İki dağın arasına sıkışmış, gökyüzüne biraz daha yakın bir masal gibidir Uzungöl… Çaykara ilçesine bağlı bu eşsiz doğa parçası, Soğanlı ve Kaçkar Dağları’nın kucaklaştığı noktada, deniz seviyesinden yaklaşık 1100 metre yüksekte insanın içini ferahlatan bir huzur sunar. Rivayete göre 1610–1620 yılları arasında, dağ yamaçlarından kopup düşen kayaların Haldızen Deresi’nin önünü kapatmasıyla oluşmuştur bu göl. Yani Uzungöl, tabiatın sabırla yazdığı bir kaderin sonucudur. Etrafını saran yemyeşil ormanları, sisle örtülen tepeleri ve dingin sularında yankılanan sessizliğiyle Uzungöl, yalnızca bir turizm destinasyonu değil; insan ruhuna iyi gelen bir sığınaktır. Yukarılarında, Demirkapı (Haldızen) Köyü’nün yüksek kesimlerinde yer alan Yedigöller bölgesi ve yaylalar ise doğayla bütünleşmenin en saf hâlini sunar. Bu yüzden olsa gerek, Orman Bakanlığı 1989 yılında burayı Tabiat Parkı ilan etmiş, Kültür ve Turizm Bakanlığı ise Uzungöl’ü Turizm Merkezi olarak belirlemiştir. Uzungöl’ün engebeli arazisi ve sık ormanları, yalnızca görsel bir şölen değil; aynı zamanda zengin bir yaban hayatının da evidir. Ayıdan kurda, yaban keçisinden tilkiye, Kafkas dağ horozuna kadar pek çok canlı bu dağlarda yaşam sürer. İşte bu doğal zenginlik sebebiyle 7 Ocak 2004 tarihinde Uzungöl, Özel Çevre Koruma Bölgesi ilan edilmiştir.
UZUNGÖL: Masal mı, İhmal mi?
Ne var ki, kâğıt üzerindeki bu koruma kararları, sahadaki gerçeklerle ne yazık ki örtüşmemiştir. Turizm merkezi ilan edilen fakat yıllarca imar planı bulunmayan Uzungöl, adeta sahipsiz bırakılmıştır. 2008–2014 yılları arasında hazırlanan imar planları iptal edilmiş; 2018’de çıkarılan imar barışıyla ise daha önce kaçak yapılan yapılar affedilerek doğanın tahribatının önü açılmıştır. Koruma Amaçlı İmar Planı’na açılan davalar sonucu planların birer birer iptal edilmesi, Uzungöl’ü plansızlığın pençesine itmiştir. Bugün Uzungöl’ün siluetini bozan beton yapılar, daracık sokaklar, alternatif yolları olmayan bir trafik keşmekeşi ve yetersiz park alanları bu ihmallerin acı sonucudur. Özellikle yaz aylarında milyonlarca turistin akın ettiği bu cennet köşede, temizlik sorunu hâlâ çözülebilmiş değildir. Trabzon Büyükşehir Belediyesi ve Çaykara Belediyesi’nin çabaları ise, bana göre, bu yükün altında yetersiz kalmaktadır. Oysa Uzungöl, yalnızca bir bölgenin değil, ülkemizin en önemli turizm merkezlerinden biridir. Çaykara yöresine sağladığı ekonomik katkı tartışmasızdır. Buna rağmen, yılda milyonlarca aracın kullandığı Of–Çaykara turizm yolunun 15 yıldır bitirilememiş olması, üzerinde düşünülmesi gereken ciddi bir sorundur. Böyle bir yol, böyle bir turizm merkezine yakışmamaktadır. Uzungöl’ü korumak; sadece devletin ya da belediyelerin değil, hepimizin görevidir. Doğayı korumak başta bizler olmak üzere tüm kurumların ortak sorumluluğu olmalıdır. Ancak bunun için önce birlik gerekir. Bana göre, Uzungöl halkı bu konuda yeterince birlik ve beraberlik içinde değildir ve bu durum Uzungöl’e büyük zarar vermektedir. Özellikle bölgede faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarının, kişisel ayrılıkları bir kenara bırakarak uyum içinde hareket etmeleri; Uzungöl’ün haklarını savunurken yanlışlara karşı dimdik durmaları şarttır.
Uzungöl’de TOKİ tarafından yapılan bazı düzenlemeler elbette inkâr edilemez. Ancak ne yazık ki bu düzenlemeler, Uzungöl gibi dünya çapında tanınan bir turizm merkezi için yeterli olmaktan çok uzaktır. Yapılanlar, günü kurtarmaya yönelik adımların ötesine geçememiş; kalıcı, bütüncül ve vizyoner bir planlama ortaya konulamamıştır. Oysa Uzungöl, sıradan bir yerleşim alanı değil; doğasıyla, tarihiyle ve taşıdığı potansiyelle özel bir ilgi ve hassasiyet gerektiren eşsiz bir mirastır. Bu yetersizliğin en somut göstergelerinden biri de Çaykara–Uzungöl arasındaki yoldur. Yaz aylarında kilometrelerce uzayan araç kuyrukları, turistin daha gölü görmeden yorulmasına, bölge halkının ise günlük hayatının adeta felç olmasına neden olmaktadır. Bu yol, artık sadece bir ulaşım hattı değil; Çaykara’nın ve Uzungöl’ün kader yoludur. Bir an önce yeniden ele alınmalı, alternatif güzergâhlar oluşturulmalı ve yaz aylarında yaşanan bu çile mutlaka sona erdirilmelidir. Ancak mesele yalnızca yol, bina ya da altyapı meselesi değildir. Asıl sorun, bakış açımızdadır. Çaykara’da bulunan diğer mahallelerin Uzungöl’e karşı zaman zaman önyargılı bir tutum sergilediğini üzülerek görüyoruz. Oysa unutulmamalıdır ki Uzungöl’ün varlığı, yalnızca Uzungöl’de yaşayanlara değil; tüm Çaykara’ya ekonomik, sosyal ve kültürel katkı sunmaktadır. Turizmin getirdiği ekonomik güç, bir mahalleye değil, bir ilçenin tamamına nefes aldırmaktadır. Bu gerçeği iyi sorgulamak ve doğru anlamak zorundayız. Uzungöl’ü “onların meselesi” olarak görmek, aslında kendi geleceğimize sırt çevirmektir. Bugün Uzungöl’e gelen her turist; Çaykara esnafına, yaylalara, çevre mahallelere, hatta Trabzon’un geneline dolaylı ya da doğrudan katkı sağlamaktadır. Bu nedenle Uzungöl’e sahip çıkmak, yalnızca bir tercih değil; ortak bir sorumluluktur. Bir diğer önemli mesele ise dışarıdan Uzungöl hakkında oluşturulmaya çalışılan olumsuz algılardır. Yanlış örnekler üzerinden genelleme yapılmasına, Uzungöl’ün yalnızca sorunlarıyla anılmasına izin vermemeliyiz. Elbette eksikler, hatalar vardır; ama bunları inkâr ederek değil, doğru bir dille anlatarak ve çözüm üreterek aşabiliriz. Yanlışları cesaretle dile getirirken, doğruları da kararlılıkla savunmalıyız. Uzungöl’ü korumanın yolu, ayrışmaktan değil; birlikte hareket etmekten geçer. Hep birlikte konuşmalı, tartışmalı, üretmeli ve sahip çıkmalıyız. Çünkü Uzungöl, sadece bir göl değil; Çaykara’nın ortak vicdanı, ortak geleceği ve ortak umududur. Eğer bugün bu umudu birlikte yeşertmezsek, yarın geriye bakıp “keşke” demenin hiçbir anlamı kalmayacaktır.
Uzungöl bir gölden ibaret değildir. O, geçmişten bugüne taşınan bir miras, gelecek nesillere emanet edilmiş bir değerdir. Eğer bugün bu emanete sahip çıkmazsak, yarın yalnızca hatıralarımızda kalan bir güzelliğin ardından ağıt yakmak zorunda kalırız. Ve işte o zaman, doğa sessizliğini korur; ama insan vicdanı hiç susmaz...