Ülkelerin Bilim ve Teknoloji Politikaları

Ülkelerin Bilim ve Teknoloji Politikaları

Çaykaralı hemşehrimiz Prof.Dr.Necati Ağıralioğlu'nun kaleme aldığı,"ÜLKELERİN BİLİM VE TEKNOLOJİ POLİTİKALARI" adlı makalesini siz değerli okurlarımızla paylaşıyoruz.

GİRİŞ
Bu yazıda, bazı ülkelerin bilim ve teknoloji politikaları (planlamaları) değerlendirilecek ve Türkiye’de başarılı bir bilim ve teknoloji planlamasından elde edilebilecek sonuçlar ele alınacaktır.  Bilim kültürün bir parçasıdır. Kültür, dil tarih gibi, bir toplum veya insan grubu içindeki inançların, davranışların, değerlerin ve bilginin bütününü kapsayan geniş bir terimdir. Kültür, insanların toplum üzerindeki etkisinden kaynaklanır ve toplum normlarının gelişmesine yardımcı olur. Bilim kültürün bir parçasıdır çünkü hem bilim hem de kültür birbirini etkiler. Bilim ve teknolojideki yenilikler, toplumun uyum sağlaması gereken bir kültür değişimini zorunlu kılarken, kültür de bilim topluluğunun yapısını ve bilimdeki ilerlemenin odak noktalarını etkiler. Bugün pek çok ülke vatandaşlarının en önemli meselesi ulusal planlamalardır. 

Tablo-1’de 2026 yılının dünyadaki en değerli 5 şirket gösterilmiştir. Bunların 5’inin de teknoloji şirketleri oldukları görülmektedir. Zirvede, yapay zekâ ve çip teknolojilerindeki küresel liderliğiyle NVIDIA yer aldı. Şirket, 4,60 trilyon dolarlık piyasa değeriyle dünyanın en değerli şirketi konumuna yükseldi. Onu Apple ve Alphabet, Microsoft, Amazon gibi teknoloji şirketleri takip etti.

Tablo-1: 2026 Yılında Dünyanın En Değerli 5 Şirketi
ŞirketDeğeri
NVIDIA4,60 trilyon dolar
Apple4,05 trilyon dolar
Alphabet (Google)3,80 trilyon dolar
Microsoft3,55 trilyon dolar
Amazon2,45 trilyon dolar

Bilim ve teknoloji çalışmaları, Araştırma-Geliştirme (Ar-Ge) olarak da anılmaktadır.
Araştırma ve Geliştirme (Ar-Ge) tanımı üç ana faaliyet alanını kapsar:
1. Temel araştırma: Temel Bilimler sahasında bilgi üretimi.
2. Uygulamalı araştırma: Özel bir problemi çözmek için yürütülen inceleme.
3. Deney çalışması: Deney yaparak mevcut bilgi, malzeme ve yöntemlerle yenilikçi ürün, süreç veya hizmete dönüştürme.

İNGİLTERE’DE YAPILAN PLANLAMALAR

Yaklaşık 176O’larda İngiltere’de başlayan sanayi devrimi 1820-1840 yılları arasında Avrupa kıtasına ve Amerika Birleşik Devletlerine yayıldı. İngiltere’de hazırlanan bilim politika tarihi raporunda (BASP,2019), son 100 yılda İngiliz bilim politikasındaki gelişmelerin tarihi incelenmiştir.
Bu rapora göre, bilim politikası ve sanayi stratejisi arasındaki bağıntı, İngiltere Hükümetinin 2017'de Sanayi Stratejisi'ni yayınlamasıyla giderek daha önemli hale gelmiştir. İngiliz bilim politikası, 2. Dünya Savaşından sonra Tekno- Milliyetçilik çağı ve Serbest Piyasa çağı diye ikiye ayrılabilir.
Sanayi (özel sektör), 1980'lerden beri İngiltere'de Ar-Ge'nin yapıldığı en büyük sektör olarak büyümeye devam ederken, aynı zamanda 1980'lerden bu yana Ar-Ge'nin en büyük finansörü haline de gelmiştir. Şu anda diğer bütün sektörlerin toplamından daha fazla fon sağlamaktadır. Yükseköğretimdeki Ar-Ge performansı da özellikle 1998'den beri artış gösterirken, devlet tarafından yapılan Ar-Ge’ler azalmıştır. İngiltere’de sektörlerin 2016 yılında yaptığı Ar-Ge harcamaları Tablo-2’de verilmiştir.

Tablo-2: İngiltere’de 2016 Yılında Sektörlerin Ar-Ge Harcamaları (Milyon Sterlin, £)

Ar-Ge Finans Sektörü Devlet Araştırma Konseyleri Yüksek Öğretim Özel İşletmeler Kar Amacı Gütmeyen Özel Kuruluşlar Toplam Yurtdışı 
Devlet 11361374831730983584542
Araştırma Konseyleri 47554210751972910292
Yüksek Öğretim Finansman Konseyleri 22072207
Yüksek Öğretim 217299131449
Özel İşletmeler 15253501674218171506658
Kar Amacı Gütmeyen Özel Kuruluşlar 134212421881701655
Yurtdışı 1226013463560855173
Toplam 1335835803422225699331287492

Tablodan görüldüğü gibi İngiltere’nin 2016 yılındaki toplam Ar-Ge harcamaları 33,1 trilyon sterlindir. Bu miktarın yüzde 67’si özel şirket harcamaları, yüzde 24’ü Yüksek Öğrenim harcamalarıdır. Devlet ve araştırma konseylerinin pay yüzde 7, kar amacı gütmeyen özel kuruluşların payı %2’dir.


ABD’DE BİLİM VE TEKNOLOJİ

Anayasa

1776 yılında kurulmuş olan Amerika Birleşik Devletlerinin ilk Anayasası, 11 yıl sonra 1787 yılında kabul edilmiş. Bu anayasanın kendisi, bilimsel yaratıcılığı teşvik etme isteğini yansıtmaktadır. ABD Kongresi'ne "yazarlara ve mucitlere, ilgili yazıları ve keşifleri üzerinde sınırlı süreler için münhasır hak tanıyarak bilimin ve faydalı sanatların ilerlemesini teşvik etme" yetkisini vermektedir. Bu madde, orijinal sanat ve teknoloji yaratıcılarının hükümet tarafından verilen bir tekel elde edeceği ve bu tekelin sınırlı bir süre sonra tüm vatandaşlara serbest hale gelerek kamu alanını zenginleştireceği ABD patent ve telif hakkı sistemlerinin temelini oluşturmuştur.

Erken Amerikan Bilimi

Amerika Birleşik Devletleri, tarihinin ilk on yıllarında, Avrupa'dan nispeten kopuk ve oldukça yoksul bir ülkeydi. Bu dönemde, Amerika'nın bilim altyapısı, Avrupa'daki uzun süredir kurulmuş toplumlar, enstitüler ve üniversitelerle karşılaştırıldığında, hala oldukça ilkeldi.
Amerika'nın kurucu başkanlarından sekizi, bilimi çok teşvik eden insanalardı. Mesela, Benjamin Franklin, bizzat elektrik hakkındaki insan anlayışını derinleştiren bir dizi deney yaptı.

Bilim (Beyin) göçü

Amerikan siyasi liderlerinin bilgiye olan coşkusu, diğer ülkelerden gelen bilim insanlarının sıcak bir şekilde karşılanmasını sağlamaya da yardımcı oldu. Dikkat çekici ilk göçmenlerden biri, muhalif siyasi görüşleri nedeniyle 1794’te anavatanından sürülen ve ABD’ye göç eden İngiliz kimyager Joseph Priestley idi.  1872'de İskoçya'dan Kanada üzerinden gelen Alexander Graham Bell, telefonu ve ilgili icatları geliştirip patentini aldı. Nikola Tesla, 1884'te Avusturya-Macaristan'dan Amerika Birleşik Devletleri'ne gitti.
1889'da Almanya'dan gelen Charles Proteus Steinmetz, “General Electric” Şirketi'nde yeni alternatif akım elektrik sistemleri geliştirdi. 1919'da Rusya'dan Amerika'ya gelen göçmen Vladimir Zworykin, x-ışınları ve katot ışın tüpleri hakkındaki bilgisiyle geldi. 1900'lerin başlarına kadar Avrupa, özellikle İngiltere ve Almanya'da bilimsel araştırmaların merkezi olmaya devam etti. 1920'lerden itibaren, II. Dünya Savaşı'nın ayak sesleri, Avrupa'da aralıklı ancak istikrarlı bir bilim göçünü veya "beyin göçünü" tetikledi. Bu göçmenlerin çoğu, özellikle Almanya ve İtalya'da antisemitizmin sonuçlarından korkan Yahudi bilim insanlarıydı ve Amerika Birleşik Devletleri'nde sığınak aradılar. Göçen ilklerden biri 1933'te Albert Einstein'dı(Anştayn). Onun teşvikiyle ve çoğu zaman desteğiyle, daha önce dünyanın en iyisi olan Almanya'nın teorik fizik topluluğunun önemli bir kısmı Amerika Birleşik Devletleri'ne gitti. Enrico Fermi (Türkiye’de de kaldı), 1938'de İtalya'dan geldi ve dünyanın ilk kendi kendini sürdüren nükleer zincirleme reaksiyonunu üreten çalışmaya öncülük etti. Niels Bohr, Victor Weisskopf, Otto Stern ve Eugene Wigner dâhil olmak üzere birçok önemli bilim insanı da aynı göç dalgası sırasında ABD'ye taşındı. Birçok fizikçi de “Hidrojen bombasının babası" olarak bilinen Macar Edward Teller ve Alman Nobel ödüllü Hans Bethe gibi Avrupalı göçmenlerdi. II. Dünya Savaşı sona erdiğinde, ABD Başkanı Harry S. Truman, Stratejik Hizmetler Ofisi, Ortak İstihbarat Hedefleri Ajansı (JIOA) altında yürütülen Paperclip Operasyonunu (programını) başlattı. Bu programın 1990'da sona ermesine kadar, Paperclip Operasyonunun çeşitli meslek ve disiplinlerde 1600'den fazla çalışanı işe aldığı söyleniyor. Almanya’dan Amerika’ya giden von Braun 1960'ların ortalarından sonlarına doğru NASA için geliştirdiği Saturn V roketi, 1969'daki Apollo 11 göreviyle Ay'a ilk insanlı inişi sağladı. Yurtdışından gelen teknoloji akışı, özellikle 19. yüzyılın sonlarında, Amerika Birleşik Devletleri'nin gelişiminde önemli bir rol oynamıştır. 

Uygulamalı Bilimler

19. yüzyılda İngiltere, Fransa ve Almanya, bilim ve matematikteki yeni fikirlerin ön saflarındaydı. Daha sonra Amerika’da önemli icatlar yapıldı. Büyük Amerikalı mucitler arasında Robert Fulton (buharlı gemi); Samuel Morse (telgraf); Eli Whitney (pamuk çırçırı); Cyrus McCormick (biçer) ve adına binden fazla icat atfedilen Thomas Alva Edison yer almaktadır. Araştırma laboratuvarı fonografı, ilk uzun ömürlü ampulü ve ilk kullanılabilir film kamerasını geliştirdi. Edison her zaman bilimsel bir uygulamayı ilk geliştiren kişi olmasa da, bir fikri pratik bir sonuca ulaştıran kişi genellikle oydu. 1890’larda Wilbur ve Orville Wright kardeşler, Alman planör (motorsuz hava aracı) deneylerine dair anlatımlardan büyülenerek uçuş prensipleri üzerine kendi araştırmalarına başladılar. Ransom E. Olds (Oldsmobile) ve Henry Ford (Ford Motor Şirketi) otomobil şirketleri, 20. yüzyılın başlarında montaj hattını yaygın bir üne kavuşturdu. 1947’de, Bell Laboratuvarları'ndan John Bardeen, William Shockley ve Walter Brattain, modern elektronik cihazların neredeyse tamamında kilit bir bileşen olan transistörü icat etmek için son derece gelişmiş kuantum fiziği prensiplerinden yararlandılar. Bu da mikroişlemcilerin, yazılımların, kişisel bilgisayarların ve internetin gelişimine yol açtı. Amerika'nın geçmişteki ve günümüzdeki uygulamalı bilimlerdeki üstünlüğünün bir kısmı, 2009'da 401,6 milyar dolar olan ve Çin'in 154,1 milyar dolarının iki katından fazla ve Avrupa Birliği'nin 297,9 milyar dolarının %25'inden fazla olan devasa araştırma ve geliştirme bütçesinden kaynaklanmaktadır.

Atom Çağı ve “Büyük Bilim”

1938'de Alman fizikçilerin bir uranyum çekirdeğini parçalamasının ardından, birçok bilim insanı nükleer zincirleme reaksiyonunun mümkün ve olası olduğu sonucuna vardı. Ağustos 1945'te Japonya'ya karşı kullanılan atom bombası, kitle imha silahları konusunda endişelerin yaşandığı ve Soğuk Savaş'tan günümüzdeki nükleer silahların yayılmasını önleme çabalarına kadar süren Atom Çağı'nı başlattı. Bununla birlikte, Atom Çağı, nükleer enerji ve nükleer tıp alanındaki ilerlemeler gibi nükleer enerjinin barışçıl kullanımlarıyla da karakterize edilmiştir. Amerika Birleşik Devletleri'ndeki ilk ticari nükleer santral 1956 yılında Illinois'de faaliyete geçti. 1979'da Pennsylvania'daki Three Mile Island'da meydana gelen bir kaza, birçok Amerikalıyı nükleer enerjiye karşı çevirdi. Fakat şu anda nükleer araştırmalara devam edilmektedir.

Telekom ve teknoloji

Silikon Vadisi'ndeki SRI International ve Xerox PARC, kişisel bilgisayar endüstrisinin doğmasına yardımcı olurken, ARPA ve NASA (National Aeronautics and Space Administration, Türkçe: Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi), ARPANET ve İnternet'in geliştirilmesini finanse etmiştir.
1960'larda, International Business Machines (IBM) iş bilişimine hakim oldu. IBM, ilk kapsamlı bilgisayar ailesini (System/360) piyasaya sürerek endüstride devrim yarattı. Bu durum, rakiplerinin çoğunun ya birleşmesine ya da iflas etmesine sebep olarak IBM'i daha da baskın bir konuma getirdi. IBM, 1971'de piyasaya sürülen disket, süpermarket kasa ürünleri ve 1973'te piyasaya sürülen, günümüzün Otomatik Para Çekme Makinelerinin erken bir biçimi olan IBM 3614 Tüketici İşlem Tesisi gibi birçok icadıyla bilinir. 1983 yılında DynaTAC 8000x, piyasaya sürülen ilk el tipi mobil telefon oldu. 1983'ten 2014'e kadar dünya çapında mobil telefon abonelikleri yedi milyarı aştı; bu da Dünya üzerindeki her insana bir tane sağlamaya yetecek kadardı.

Uzay Çağı

2. Dünya savaşında, üstün füze kabiliyeti için rekabet, Amerika Birleşik Devletleri ve Sovyetler Birliği arasında Uzay yarışına yol açtı. Amerikalı Robert Goddard, roket itme sistemleriyle deney yapan ilk bilim insanlarından biriydi. Son yıllarda, Goddard'ın roketleri yaklaşık iki kilometreye varan mütevazı yüksekliklere ulaştı ve roketçiliğe olan ilgi Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere, Almanya ve Sovyetler Birliği'nde arttı. İkinci Dünya Savaşı sırasında, Müttefik kuvvetler ilerlerken, hem Amerikan hem de Rus kuvvetleri, ülkeleri için ganimet olarak ele geçirilebilecek en iyi Alman bilim insanlarını aradılar. 1957'de Sovyetler Birliği ilk uydu olan Sputnik 1'i fırlattı ve Amerika Birleşik Devletleri 1958'de Explorer 1 ile bunu takip etti. İlk insanlı uzay uçuşları 1961'in başlarında, önce Sovyet kozmonot Yuri Gagarin ve ardından Amerikalı astronot Alan Shepard tarafından gerçekleştirildi. Amerikan uzay programı sayesinde, Apollo 11 Ay'a indirildi. Amerika Birleşik Devletleri ayrıca dünyanın en önde gelen uydu navigasyon sistemi olan Küresel Konumlandırma Sistemi'ni (GPS) geliştirdi. 20 Nisan 2021'de MOXIE, katı oksit elektrolizi kullanarak Mars atmosferindeki karbondioksitten oksijen üretti. 

Tıp ve sağlık hizmetleri

Fizik ve kimyada olduğu gibi, II. Dünya Savaşı'ndan beri fizyoloji veya tıp alanındaki Nobel Ödülü'nde de Amerikalılar baskın konumdadır. Amerika Birleşik Devletleri'nde biyomedikal araştırmaların odak noktası özel sektör olmuş ve bu başarıda önemli bir rol oynamıştır. Tanınmış Amerikalı virolog Maurice Hilleman, 40'tan fazla aşı geliştirmesiyle tıp alanında önemli bir rekor kırmıştır. 1957'de Guizhou'da ortaya çıkan Asya gribine ve 1968'de Hong Kong gribine karşı ve diğer bazı hastalıklara karşı aşılar geliştirmiştir. 2000 yılı itibariyle, kâr amacı güden endüstri %57, Howard Hughes Tıp Enstitüsü gibi kâr amacı gütmeyen özel kuruluşlar %7 ve vergiyle finanse edilen Ulusal Sağlık Enstitüleri (NIH) Amerika Birleşik Devletleri'ndeki tıbbi araştırmaların %36'sını finanse ediyordu. Ancak 2003 yılına gelindiğinde, NIH tıbbi araştırma fonlamasının yalnızca %28'ini finanse ediyordu; özel endüstri tarafından sağlanan fonlama 1994'ten 2003'e kadar %102 arttı. NIH'in yardımıyla moleküler genetik ve genomik araştırmalar biyomedikal bilimde devrim yarattı. 1980'ler ve 1990'larda araştırmacılar insanlarda gen terapisinin ilk denemesini gerçekleştirdiler ve şimdi insan genomundaki birçok genin yerini belirleyebiliyor, tanımlayabiliyor ve işlevini açıklayabiliyorlar. Üniversiteler, hastaneler ve şirketler tarafından yürütülen araştırmalar da hastalıkların teşhis ve tedavisinde iyileşmeye katkıda bulunuyor. Örneğin, NIH, Edinilmiş Bağışıklık Yetmezliği Sendromu (AIDS) üzerine temel araştırmaları finanse etti, ancak hastalığı tedavi etmek için kullanılan ilaçların çoğu Amerikan ilaç endüstrisinin laboratuvarlarından çıktı; bu ilaçlar ülke genelindeki araştırma merkezlerinde test ediliyor.

BAZI ÜLKELERİN AR-GE HARCAMALARININ KARŞILAŞTIRILMASI

Bazı ülkelerin Araştırma- Geliştirme (Ar-Ge) harcamaları 2023 yılı için Tablo-3’te gösterilmiştir. İsrail, 2023 yılında araştırma ve geliştirmeye (Ar-Ge) 28,3 milyar dolar harcayarak GSYİH'nin (Gayri Safi Yurt İçi Hasıla) %6,3'üne ulaştı; bu oran OECD ortalamasının iki katından fazladır. OECD’nin 2021 yılı itibarı ile 37 üye ülkesi mevcuttur.
Güney Kore, çoğunlukla özel sektör finansmanıyla desteklenen %5'lik Ar-Ge yoğunluğuyla ikinci sırada yer alıyor. Türkiye, oranı 1,4 ile dünyada 31. Sıradadır.
Bu arada, ABD, GSYİH'nin %3,4'ünü Ar-Ge'ye harcayarak 823,4 milyar dolara ulaştı ve bu da dünyadaki en yüksek seviye oldu. Dünyada, araştırma ve geliştirme (Ar-Ge) harcamaları 2023 yılında 2,8 trilyon dolara ulaştı; bu rakam, enflasyona göre düzeltildiğinde, yüzyılın başından bu yana 1 trilyon dolardan artış gösterdi. Genel olarak, bu harcamanın %46'sı Asya ekonomilerinden, %29'u Kuzey Amerika'dan ve %21'i Avrupa'dan geldi. Yenilikçiliğin kritik bir itici gücü olan Ar-Ge yatırımı, savunma ve sağlık hizmetlerinden teknoloji ve yeşil enerjiye kadar sayısız sektörü şekillendiriyor.

Tablo-3: Bazı Ülkelerin oran olarak Ar-Ge Harcamaları, 2023

Ülke  (GSYİH'nin %'si olarak) Ar-Ge Harcamaları, 2023 Ülke  

(GSYİH'nin %'si olarak) Ar-Ge Harcamaları, 

2023  

Ülke  

(GSYİH'nin %'si olarak) Ar-Ge Harcamaları, 

2023  

Ülke  

(GSYİH'nin %'si olarak) Ar-Ge Harcamaları, 

2023  

1. İsrail 6.3  11. Finlandiya 3.1  21. Estonya 1.8  31. Türkiye 1.4  
2. Güney Kore 5.0  12. Danimarka 3.0  22. Çekya 1.8  32. Hırvatistan 1.4  
3. Tayvan 4.0  13. İngiltere 2.8  23. Kanada 1.8  33. Macaristan 1.4  
4. İsveç 3.6  14. İzlanda 2.7  24. Portekiz 1.7  34. İtalya 1.3  
5. ABD 3.4  15. Çin 2.6  25. Avustralya 1.7  35. Litvanya 1.0  
6. Japonya 3.4  16. Hollanda 2.2  26. İrlanda 1.6  36. Slovakya 1.0  
7. Belçika 3.3  17. Fransa 2.2  27. Polonya 1.6  37. Lüksemburg 1.0  
8. İsviçre 3.3  18. Slovenya 2.1  28. İspanya 1.5  38. Letonya 0.8  
9. Avusturya 3.3  19. Norveç 1.9  29. Yunanistan 1.5  39. Bulgaristan 0.8  
10. Almanya 3.1  20. Singapur 1.8  30. Yeni Zelanda 1.5  40. Güney Afrika 0.6  

Dünya Çapında yapılan Ar-Ge yatırımları her yıl değerlendirilmektedir. Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Teşkilatına (UNESCO) göre küresel Ar-Ge harcaması 2024 itibarıyla 1,7 trilyon ABD dolarını aştı. En çok Araştırma- Geliştirme yapan ilk 5 ülke, harcamaları dolar cinsinden ve harcamalarının GSYİH oranları Tablo-4’te gösterilmiştir. En çok harcama ABD yapmakta, en yüksek oranda harcamayı ise Güney Kore gerçekleştirmiştir. Bu harcamanın %80’i yalnızca on ülke tarafından gerçekleştiriliyor. OECD verileri, 2024 sonunda ABD’nin 850 milyar USD, Çin’in 500 milyar USD ve Japonya’nın 175 milyar USD düzeyinde harcama yaptığını gösteriyor.

Tablo-4: 2024 Yılında En Çok Ar-Ge Harcaması Yapan Ülkeler ve Harcamaları (Dolar)

    
SıraÜlkeAr-Ge Harcaması (2024, USD)GSYH’ye Oran
1ABD850 Milyar3,40%
2Çin500 Milyar2,60%
3Japonya175 Milyar3,30%
4Almanya155 Milyar3,20%
5Güney Kore110 Milyar4,80%

Ülkelerin Araştırma- Geliştirme harcamaları, onların özel şirketleri tarafından giderek artmaktadır.

DÜNYADA AR-GE EĞİLİMLERİ (2026-2030)

2026-2030 arasında dünyadaki Ar-Ge çalışmalarının gelişme yönü (eğilimi) Tablo- 5’te gösterilmiştir. Bunların etki alanı ilaç keşfi, malzeme bilimi, havacılık, medikal cihaz, hidrojen batarya, karbon yakalama genomik ve kuantum olarak öngörülmektedir.

Tablo-5: 2026-2300 Yılları İçin Ar-Ge Eğilimleri

EğilimEtki Alanı
Yapay Zekâ Destekli Laboratuvarlarİlaç keşfi, malzeme bilimi
Dijital İkiz ve SimülasyonHavacılık, medikal cihaz
Yeşil Ar-GeHidrojen, batarya, karbon yakalama
Açık Ar-Ge KonsorsiyumlarıGenomik, kuantum
Ar-Ge ServisleriKOBİ’ler

NOBEL ÖDÜLLERİ
2025 yılı itibarıyla dünyadaki Nobel Ödülü alan ülkelerin nobel sayıları Şekil-1’de gösterilmiştir. 2025 yılına göre 428 Nobel Ödülünü ABD, 145’ini İngiltere ve 116’sını Almanya kazanmıştır. Fransa ise 79 ödülle 4. sırada yer almaktadır. Bu tablo da bilim ve teknoloji yarışında önde olan ülkeleri açıkça göstermektedir. 2025 yılına kadar 1026 Nobel ödülü verilmiş, bunlardan 3 tanesi Türkiyedendir.Bunlar Orhan Pamuk (2006),Aziz Sancar (2015) ve Daron Acemoğlu (2024)’dur.

                                               Şekil-1: Ülkelerin Kazandıkları Nobel Ödülü Sayıları

TÜRKİYE’DE BİLİM VE TEKNOLOJİ
Bu konuya girerken bir hatıramı aktarayım. 1978 yılında ABD’de doktora sonrası çalışmalar yaparken ailece akşam yemeğine davet edildiğimiz meşhur Matematik (İstatistik) profesörü Dr. Sıddıqi’nin evinde sohbet ederken onun lisede okuyan oğlu Yusuf’un başka bir odada ders çalıştığını ve çok başarılı olduğunu babası söyleyince, Yusuf’un üniversitede hangi mesleği seçeceğini sordum. Babası “Fizik bilim” dalını seçeceğini söyledi. Ben hayret ederek o zaman Türkiye’de tercih edilen mühendislik ve doktorluğun niçin olmadığını sordum. Babası, “Burada en önemli meslekler fizik, kimya, matematik gibi temel bilim dallarıdır”, demişti. Türkiye’de, bir ailenin başarılı ve yetenekli bir çocuğunun bilim adamı olmasını istediğini hiç duymadım. Böyle bir kültür, maalesef bizde yok. Çocukluğumda, sadece bazı anne veya büyükannelerin çocuklarının hafız veya din âlimi olmalarını çok istediklerini hatırlıyorum. Yüce Kur’an’da, insanların kâinatı tefekkür etmesi 137 defa geçer. Peygamberimiz, “İlim Çin’de de olsa gidip alınız” demiştir. Toplum olarak kâinatı anlamayla ve ilimle ne kadar ilgiliyiz? Halbuki son 500 yılda Batı dünyasında pek çok ruhbanın (Din alimi) çeşitli bilim ve teknik dallarda önemli buluşlar yaptıkları bilinmektedir.

Türkiye’de Ar-Ge çalışmaları

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2023 araştırmasına göre Türkiye’nin toplam Ar-Ge harcaması 377,5 milyar TL (yaklaşık 14,1 milyar USD) ve GSYH’ye oranı %1,43 olarak kaydedilmiştir. 2023 yılı için Tablo-6’da Türkiye ve OECD ülkelerinin Ar-Ge harcamaları ve özel sektör payları gösterilmiştir. Bu oran 2015’te %1,06 seviyesindeydi; dokuz yılda düzenli artış gözlense de OECD ortalaması %2,7’nin altındadır. Türkiye’nin Ar-Ge araştırmalarında güçlü yönleri 1. savunma sanayii, 2. Sağlık teknolojileri olarak ön plana çıkmaktadır.

Tablo-6: 2023 Yılı Türkiye ve OECD Ülkeleri Ar-Ge Harcamaları

GöstergeTürkiye (2023)OECD Ort.
Ar-Ge/GDP1,43%2,70%
Araştırmacı Sayısı (tam zamanlı eşdeğer)232 000
Özel Sektör Payı63%72%

DÜNYADAKİ EN İYİ 100 ÜNİVERSİTE
2000’den fazla üniversite incelenmiş ve 2026 sıralamalarında ilk 100’e giren en iyi üniversitelerin ülkelere göre sayıları Tablo-7’de gösterilmiştir. 2026 yılına göre 22 ülkenin ilk 100 üniversitede üniversitesi bulunmaktadır. Listeye göre ABD 24, İngiltere 17, Avustralya 9 üniversite ilk üç sırayı almışlardır. 4. ve 5. Sıralara Çin ve Almanya yerleşmiştir. Suudi Arabistan’ın ilk 100 içine 1 üniversite sokması dikkat çekicidir. 100 üniversitenin 29’u Amerika, 37’si Avrupa, 25’i Asya ve 9’u Okyanusya kıtalarındadır.
Tablodan anlaşılacağı üzere Türkiye’deki 209 üniversiteden hiçbiri ilk 100 üniversite arasına girememiştir.

 Tablo-7: “QS Üniversite 2026” Sıralamasında Ülkelerin İlk 100’e Giren Üniversite Sayıları

NoÜlkeKıtaÜlkelerin ilk 100 İçindeki Üniversite Sayısı
1ABDAmerika24
2İngiltereAvrupa17
3AvustralyaOkyanusya9
4ÇinAsya7
5AlmanyaAvrupa5
6Hong KongAsya5
7KanadaAmerika4
8FransaAvrupa4
9JaponyaAsya4
10Güney KoreAsya3
11İsviçreAvrupa3
12İsveçAvrupa3
13SingapurAsya2
14HollandaAvrupa2
15MalezyaAsya1
16BelçikaAvrupa1
17TaiwanAsya1
18Yeni ZelandaAsya1
19Suudi ArabistanAsya1
20İrlandaAvrupa1
21ArjantinAmerika1
22İtalyaAvrupa1
 Toplam 100

Türkiye’de özel şirketler, vakıflar, dernekler Ar-Ge çalışmalarına daha fazla mali kaynak ve insan ayırmalıdır. Yetenek insanların Türkiye’de Ar -Ge çalışmalarına yönelmesi teşvik edilmeli. Ayrıca devlet ve vakıf üniversitelerinde, BAP (Bilimsel Araştırma Projeleri) projelerine daha fazla kaynak sağlanmalı ve yetenekli araştırma ve bilim insanlarının Türkiye’de çalışma yapmaları teşvik edilmelidir.

SONUÇ
Türkiye’de yapılacak başarılı bilim ve teknoloji düzenlemeleri ve planlamalarından aşağıdaki sonuçlar elde edilebilir.
- Vatandaşların çoğu Türkiye’de iş bulur; işsizlik oranı azalır.
- Teknolojideki gelişmeler ihracatı, ihracat ise ekonominin gelişmesini hızlandırır.
- Bilim ve teknikte Türkiye, dünyada ilk 10. Sıralarda yer alabilir.
- 209 üniversiteden en az 2-3 tanesi dünyadaki ilk 100 üniversite arasına girebilir.
- Yabancı dil öğrenmek bilim ve teknoloji için hatta sosyal ve kültürel kalkınma için zorunlu olmaktan çıkar.
- Yetenekli ve çalışkan insanlar bilim ve teknolojiye yönlendirilirse dışa doğru olan beyin göçü durur, hatta dıştan içe göçler hızlanabilir.
- Orta öğretimdeki yetenekli öğrenciler, sömürgeci gelişmiş ülkeler tarafından devşirilip o ülkelere hizmet etmeğe zorlanmaktan kurtarılabilir.
- Daha fazla uluslararası öğrenci eğitim için Türkiye’yi tercih edilebilir.
Sonuç olarak, 21. Yüzyılda Türkiye, bilim ve teknolojide planlı politikalarla ilerleyerek ekonomik, siyasi ve kültürel bağımsızlığını garantiler ve yüksek bir medeniyet seviyesine ulaşabilir.

KAYNAKLAR
BASP (The British Academy Strategic Plan, 2018-2022). (2019). Lessons from the History of UK Science Policy, 83 s.
OECD Bilim, Teknoloji ve Ar-Ge İstatistikleri: Ana Bilim ve Teknoloji Göstergeleri. (2018). https://data.oecd.org/rd/grossdomestic-spending-on-r-d.htm
Tarımcı, Ç., Koçak. M. Ç. Ve Mutlu, S. (1986). “Bilimsel ve Teknik Çalışmaların Ölçülmesi (Frascati El Kitabı 1980), Değişim Yayınları.
OECD (Organisation for Economic Co-operation and Development), Frascati Manual. (2015).: Guidelines for Collecting and Reporting Data on Research and Experimental Development: The measurement of scientific, technological and innovation activities, 7. Baskı, 2015, ISBN: 9264238808, 9789264238800.



İlginizi Çekebilir