Dr. İrfan İnce


Avcı Kim

Dedim ya daldan dala. Bu sefer bana önerilen bir kitab'ı tanıtmaktan ziyade zihnimde oluşturduğu aksülameli paylaşmak geldi içimden. Aslında farklı bir yazı kaleme almıştım,ancak bir yerde durmasını beklerken bilinçakışım beni bayağı uzaklara savurdu. Toparlanmak gerekecek. Arayı da fazla açmamak lazım.


'Uçurtma Avcısı'

Otobiyografik ve kısmen kurgusal.

Oldukça akıcı,sürükleyici .  

Son kırkbeş yılın olaylar dizisini,bireyselden yola çıkarak kollektif tarih  kronolojisi çıkarmak;

Yazar adına güzel bir hatırat ve tarihe not düşmek olmuş.

Ufuk açıcı.

Odağında Afganistan var.

Yarım asır, o coğrafyada milyonlarca trajik yaşanmışlıklar yanısıra yaklaşık 1.5milyon insan öldü.

İbret almak için de oldukça zengin bir laboratuar.

.........

Benim kişisel serencamımdan da yola çıkarak;

1979'u milat alarak başlayayım.

Rus işgali sonrasında orantısız bir güce karşı duruşu,empati yapan İslamcılar için ilham verici oldu.

Kısmen doğruydu da.

Kırkbeş yıldan beri kendi hallimce gözlemlediğim bu süreci o dönemde biz İslamcılar ülkü edinmiştik.

Samimi ya da değil, acılarını da Filistin sorununda olduğu gibi paylaştık.

Oldukça romantik bir yaklaşımla .

An itibariyle Filistinliler için söylenen,ancak yıllar önce Afganistan davası hissiyatıyla düzenlenen marşlarla büyüyen bir nesildik  desem yeridir.

"Biz de yaşamak için gelmişiz insanlar.."

Şimdilerde Filistin için dolaşımda.

Coğrafya ayrı kader aynı.

Hâlâ aklımda kalan ve dilime pelesenk olan marştı.

Neyse.

79-89 yıllarında Afganistan savaşı topyekun antiemperyal bir hareket olarak algılandı.

Ne ki sonradan anlaşıldı ki 'Rambo' yani Amerika işin içindeymiş.

Belki de 'Vekalet' savaşının ilk örneği olduğunu öğrenince ayaklarımız yere bastı.

Hatta Türkiye'ye sıkça gelen,baldırı çıplak kahramanlarından birinin dizinin dibinde çektirilen fotoğraf ikonik olduğu kadar çağrışım yükü çok etkileyicidir.

Bilen bilir.

Bahsigeçen Gulbeddin Hikmetyar'ın o zamanlar çakma 'Che Guevara' edasıyla sarfettiği şu 'veciz' söz hâlâ kulağımdadır:

"Bizim Mücahid'e değil de sizin cihada ihtiyacınız var..!".

Ülkemizde ki seküler yaşamı kastederek.

O günler bizim için çok etkileyiciydi.

Dönemin 'Asr-ı saadeti'..!

Ensar-Muhacirin.

Peh peh peh...!

..........

Amerika bir taşla iki kuş vurmuştu;

İlki Silah endüstrisi açısından hem praxis hemde ticari kazanç elde etmiş;

Diğeri bugünden bakınca tüm dünyaya subliminal, lisan-ı hal ile;

"Gerçek İslam ve müslümanlar bunlardır" mesajını dünya kamuoyuna empoze ederek,

İslamofobik bir dönemin miladına öncülük etmiş oldu.

Yıl 1989

Glastnost ve Perestroyka zamanları.

Rusya çekilir.

Yıllarca Amerikanın Her türlü kirli emellerinin besiyeri ve laboratuvarı olan bu coğrafya artık destabilize olmuştur.

O 'Dehşet dengesi' ortadan kalktığında,

Etnik ve mezhepsel korkunç bir vandalizm ve vahşet ortaya çıktı.

'Mücahit Kahramanlar'ın foyası meydana çıktı,emayesi döküldü.

Bu bataklığın içinden gülistan değil,

Korku, nefret ve otorite boşluğu doğdu.

Yani dağ fare doğurmuş oldu.

Haliyle bu faunada adını daha önce duymadığımız, Amerika'nın Rusyaya karşı kullandığı Al-Kaida ve Taliban adında canavarlar sudür etti.

Son görev :

Al-Kaida

11Eylül olayında maşa olarak  

'Yeni Dünya Düzeni ve dizaynı' için bahane edilerek kullanılıp paçavra gibi atıldı.

Atları da vururlar.

Akabinde

Samuel Huntington'ın 'Medeniyet Çatışması'

ve

Fransis Fukuyama'nın 'Tarihin Sonu'

kitaplarıyla olaylar sözümona  bilimsel bir zemine de oturtulmuştu.

Oh ne âlâ.

Sonrasında Amerika'nın Afganistan işgali.

Orayı Figanistan'a dönüştürüp Taliban'a bırakarak çekilmesi.

Ne serüven ama.

Bugün de İslam adına neler neler yaşandığını hayal kırıklığıyla gözlemliyoruz.

Sözü,engizisyonda yakılarak yokedilen Giordano Bruno'ya bırakıyorum:

"Tanrı iradesini hakim   kılmak için yeryüzündeki iyi insanları kullanır;
Yeryüzündeki kötü insanlar iradelerini hakim kılmak için Tanrı'yı kullanırlar"

Ne ironiktir ki Afganistanın tarumar edilmesinde başrolü oynayan Amerika,

Afgan halkı için ,özellikle de hâli vakti yerinde olanların kurtuluş limanı olmuş.

'Macera dolu Amerika'

Yazar Khaled Hoseyni,

Otoboyografik anlatısında  kırkbeş yıl savaştan başını kaldıramamış,kendisinin de üyesi olduğu bir halkın trajik seyri konusunda 'vur abalı'ya salvolar savururken asıl bu bataklığı vareden emperyal güçler hakkında dişe dokunur bir ta'rizde bile bulunmamaktadır.

Bi'çeşit Stockholm sendromu!

........

'Avcı' metaforunu kullanırken 'Cambaza bak' diyeni ıskalıyor.

Yankee'yi, asıl yankesiciyi göremiyor.

Üzerinde düşünmeye değer.

........

Dünya daha bir yangın yeri.

Trajik tiyatro,ama hayal edilemeyecek kadar gerçek.

Sözün bittiği yer...