisteminin oldukça başarılı olduğu görülmektedir.

SONUÇ

Üniversitelerde eğitim ve dil meselesini düşünmek ve bazı çareler bulmak elzemdir. Yukarıda açıklanan hususlar çerçevesinde şu sonuçlar çıkarılabilir:

  1. Bir üniversitenin kalitesini artırmanın yolu, iyi yetişmiş, araştırma yeteneği olan ve üretken öğretim üyelerini kadrosuna kazandırmaktan geçer.
  2. Türkiye, üniversitelerinin kalitesini yükseltmeyi ve 10 yıl içinde en az 1 üniversitesini dünyadaki ilk 100 üniversite arasına yerleştirmeyi hedeflemelidir.
  3. Eğitim ilkokuldan üniversiteye kadar, hatta doktora payesi alana kadar, bir bütündür; bir bütün olarak planlanmalıdır.
  4. Orta öğretimde öğrencinin dil inceliklerinin farkına varması için bağımsız bir Türkçe Dil Bilgisi dersi okuması gerekir.
  5. Bütün kademelerde eğitim Türkçe olmalı. Ancak Liseden diploma alabilmek için her öğrenci bir yabancı dil (İngilizce ) konuşabildiğini merkezi bir sınavda göstermeli ve kendisine ondan sonra lise diploması verilmeli.
  6. Üniversite eğitimi, Uluslararası bölümlerdeki sınıflar dışında, Türkçe olmalı. Ancak her öğrencinin yabancı dilde (İngilizcede) bir rapor yazacak kadar yabancı dile hâkim olması sağlanmalı ve ondan sonra kendine üniversite diploması verilmeli.
  7. Lisansüstü derslerin bir kısmı yabancı dilde açılabilmelidir.
  8. Şu anda yabancı dille eğitim veren üniversiteler, lisans seviyesinde aynı programlarda Türkçe eğitim veren program da açmalıdır. Bugün YÖK, lisansüstü eğitimde, aynı anabilim dalında, şartlar uygunsa, hem Türkçe hem de yabancı dilde program açmaya izin vermektedir.
  9. Öğretim üyesi olacaklarda çok iyi derecede Türkçe ve çok iyi derecede yabancı dil (İngilizce) bilgisi şartı aranmalıdır.

Bu yazılanları gerçekleştirmek için planlama, altyapı hazırlığı, para ve zaman gerektirir. Bunun için ise bazı pilot tesislerle işe başlanabilir.

Bu çalışmalarla, yeni nesillere daha kaliteli eğitim verilecek; bunun yanında daha kaliteli kitaplar, bilimsel yayınlar yayınlanacaktır. Gençlerimiz ve uluslararası öğrenciler dilimizi ve kültürümüzü daha iyi öğrenecekler. Ayrıca üniversite mezunu gençlerimizin bu toprağa, insanlarına ve kültürüne bağlılığı artacak; kendilerine ve geleceklerine güvenle bakabileceklerdir. Kısaca gençliği,  üniversiteyi ve ülkeyi bu eğitim ve dil çıkmazından çıkarmak için hepimize görev düşüyor.

KAYNAK:

THE, World University Rankings, 2021.

https://www.timeshighereducation.com/world-university-rankings/2021/world-ranking#!/page/0/length/25/sort_by/rank/sort_order/asc/cols/stats


Prof. Dr. Kamil Kaygusuz
12.02.2021 22:38:57
Sayın Hocamızın Türk Üniversitelerinin durumuna şaşırmasına bende şaşırdım. Niyemi; Atalarımız ne güzel söylemiş "Tarlada İzi Olmayanın Harmanda Yüzü Olmaz" diye. Türkiyede bilimin, bilim adamının bir değeri varmı. En küçük ilçenin belediye başkanı bir üniversitenin en iyi bilim adamı Profesörden 10 kat daha değerli. Belediye başkanını bırak, bir mahalle muhtarı bile daha değerli siyasetçilerimiz indinde. Çünkü partiye oy devşiriyor. Üniversitenin başına ilim adamını değilde hazirolda duran kişileri Rektör olarak seçiyoruz. Sonuç ortada.... Bu güzel ve anlamlı yazısından dolayı Hocamızı kutlarım.